Günün Sözü
Sayfa 1/6 123 ... SonSon
51 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: ✎ ATTİLA İLHAN Şiirleri . . .

  1. #1 ✎ ATTİLA İLHAN Şiirleri . . . 
    Attila ilhan şiirleri, yağmur şiirleri, aşk şiirleri, romantik yağmur şiirleri, Attila ilhan bütün şiirleri
    MAHUR BESTE (O Mahur Beste Çalar Müjgan'la Ben Ağlaşırız )
    - ATTİLA İLHAN


    Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
    O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız
    Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
    Yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız
    O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız

    Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
    Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
    Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
    Gittiler akşam olmadan ortalık karardı

    Bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra
    Sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara
    Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara
    Geceler uzar hazırlık sonbahara

    ATTİLA İLHAN



         

         

    Alıntı  
     

  2. #2 ATTİLA İLHAN < Korkarım << ATTİLA İLHAN ŞİİRLERİ 
    Korkarım << ATTİLA İLHAN

    ay soluk soluğa
    yıldızlar akla ziyan bir irilikte
    uzaydan yanmış kibrit kokuları
    koklasam korkarım
    koklamasam
    gizli yılan ıslıklarıyla özsuyu zaptediyor
    henüz birer iskelet gibi çıplak
    aşağıdan yukarıya ağaçları
    çiçekleri uyandı uyanacak
    koparsam korkarım
    koparmasam
    öyle yoğun bir elektrikle
    çıtırdar ki saçları
    kim değse tutuşacak
    dokunsam korkarım
    dokunmasam
    gözleri bir yangın başlangıcıdır
    dudakları kırmızı alarm
    uğultusu şehre yayılır
    sokak sokak
    tutulsam korkarım
    tutulmasam

    ATTİLA İLHAN







         

    Alıntı  
     

  3. #3 ATTİLA İLHAN Şiirleri < İstanbul Ağrısı < ATTİLA İLHAN 
    İstanbul Ağrısı < ATTİLA İLHAN

    Kanatları parça parça bu ağustos geceleri
    Yıldızlar kaynarken
    Şangır şungur ayaklarımın dibine dökülen
    Sen
    Eğer yine İstanbul'san
    Yine kan kopuklu cehennem sarmaşıkları büyüteceğim
    Pançak pançak şiirler tüküreceğim
    Demek yine ben
    Limandaki direkler ormanında bütün bandıralar ayaklanıyor
    Kapı önlerinde boyunlarını bükmüş tek tek kafiyeler
    Yahudi sokaklarını aydınlatan Telaviv şarkıları
    Mavi asfaltlara çökmüş
    Diz bağlıyor
    Eğer sen yine İstanbul'san
    Kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan
    Sirkeci Garı'nda tren çığlıklarıyla bıçaklanıp
    İntihar dumanları içindeki Haydarpaşa'dan
    Anadolu üstlerine bakıp bakıp
    Ağlayan
    Sen eğer yine İstanbul'san
    Aldanmıyorsam
    Yakaları karanfilli ....... eğer beni aldatmıyorsa
    Kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
    Yine senin emrindeyim
    Utanmasam
    Gözlerimi damla damla kadehime damlatarak
    Kendimi yani şu bildiğim Atilla İlhan'i
    Zehirleyebilirim
    Sonbahar karanlıkları tuttu tutacak
    Tarlabaşı pansiyonlarında bekarlar buğulanıyor
    İmtihan çığlıkları yükseliyor üniversite'den
    Tophane İskelesi'nde diesel kamyonları sarhoş
    Direksiyonlarının koynuna girmiş bıçkın şöförler
    Uykusuz dalgalanıyor
    Ulan İstanbul sen misin
    Senin ellerin mi bu eller
    Ulan bu gemiler senin gemilerin mi
    Minarelerini kürdan gibi dişlerinin arasında
    Liman liman götüren
    Ulan bu mazot tüküren bu dövmeli gemiler senin mi
    Akşamlar yassıldıkça neden böyle devleşiyorlar
    Neden durmaksızın imdat kıvılcımlari fışkırıyor
    Antenlerinden
    Neden
    Peki İstanbul ya ben
    Ya mısralarını dört renkli duvar afişleri gibi boy boy
    Gümrük duvarlarına yapıştıran yolcu abbas
    Ya benim kahrım
    Ya senin ağrın
    Ağır kabaralarınla uykularımı ezerek deliksiz yaşattığın
    Çaresiz zehirler kusan çılgın bir yılan gibi
    Burgu burgu içime boşalttığın
    O senin ağrın
    O senin
    Eğer sen yine İstanbul'san
    Yanılmıyorsam
    Koltuğumun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim
    Sicilyalı balıkçılara Marsilyalı dok işçilerine
    Satır satır okumak istediğim
    Sen
    Eğer yine İstanbul'san
    Eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi her tarafımda hissettiğim
    Ulan yine sen kazandın İstanbul
    Sen kazandın ben yenildim
    Kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
    Yine emrindeyim
    Ölsem yalnız kalsam cüzdanım kaybolsa
    Parasız kalsam tenhalarda kalsam çarpılsam
    Hiç bir gün hiçbir postacı kapımı çalmasa
    Yanılmıyorsam
    Sen eğer yine İstanbul'san
    Senin ıslıklarınsa kulaklarıma saplanan bu ıslıklar
    Gözbebeklerimde gezegenler gibi dönen yalnızlığımdan
    Bir tekmede kapılarını kırıp çıktım demektir
    Ulan bunu sen de bilirsin İstanbul
    Kaç kere yazdım kimbilir
    Kaç kere kirpiklerimiz kasaturalara dönmüş diken diken
    1949 Eylül'ünde birader mirc ve ben
    Sokaklarında mohikanlar gibi ateş yaktık
    Sana taptık ulan
    Unuttun mu
    Sana taptık.
    ATTİLA İLHAN


         

    Alıntı  
     

  4. #4 Attila ilhan < kirmizi pazar < attila ilhan şiirleri... 
    KIRMIZI PAZAR < ATTİLA İLHAN

    Kız sen burda yeni misin peki leyla nerde
    Hani çekirdek gözlüm örümcekten korkan
    Kim ulan beni herkes tanır git patronuna sor
    Elektrikçi ihsan dedin mi içkide üstüme yoktur

    Leyla güzel kızdı ben böyle göz görmedim
    Sen de güzelsin bak omuzların mesela
    Biz elektrikçi kısmı karanlıkta güreşiriz
    Ölüm tellerde ıslık çalar gözümüz pektir
    Saçların kendinden mi sarı boyadın mı
    Öyle örtülü bakma içimi karıştırıyorsun

    Buranın tesisatını biz yaptık cahit'le beraber
    Düğmeye şöyle dokun süt gibi aydınlık
    Cahit askere gitti bak leyla da gitmiş
    Geceleri uyku tutmuyor işin yoksa cigara iç
    Yıldızlar boğazıma dizili inanmazsın
    Dilsiz misin nesin bir şey söylesene
    İstanbul'dan mı geldin yalnız mısın







         

    Alıntı  
     

  5. #5 ATİLLA İLHAN - O SÖZLER Der ki . . . 
    O SÖZLER Kİ KALBİMİZİN ÜSTÜNDE
    DOLU BİR TABANCA GİBİ
    ÖLÜP ÖLESİYE TAŞIRIZ.
    Ö SÖZLER Kİ BİR KERE ÇIKMIŞTIR AĞZIMIZDAN
    UĞRUNDA ASILIRIZ.

    ATİLLA İLHAN

         

    Alıntı  
     

  6. #6 Attila ilhan - Yağmurda Sis Düdükleri (A.İlhan Şiirleri) 
    imdat çigliklari midir
    bir felaketi mi duyururlar
    anlaşilmaz söyledikleri
    salkim saçak çökerler karanligima
    yalnizligimi dagitirlar
    yagmurda sis düdükleri




    camlarda çehreler hayal meyal
    aramizdan müthiş ayrilmişlardir
    anlaşilmaz niye öldükleri
    son nefeslerini tasarladikça
    insan israrla ölümünü yaşiyor
    yagmurda sis düdükleri

    yürekte keder yogunlaştikça
    bulutlar buz tozuna yozlaşiyor
    anlaşilmaz neleri götürdükleri
    sabahlar olur bir türlü uyuyamam
    içimde sanki şilepler çarpişiyor
    yagmurda sis düdükleri



    Attila ilhan şiirleri, yağmur şiirleri, aşk şiirleri, romantik yağmur şiirleri



         

    Alıntı  
     

  7. #7 Attila İlhan Şiirleri - Ayrılık Sevdaya Dahil 
    Perhaps, Perhaps ,Perhaps DamLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    28.133

    Ayrılık Sevdaya Dahil

    açılmış sarmaşık gülleri
    kokularıyla baygın
    en görkemli saatinde yıldız alacasının
    gizli bir yılan gibi yuvalanmış
    ..........
    ..........



         

    Alıntı  
     

  8. #8 Attilâ İlhan — CLAUDE DİYE BİR ÜLKE 
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    17.937





    Claude diye bir ülke siyah palmiyelerin değişerek her gece genç kızların öptüğü,
    yanlış erkekler gibi çizdiği raphael'in
    şüpheli dudakları ayva tüyü

    cladue diye bir ülke kuşların ürküttüğü
    tüylü sevişmesi yağmurlu geyiklerin
    kırık masallarının uzaktan göründüğü
    lesbos adasındaki bitmemiş şiirlerin

    cladue diye bir ülke mermer prensesin
    ağzıyla emdiği yılanların sütünü
    o kadar korktuğu ibranî peygamberin
    ay doğunca yaşayan ay batınca ölü

    radyoaktif etkilerle saçların birden
    balmumu bir heykel başında uzaması
    röntgen yansımaları seramik gözlerinden
    ellerinin inatla göğsünü araması
    boşlukta katılaşan bir kadın kahkahası
    akvaryum yeşili flamand resimlerinden
    kaşlarının aynalarda incecik alınması
    her şimşek çakışta kendiliğinden
    sebâ melikesinin odalık hareminden
    kuduslü bir kızın âzeri ağlaması
    servirû sultan'ın yahudi dişlerinden
    çıplak ten aydınlığına işleyen sızı

    claude diye bir ülke neuilly'de damgalanmış
    fransız pullarının paris laciverdine
    kendinden başlayarak herkeste yanılmış
    rüyalar işleyince eksik erkekliğine

    claude diye bir ülke hiç kimse uğramamış
    okyanus diplerinden yoğun sessizliğine
    dünya haritasından oyulup çıkarılmış
    uluyan bir köpek bırakılmış yerine

    ATTİLA İLHAN

         

    Alıntı  
     

  9. #9 Attilâ İlhan — EMİRGANDA ÇAY SAATİ 
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    17.937






    Çerağân Sarayı'ndan Büyükdere'ye
    üşümek sonbaharında eski çınarların
    uzadığı yerde gizlice akşamların
    başlayıp adetâ kendini dinlemeye
    kafeslerin ardında bol gözlü bir kadın
    ansızın giydirilmiş ipek ferâceye
    bir çay yalnızlığı emirgân'dan öteye
    değdikçe ısındığı yaldızlı bardağın
    nedîm'den yansıması tatyos efendi'ye
    tenhâ bir genç kız sesiyle hicazkâr'ın
    kuytularda çürüdüğü bağdadî yalıların
    yorgun sarmaşıklarıyla sarkmış bahçeye

    soğuk kuşlar gibi dağılır boğazda
    rüzgârın getirdiği donuk bir yağmur pusu
    istinye'de gemilerin karanlık uykusu
    kırık direkleriyle dalgın ve hasta
    birden içimi kaplayan ölüm korkusu
    selâm verilince meçhul bir namazda
    gâzâli'yse biraz mevlânâ biraz da
    kubbenin altındaki divan uğultusu
    'şeref' vapurundan en kirli beyazda
    yüzlerce harbiyeli sürgün yolcusu
    havada bir asılmış adam kokusu
    istanbul jöntürkleri hüzzâm bir yasta

    yankılarıyla telaşlı geceleri bir bebek'ten
    motorların taşıyıp o kadar bitiremediği
    en yılgın sonbahar benim gözlerimdeki
    çok daha dumanlı mütâreke günlerinden
    alaturka saat kaçta ikinci tömbeki
    miralay sadık bey'in nargilesinden
    dem çekip kumrular gibi sebilleri şenlendiren
    osmanlı sehpâların gölgesindeki
    emirgân'da acılaşmak koyu bir semâverden
    çaylar gibi kararıp kaç defalarca eski
    bir şiir üzüntüsüyle müseddes biçimindeki
    çoktan unutulmuş kilitli defterlerden

    ATTİLA İLHAN

         

    Alıntı  
     

  10. #10 Attilâ İlhan — BEN SANA MECBURUM . . . 
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    17.937





    Ben sana mecburum bilemezsin...
    Adını mıh gibi aklımda tutuyorum

    Büyüdükçe büyüyor gözlerin
    Ben sana mecburum bilemezsin
    İçimi seninle ısıtıyorum


    Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
    Bu şehir o eski İstanbul mudur?
    Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
    Sokak lambaları birden yanıyor
    Kaldırımlarda yağmur kokusu
    Ben sana mecburum sen yoksun

    Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
    İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
    Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
    Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
    Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
    Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
    Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

    Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
    Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor
    Durup köşe başında deliksiz dinlesem
    Sana kullanılmamış bir gök getirsem
    Haftalar ellerimde ufalanıyor
    Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
    Ben sana mecburum sen yoksun

    Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
    Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
    Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
    Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
    Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
    Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
    Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor

    Ne vakit bir yaşamak düşünsem
    Bu kurtlar sofrasında belki zor
    Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
    Ne vakit bir yaşamak düşünsem
    Sus deyip adınla başlıyorum
    İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
    Hayır başka türlü olmayacak
    Ben sana mecburum bilemezsin..

    - ATTİLA İLHAN

         

    Alıntı  
     

Sayfa 1/6 123 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Attila İlhan'ın ''O Mahur Beste'' Şiirinin Yazılış Öyküsü
    By AdoNiS in forum Türk Dili ve Edebiyatı
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 12-06-2016, 03:46 AM
  2. Ahmet Kaya l O Mahur Beste Çalar (Şarkı Hikayesi )
    By Gülfem in forum TÜRKÜ HİKAYELERİ, Yöresel Türküler, Türkü Sözleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07-02-2014, 12:41 PM
Bu Konudaki Etiketler

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Yetkileriniz
  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •