Günün Sözü
Sayfa 2/6 İlkİlk 1234 ... SonSon
51 sonuçtan 11 ile 20 arası

Konu: ✎ ATTİLA İLHAN Şiirleri . . .

  1. #11 Attilâ İlhan — BENCE MALUMDUR 
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.743




    Dikenin kalbime battığı bir sonbahar günüdür . . .
    sen elini bulutların içinde gezdirirsin
    bulutlar senin gözlerinin üstünde yürürler
    içini kurtlar kemirir
    bence malumdur
    buğulanmış camların arkasında masmavi yüzün
    senin ateşler içinde olduğun
    bence malumdur
    ellerin muhakkak çocuk elleridir
    hep kimsenin bilmediği türküler düşünürsün
    onlar neden daima okul türküleridir
    süleymancıktan bahseder
    kara toprakta açık yeşil bir yıldız gibi akıp giden
    süleymancıktan
    ve karınca yuvalarından bahseder
    ışıksız kömürsüz karınca yuvalarından
    gökyüzünde kızıl bir hilalin kaydığını görürsün
    sen ansızın gökyüzünde görünürsün
    gözlerinin rengi
    bence malumdur
    elinde değildir akşam serinliğinde üşüsün
    eylül'den itibaren geceler hazindir uzundur
    sokaklar yorulur uykuya varıp gelirler
    sokakların üstüne bulutlar gelirler
    bulutların üstüne yıldızların gözleri gelir
    bir yıldız bir yıldızın ardınca gider
    yıldızların kaybolduklari yer
    bence malumdur
    karanlıkta bir şeyler kopar dağılır
    uzaktan yabancı sesler duyulur
    sen elini bulutların içinde gezdirirsin
    elin hayallerimi dağıtır
    bilirsin
    sen elini bulutların içinde gezdirirsin -

    ATTİLA İLHAN

         

         

    Alıntı  
     

  2. #12 Attilâ İlhan — BÜYÜK YOLLARIN HAYDUDU 
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.743








    İşte dudaklarını konyağa vermiş dinlendiriyor...
    Tersine dönük gözkapakları uykusuzluktan...



    İşte sımsıcak lejyoner bakalları içinde ...
    Margot'nun sigarillosuna ateş tutuyor
    Tersine dönük gözkapakları uykusuzluktan
    Kirli sarı bir gök birikmiş kadehinde
    Hiçbir kibriti bir seferde yakamıyor

    Asıl bu ödlek flüt onu böyle yıkan
    Uykusuzluktan çok bu ödlek flüt margot'nun
    Çıplak gözlerindeki rom lekesi dişlerindeki
    Tebeşir beyazı açlık paletindeki karanlık
    Rimelindeki is ve dudak rujundaki kan
    Je hais les dimanches şarkısı juliette greco'nun

    İşte dudaklarını konyağa vermiş dinlendiriyor
    Tersine dönük gözkapakları uykusuzluktan
    Bir yatak biliyor musunuz ah biliyor musunuz

    Göğsüne yeşil mürekkeple margot'nun gözleri oyulmuş
    Her gittiği yere bir tutam sigarillo dumanı götürecek
    Margot'nun paketinden bir siyah götürecek kusuk siyah
    Kendine geceler boyamak için izmir'de istanbul'da

    Nasıl yapıyor bilmiyorum bir türlü aklım almıyor
    Beyoğlu'ndan st-placide'e çıkıyor basmane'den passy'e
    İzmir'de 15945'ten soruyorsunuz gitti diyorlar
    İstanbul'da siyasi polis bile adresini bulmamış

    Yazar - ATTİLA İLHAN

         

    Alıntı  
     

  3. #13 Attilâ İlhan — CEBBER OĞLU MEHEMMED 
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.743





    Bahçe kazasının Kaman köyü'nden
    Cebbar Oğlu Mehemmed'in hikayesi...



    Kaman civarına bahar gelince yıkılır ovadan apdal çadırları,
    yücesinde pare pare duman tutmuş
    düdüldağ'ın yaylasında mekan kurulur
    hoş gelmişsin evvel bahar
    nisan ayı içinde donanır dağlar
    donanır yeşilinden alından
    istasyon deresi kabarmıştır
    hacıdağ'ın selinden
    dağlar sıra sıradır eylim eylim
    dağlar uzanır bir uçtan bir uca
    dağlar birbirinden yüce
    yamaçlarında kireç yakılır
    bir ömür boyunca kahrı çekilir
    kimse anlamamış sırrını hikmetini
    bu bereket nereden gelir
    başınızdan duman eksilmesin gavurdağları
    siz hikayet eylediniz bana
    bahçe kazasının kaman köyünden
    cebbar oğlu mehemmed'in hikayesini

    yılların yücesinden şöyle bir seyran edelim
    bir avuç toprağıma çöreklenmek için
    yürümüş selamsız sabahsız
    destursuz girmiş memleketime
    yedi çeşit frenk askeri
    uğursuz bir hava çökmüş
    üstüne memleketimin
    uğursuz ve karanlık
    çocuklar gülmemiş artık
    sessiz sessiz ağlamış analar
    oduna giderken vurulmuş
    ve yahut harman yerinde
    avuçları buğday kokan delikanlılar

    ve nice gavurdağı kızlarının
    birer birer ırzına geçilmiş
    yalvarmış ihtiyarlar ALLAH'a
    - rivayet şöyledir ;
    kim dumanlı bir güz akşamı
    şu mor dağlar efendim
    destur demiş de yürümüş
    silkinip kalkmış ayağa

    gel haberi öteden verelim
    çıkmış dağlara kendiliğinden
    cebbar oğlu mehemmed
    fransız'a silah çekmiş
    hür yaşamak uğruna
    ırz uğruna namus uğruna
    ana için baba ve kardeş için

    şu mübarek topraklar
    şu mübarek vatan için
    derken efendim
    bir gün kaman'dan öte
    uğrun uğrun haber ulaşmış
    urfa'nın antep'in köylerine
    gözü kanlı maraş beylerine

    cebbar oğlu mehemmed
    burcu burcu çam kokan bir yaz akşamı
    omuz vermiş bir ağaç gölgesine
    usul usul türkü söylüyor
    hasret kuşun kanadında
    deli kuşlar uçun gayrı
    yazımız böyle yazılmış
    bu diyardan göçün gayrı
    kirveleri durdu ve süleyman
    on sekiz adım gerisinde
    şahin gibi tünemişler kayaların üstüne
    avuçları sıcak bakışları ok gibi
    deliyor her dokunduğu yeri
    biri doğuya bakıyor diğeri batıya

    iptida durdu görüyor geleni
    yel midir toz mudur anlamıyor
    lakin bıyıkları terlemeden
    çeteci olan garip ökkeş
    çok geçmeden getiriyor haberi
    tabur tabur üstümüze varıyor
    düşman yola çıktı savranlı'dan

    hemen mevzie sokuldu mehemmed
    yanıbaşında durdu ve gerisinde süleyman
    çeteler yer tutup pusu kurdular
    kanlı geçit boyuna
    düşman yanaşırken kaman köyüne
    bekletmeden yaylım ateşi açıldı
    mermi kurşun yağmur gibi saçıldı
    ilk seferinde on beş kişi vurdular
    ve bir hayli düşman kırdılar
    yamaçlarda koptu kızılca kıyamet
    cesaretlerine söz yoktu ama
    neyleyip nitsinler düşman daha çoktu
    düştü birer birer bütün yiğitler
    gürültüler boğazda sustu nihayet

    demek diz üstü düşmüş mehemmed
    kirvesi durdu'nun yanıbaşına
    kanlar akar yarasından
    al al olmuş çevresinden

    köpük köpük gözlerini doldurur
    bir başına mehemmed yedi düşman öldürür
    mavzerinin namlusu hala sıcak
    tutulmaz
    ölümün derdi büyük yiğenim
    çare bulunmaz

    aynı akşam doğurmuş karısı döne
    mavi gözlü bir çocuk sarışın
    bir avuç toprak sarmışlar altına
    ve kemal koymuşlar adını

    Yazar - ATTİLA İLHAN

         

    Alıntı  
     

  4. #14 Attila İLHAN ~ Cinayet Saaati 
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.743





    Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi...
    Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
    Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
    Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu

    Deli cafer ismail tayfur ve şaşı
    Maktulün onbeş yıllık arkadaşı
    Üçü kamarot öteki aşçıbaşı
    Dört bıçak çekip vurdular dört kişi

    Cinayeti kör bir balıkçı gördü
    Ben gördüm kulaklarım gördü
    Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
    Hiçbiriniz orada yoktunuz

    Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
    On üç damla gözyaşını saydım
    Allahına kitabına sövüp saydım
    Şafak nabız gibi atıyordu
    Sarhoştum Kasımpaşa'daydım
    Hiçbiriniz orada yoktunuz

    Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
    Polis kaatilleri arıyordu
    Deli cafer ismail tayfur ve şaşı
    Üzerime yüklediler bu işi
    Sarhoştum Kasımpaşa'daydım
    Vapuru onlar vurdu ben vurmadım
    Cinayeti kör bir balıkçı gördü

    Ben vursam kendimi vuracaktım

    Şair : ATTİLA İLHAN

         

    Alıntı  
     

  5. #15 Attilâ İlhan -- CİNNET ÇARŞISI 
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.743





    Sirkeci Garpalas 32

    elektrik çiçekleri açıldı mı sayaç dönüyor
    ben de dönüyorum sirkeci garpalas 32
    birisi neuilly'den iki uçak mektubum var
    hangisini açsam birkaç satır daha yalnızım

    çocukluk serüvenlerim tüccar horn filmindeki

    hangi kız yüzüme baksa mutlaka parasızım
    yıldız falımda yolculuk görünüyor
    benim için bir şey yapın suçlu değilim ki
    kimin kapısını çalsam elini tutacak olsam
    kendiliğinden atıyor bütün sigortalar
    şehrin bütün ışıkları bir anda sönüyor
    ben de sönüyorum sirkeci garpalas 32
    birisi neuilly'den iki uçak mektubum var

    yine bir radyo ıslığı sızıyor kulaklarıma
    şimdi baylan'a gitsem hiç kimseyi bulamam
    iki kırk beş seansı başladı üstelik yağmur

    yoksa seni içim sıra çok mu hızlı yaşadım
    uzak olduğumuz halde ne oldu bilmiyorum
    aramızda her şey bitti artık gelmesen de olur
    bana yazmasan da olur seni hiç sevmiyorum
    halbuki gelip gelip rüyalarıma giriyor
    o çocuk yüzlü siyah trençkotlu kadın
    aylardır bir plak arayan sayanora ismindeki
    onu yüksekkaldırım'da akşamları görüyorum
    siyah bir lale gibi yorgun boynu bükük
    yarıyarıya yabancı yarıdan fazla uykusuz
    kim olduğumu bilmiyor ne yaptığını bilmiyor
    bir vitrin aydınlığında gizlice bakışıyoruz

    rahmaninof'un piyano konçertosu saat dokuz
    nargile meraklısı kadınlar emirgân'da tek tük
    yine her satır başında vlaminck'e dönüyorum
    yırtıcı bir kuş gibi yalnız bulutlar içindeki
    ne kadar ampul varsa beyoğlu'nda kör kütük
    kirli bir sis ıslak elleriyle hepsini örtüyor
    yine konyak sarısı yumuşak bir sonbahar
    herkes ümitsizliğini sırtlamış evine götürüyor
    ben de götürüyorum sirkeci garpalas 32
    birisi neuilly'den iki uçak mektubum var

    nerdesin inge nerdesin nerede değilsin ki

    - ATTİLA İLHAN

         

    Alıntı  
     

  6. #16 Attilâ İlhan > GECENİN KAPILARI .. 
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.743




    Bütün kapılar kapandı, dışardayım...
    Birden karşıma çıkmayın korkuyorum
    Uykusuzum fena halde, sokaktayım
    Karanlık bastırdı mı bozuluyorum

    Fena bir yerimden koptuğum doğru
    Kendimden çok fazla yaşamaktayım
    Nereye bağlanacak bu işin sonu
    Aslında ben kimim meraktayım

    Bütün kapılar kapandı, sokaktayım...

    ATTİLA İLHAN

         

    Alıntı  
     

  7. #17 Attila İLHAN » HERŞEYİ BİRDEN İSTEMEK... 
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.743



    O kitabı da okudum bitirdim...
    hani o genç kızın beni unuttuğu
    bir ara fena halde fikrindeydim
    dudağındaki nem gözündeki buğu

    durmadan hayal değiştiriyorduk
    çetrefil bir hayat herkesin korktuğu
    kaderlerimiz kalındı sevinçlerimiz çabuk
    yaşamadan dağılıyor yarısından çoğu

    erteleyip durduk suç ortalığımızı
    asıl mutluluğun içinde bulunduğu
    bazı ben yalnıştım o yalnıştı bazı
    çünkü gecikmenin ağır yorgunluğu

    yanıldığımız herşeyi birden istemekti
    isteği gerçekleştirmez isteğin yoğunluğu
    ihtiyaç başka bir boyuta geçmekti
    devreden çıkarıp gereksiz sorumluluğu

    tekrar loş yalnızlıkların en dibindeyim
    sararmış yaprakların usulca savrulduğu
    köprüler yıkıldı artık kendimleyim
    parmak uçlarımda ölümün soğukluğu

    -
    ATTİLA İLHAN

         

    Alıntı  
     

  8. #18 ATTİLA İLHAN — Jilet Yiyen Kız... 
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.743







    Sevdim jilet yiyen kızı
    göğsündeki kumrulara değsem, gagaları zehirli kırmızı ...





    O kızı nerede nasıl görsem ?...
    aklımı başımdan alır ağzı
    saçları şıra köpüğü desem
    kaşları bıçak izi kırmızı

    yakut pulları mı? bu ne görkem
    kanlı gözbebeklerindeki yazı
    beni nasıl büyüledi bilmem
    kirpikleri örümcek kırmızı

    kızıl demirden bir ünlem
    salınması yangın yalnızı
    korkmasam öpmeye eğilsem
    dişleri elektrik kırmızı

    çarpılmışım başım sersem
    sevdim jilet yiyen kızı
    göğsündeki kumrulara değsem
    gagaları zehirli kırmızı

    gece gündüz tek düşüncem
    kasıklarımdaki ince sızı
    artık kimseyle sevişemem
    anladım sevişmek kırmızı

    jilet yiyen kız merih'li gecem
    birlikte bulacağız belâmızı
    sonumuz kuşkusuz cehennem
    kırmızı kırmızı kırmızı ...

    - ATTİLA İLHAN

         

    Alıntı  
     

  9. #19 Attilâ İlhan — İKİ YÜZLÜ MELEKLER... 
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.743



    Vay anam vay !!!

    sen ne dersin İstanbul?...sen garip bir şair olsan söyle ne halt edersin ?...




    Sayende sayeban olduk İstanbul şehri!!
    sayende sebil olduk aç kaldık sefil olduk
    yıldızlar dem çekti güvercinler gibi başucumuzda
    ve yaktı perişan eyledi sine-i sad-paremizi
    saplanıp hançer misali bir hilal
    sokaklar serseri biz serseri
    yüksekkaldırım’da
    bir cezayir şarkısını dile getirdi plaklar
    cadde-i kebir: bütün ışıklarını yakmış bir gemidir
    sinemalar nerdeyse boşalacaklar

    vay anam vay
    sen ne dersin İstanbul
    sen garip bir şair olsan söyle ne halt edersin
    kimin gücü yeterse kahretsin pazarlığı
    sefalet akıyor gürül gürül sokaklardan
    yol üstünde bir şehvet çarşısı tıklım tıklım
    yol üstünde sevda pazarlığı aşk pazarlığı
    kurtulmadık gitti bu denlü kepaze hayattan
    hep böyle gecelerin koynunda yaşadık
    geceler serseri biz serseri
    karakoldaki aynada safran gibi kirli yüzümüz
    gözlerimiz hasta gözleri ellerimiz hasta elleri
    kırılmış kavala dönmüşüz

    sen söyle serseriler kıralı İstanbul
    sen söyle iki gözüm
    hangi merhem çaredir şu bizim yaramıza
    yel üfürdü su götürdü gençliğimizi
    elimiz boşa geldi meydanlarda kaldık
    meydanlar serseri biz serseri
    sağımız sefalet solumuz ölüm
    işte geldik gidiyoruz
    kahrolasın
    kahrolasın İstanbul şehri!!

    - ATTİLA İLHAN

         

    Alıntı  
     

  10. #20 Attilâ İlhan — KORKUNUN KRALLIĞI... 
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.743





    Yaşlandıkça insan dünya başkalaşıyor.

    - ATTİLA İLHAN




    Geceleri bir ıslık...
    penceremin altında birileri beni çağırıyorlar
    (yoksa yanılıyor muyum)
    koşup bakıyorum kimseler yok
    sarayburnu'nda sis düdükleri
    mektuplarım kayboluyor posta kutusundan
    birileri çalıyor ama kim
    geçen akşam yağmuru değiştirdiler
    yumuşak başlamıştı tatlı ve ılık
    nasıl olduysa kestiremedim
    az sonra sülfirik asitti gökten yağan
    (cam iplikleri halinde yağıyor
    değdiği yeri eriterek
    duman duman)

    biryerlere gidecek oluyorum
    ardımda birileri
    hayal meyal varla yok arası
    cigaralarını avuçlarında saklamış
    gözlerinde aynalı güneş gözlükleri
    (bilmem yanılıyor muyum)
    daha dün geceyarısı
    telefonda birileri
    fakat konuşmuyorlar
    bir bubi tuzağı sessizliği hüküm sürüyor
    türlü olasılıklarla yüklü
    olağanüstü iri
    bir o kadar da tehditkar
    (bilmem yanılıyor muyum)
    beni dehşete düşürmek istiyorlar

    nasıl oluyor anlamıyorum
    gece yayın bitmiş televizyonu kapamışım
    ekranda ansızın birileri
    kapalı demir bir kapı gibi suratları
    gözleri ateş saçıyorlar
    gözlerinde tarifsiz bir hışım
    bıyıkları zifiri karanlık
    ele geçirebilirlerse beni öldürmek
    besbelli maksatları
    (yanılıyor muyum neyim)
    yanlış bir mıknatıs fırtınası içindeyim
    şişe yeşili şerare atlamaları
    şurup kırmızısı çakıntılar
    sağım solum her tarafım elektrik
    korkuyorum
    korktuğumun bilincindeyim
    birileri
    şalteri indirdi indirecek

    -
    ATTİLA İLHAN

         

    Alıntı  
     

Sayfa 2/6 İlkİlk 1234 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Attila İlhan'ın ''O Mahur Beste'' Şiirinin Yazılış Öyküsü
    By AdoNiS in forum Türk Dili ve Edebiyatı
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 12-06-2016, 03:46 AM
  2. Ahmet Kaya l O Mahur Beste Çalar (Şarkı Hikayesi )
    By Gülfem in forum TÜRKÜ HİKAYELERİ, Yöresel Türküler, Türkü Sözleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07-02-2014, 12:41 PM
Bu Konudaki Etiketler

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Yetkileriniz
  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •