Günün Sözü
Sayfa 1/4 123 ... SonSon
36 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: ✎ CEMAL SÜREYA Şiirleri . . .

  1. #1 ✎ CEMAL SÜREYA Şiirleri . . . 
    Cemal Süreyya Şiirleri, GÜZELLEME, Cemal Süreyya şiirleri en güzel cemal süreyya şiirleri


    GÜZELLEME

    Bak bunlar ellerin senin bunlar ayakların
    Bunlar o kadar güzel ki artık o kadar olur
    Bunlar da saçların işte akşamdan çözülü
    Bak bu sensin çocuğum enine boyuna
    Bu da yatak olduğuna göre altımızdaki
    Sabahlara kadar koynumda yatmışsın
    Bak bende yalan yok vallahi billahi
    Sen o kadar güzelsin ki artık o kadar olur

    İşe bak sen gözlerin de burda
    Gözlerinin ucu da burda yaşamaya alışık
    İyi ki burda yoksa ben ne yapardım
    Bak çocuğum kolların işte çıplak işte
    Bak gizlisi saklısı kalmadı günümüzün
    Gözlerin sabahın sekizinde bana açık
    Ne günah işlediysek yarı yarıya

    Sen asıl bunlara bak bunlar dudakların
    Bunların konuşması olur öpülmesi olur
    Seni usulca öpmüştüm ilk öptüğümde
    Vapurdaydık vapur kıyıya gidiyordu
    Üç kulaç öteden İstanbul gidiyordu
    Uzanmış seni usulca öpmüştüm
    Hemen yanımızdan balıklar gidiyordu.

    CEMAL SÜREYA



         

         

    Güzel günler çabuk geçer.
    İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi..

    Cahit Zarifoğlu
    Alıntı  
     

  2. #2 Cemal Süreya Şiirleri, Mezartaşı Çiçekleri 
    Mezartaşı Çiçekleri, Cemal Süreyya Şiirleri, Mezartaşı Çiçekleri cemal süreyya kısa şiirleri





    MEZARTAŞI ÇİÇEKLERİ


    70.000 aşk ve 90.000.000 dize:
    Ünlü şair İlhan Berk burda yatıyor!
    N'olur yolcu, sevaptır, sakın üşenme,
    Yukardaki sayıya bir sıfır da sen ekle.



         

    Güzel günler çabuk geçer.
    İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi..

    Cahit Zarifoğlu
    Alıntı  
     

  3. #3 Cemal Süreya, GÖÇEBE, Cemal Süreyya Şiirleri, Cemal Süreya GÖÇEBE Şiiri 
    Cemal Süreyya, GÖÇEBE, Cemal Süreyya Şiirleri, Cemal Süreyya GÖÇEBE Şiiri




    GÖÇEBE

    Sen sık sık gülen gülerken de
    Sevecen bir Akdeniz çizgisini
    Sol yanına ağzının
    İliştiren çocuk özenle
    Yabana mı atıyorum yani seni
    Yabana mı atıyorum saat altı buçukları
    Çocuk ve Allah'ın en eski baskısını
    Değil, değil bunların biri
    Gözlerimin gemileri kuş istiyor
    Açılıp kapandıkça sevdam
    Kapanıp açılıyor bir mavi
    Şahmaran süt istiyor kefeninden
    Üç aylık ölmüş çocukların
    Kerem ile Arzu geliyor Aslı ile Kanber
    Ay kana kana batıyor
    Ay kana kana batıyor
    Eşkiyalar gecenin yangınını izliyor uzakta
    Kargapazarı dağlarını dolanan yaşlı ve öfkeli bir
    otobüsteyim
    Jandarma daima nesirde kalacaktır
    Eşkiyalar silahlarını çapraz astıkça türkülerine
    Ve bu dağlar böyle eşkiya güzelliği taşıdıkça
    Patronun karısını zimmetine geçirip
    Amasya'dan Kars'a kaçmakta olan sayman yardımcısıyla
    Alevilikten konuşuyoruz uzun süre
    Yanımdaki hep bir gazetede Marilym Monroe'nun
    resimlerine bakıyor
    Marilyn Monroe öldü diyorum ona
    Ölümü siyah bir kakül gibi alnına düşürmesini bildi
    Şimdiyse Cennette Nietzsche'nin metresi olması gerekir
    Bunları diyorum daha ne varsa diyorum
    İşte hiçbir sebep olmadığını sevişmemeye
    İşte çocukluğumdan beri içimde bir önsezi olduğunu
    Bunun bir gün birine rastlamak gibi bir şey olduğunu
    Belki de bir günler bunun için Aydın'da
    bulunduğumu
    Zaten nedense hep bir şehirden bir şehre yolcu
    olduğumu
    İşte eflatun kakalı çocuklar olduğunu Kütahya'da
    Ankara'da dokunak Yozgat'ta becerik olduğunu
    Van'da güreşçi develer gibi süslediklerini kamyonları
    İstanbul'da minarelerin lirik olduğunu köprülerinse
    dialektik
    Acemi bir bulut bozuyor bütün görüntüyü eski bir şarkı
    gibi
    Bu şarkıyı ne zaman duysam aklıma
    Sinirli bir elin uysal bir bardağa
    Çok yukardan döktüğü bir içki gelir
    Sonsuz ve olağanüstü bir bira
    Köpüklene köpüklene biçimlendirir
    Soyunarak ağlayan bir kadını
    Acı bilincinde sonrasızlığın
    Ama bırakalım bırakalım bunları
    Yoldan piyade erleri geçiyor tahta bavullarıyla ve
    büyük yakalarıyla
    Ve faytoncular görüyorum
    Yere basışlarındaki ağırlığı azaltmak için
    Tanrısal bıyıklarıyla durumlarını paraşütlendiren

    Kars'tayım bu ne biçim Kars bir kenarda
    Pekala yalçınlık iddiasında bulunabilecek bir tepenin
    üstünde
    Kars kalesi yükseliyor
    Gökyüzünü Ankara kalesine göre daha soyut ve daha
    elverişli bir şekilde
    Hırpalayan bu kale de olmasa
    N'olacak bakalım hırpalayan bu kale de olmasa
    Kuşkusuz artacak yalnızlığım sevgili çocuk

    Biliyorsun ben hangi şehirdeysem
    Yalnızlığın başkenti orası

    Bir de yine sevgili çocuk
    Biliyorsun kişi tutkularıyla
    Yalnızlığını adlandırıyor o kadar

    Arkada bir su devrile devrile akıyor
    Rastgele bir ağaca soruyorum
    Bir şey var sanki onu soruyorum
    Değil orda diyor belki biraz daha ilerde
    Tanrı meleğini ağırlamaya çalışan
    Ataerkil bir aile gözümü alıyor

    Dedelerin yüzlerinde erozyon
    Silip götürmüş bütün evetleri

    Annelerinse ağızlarında hiyeroglif
    Babalarınsa ağustoslar atasözleri

    Amcalarınsa avdan boş dönüyor elleri
    Teyzelerse elleriyle yargılıyor gök güzelliğini

    Ablalarınsa boyunları soru işareti
    Ağabeylerse utançlarından emrah

    Sıralanmışlar su boylarına
    Bıçakla soyuyorlar kelimeleri

    Ya suya giden küçük kızlar
    Onlar
    Tıpkı o kuşlar gibi
    Uçan daha bir süre
    Sonra da vurulduktan

    Bir mezarın doğurduğu iştahlı bir çocuktur Anadolu şiiri

    Ey şiir arayıcısı ey esrik kişi
    Şu son dönemecini de aşınca gecenin
    Doğacak gün artık gündüze ilişkin değil
    Bu ağartı ancak yürekle karşılabilir
    Bütün iş orda işte, ordan usturuplu geçmesini bil
    Tutsaksan ellerini sıvışır gibi zincirlerinden
    Ve balyozla vursalar mısralarına
    Soylu bir demir sesi yükselir
    Soylu büyük ve mavi bir demir sesi

    Ellerim egece yatısına çağrılmış
    Ve
    Teleşsız görünmeye çalışan bir Kafka gibi

    Yüzüm giyotine abone

    CEMAL SÜREYA

         

    Güzel günler çabuk geçer.
    İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi..

    Cahit Zarifoğlu
    Alıntı  
     

  4. #4 Cemal Süreya Şiirleri - Usta Şairlerden Şiirler - Nehirler Boyunca Kadınlar Gördüm 
    Usta Şairlerden Şiirler, Nehirler Boyunca Kadınlar Gördüm, Cemal Süreyya Şiirleri
    NEHİRLER BOYUNCA KADINLAR GÖRDÜM

    Porsuk nehrinin geçtiği kadınlar
    Hepsine yüzer kere rastladım en azdan
    Umustsuz sevdalara tutulmak onlarda
    Bozkıra doğru seyrele seyrele yaşamak onlarda
    Verdi mi adama her şeylerini verirler
    Ben gördüm ne gördümse kadınlarda
    Porsuk nehrinin geçtiği

    Kızılırmak parça parça olasın
    Bir parça ekmek siyah, on kuruşluk kına kırmızı
    Taş toprak arasında türküler arasında
    Karanlıkta bir yanları örtük bir yanları üryan
    Kocaman gözleriyle oy anam bu kadar dokunaklı
    Kimler ürkütmüş acaba bu kadar kadını

    Dicle kıyılarına tiren varınca
    Büyük bir gökyüzü git allahım git
    Genel olarak önce kaşları görünür
    Sonra bütünsüz uykuları kaşla göz arasında
    Yanaklarında çıban izi taşıyan kadınlar
    Gül kurusu

    Bir gün sizin de yolunuz düşer memlekete
    Siz de görürsünüz bunları kadınlarda
    Ödevleri yenilmek olan hep
    Bıçakla kemik arasında
    Susmakla ağlamak arasında
    Yenilmek
    Kadınlar

    (1955) Cemal Süreyya







         

    Güzel günler çabuk geçer.
    İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi..

    Cahit Zarifoğlu
    Alıntı  
     

  5. #5 Cemal Süreya Şiirleri, ÜSTÜ KALSIN, Cemal Süreya, ÜSTÜ KALSIN 
    Cemal Süreyya Şiirleri ÜSTÜ KALSIN, Cemal Süreyya, ÜSTÜ KALSIN, Cemal Süreyya Şiirleri






    ÜSTÜ KALSIN


    Ölüyorum tanrım
    Bu da oldu işte.

    Her ölüm erken ölümdür
    Biliyorum tanrım.

    Ama, ayrıca, aldığın şu hayat
    Fena değildir...

    Üstü kalsın...

    Cemal Süreya



         

    Güzel günler çabuk geçer.
    İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi..

    Cahit Zarifoğlu
    Alıntı  
     

  6. #6 Cemal Süreya Şiirleri, ÜVERCİNKA Cemal Süreya ÜVERCİNKA 
    Usta Şairlerden Şiirler ÜVERCİNKA Cemal Süreyya ÜVERCİNKA Cemal Süreyya Şiirleri Üvercinka Cemal Süreyya Şiiri


    ÜVERCİNKA

    Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
    En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu
    kesmemeye
    Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
    Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
    Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
    Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
    Bütün kara parçalarında
    Afrika dahil

    Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
    Yatakta yatmayı bildiğin kadar
    Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
    Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
    Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
    Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
    Bütün kara parçaları için
    Afrika dahil

    Senin bir havan var beni asıl saran o
    Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
    Sabahları acıktığı için haklı
    Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
    Birçok çiçek adları gibi güzel
    En tanınmış kırmızılarla açan
    Bütün kara parçalarında
    Afrika dahil

    Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
    Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse
    değerlendiremez
    Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
    İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
    Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
    Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna
    diziyorlar
    Bütün kara parçalarında
    Afrika dahil

    Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
    Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
    Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
    Aklıma kadeh tutuşların geliyor
    Çiçek Pasajında akşamüstleri
    Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
    Bütün kara parçalarında
    Afrika hariç değil

    CEMAL SÜREYA



         

    Güzel günler çabuk geçer.
    İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi..

    Cahit Zarifoğlu
    Alıntı  
     

  7. #7 Cemal Süreya Şiirleri, ESKİ KADINLAR, Cemal Süreya 
    Usta Şairlerden en ünlü şiirler Cemal Süreyya'nın Eski Kadınlar Şiiri

    Eski Kadınlar

    Baktık çıldırmak işten değil
    Söndürüp attık cigaramızı
    Baktık olacak gibi değil
    Bir adam düşündük camların arkasında
    Baktık beyaz pardesülü burunlu
    Bir adam birdenbire peydahlandı
    Kaptığımız gibi şapkamızı eski
    O eski kadınları bilirsiniz
    Keder basınca bilhassa hatırlanan
    Sokaklarda yaşanmış veya evde
    Karanlığın ortalık yerinde beyaz
    Ve sevgili olan enine boyuna

    Baktık olacak gibi değil
    Kaptık şapkamızı dışarı çıktık
    Ama gel ki kazın ayağı öyle değil
    Baktık değişen bir şey yok ortalıkta
    İki kişi bezik oynuyordu veya tavla
    Birinin zavallı olduğunu gördük
    O zavallı kadınları bilirsiniz
    Sevildimi pekalâ sevilebilen
    Geceyken yağmurluyken hava
    İyice inceltip ufak yüzlerini
    Birebir gelirler yağmura karanlığa
    O eski kadınlar o zavallı

    CEMAL SÜREYA



         

    Güzel günler çabuk geçer.
    İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi..

    Cahit Zarifoğlu
    Alıntı  
     

  8. #8 Cemal Süreya Şiirleri, ESMER HÜZÜN, Cemal Süreya 
    Cemal Süreyya Şiirleri, ESMER HÜZÜN, Cemal Süreyya güzel şiirleri Cemal Süreyya Usta Şairlerden Şiirler









    Esmer Hüzün


    Ey esmer hüznü hicrandan besleyen sevgili
    kendini bana beni yollara sürgün etmeden bil ki
    mavi düşlerine sardığın o acar delikanlın
    seni ve askını zehir bir yürekle kusandı ama
    gün olur umutlarda yenilirse kalleş bir kursuna
    birlik olup büyüttüğümüz ışıkları söner sanma
    ve unutma gülüşü yaralım o uslanmaz inadın
    biri sen diğeri ben olduktan sonra
    serüvencin nasıl olsa nerede olsa bulur .

    CEMAL SÜREYA

         

    Güzel günler çabuk geçer.
    İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi..

    Cahit Zarifoğlu
    Alıntı  
     

  9. #9 Cemal SÜREYA Şiirleri, İşte Tam Bu Saatlerde, Cemal Süreya, Usta Şairlerden Şiirler 
    Cemal SÜREYYA Şiirleri, İşte Tam Bu Saatlerde, Cemal Süreyya, Usta Şairlerden Şiirler

    İşte Tam Bu Saatlerde - CEMAL SÜREYA






    İşte tam bu saatlerde bir yara gibidir su
    Yeni deşilmiş uçlarına sokakların, küçük uçlarında.
    Senin o güneş sarnıcı gözlerin
    Ölüm yası içindeki bir evde
    Olmaması gereken bir şey gibi,kırılan bir ayna gibi.
    Bu saatlerde.
    Çarmıhını yanından eksik etmeyen bir İsa gibi
    Merdiven taşıyan bir adam görüyoruz
    Bu adamı ne kadar çok seviyorum, bu kuşu ne kadar
    Sen ne seviyorsun sen zaten sevince
    Alnınla ayıklarsın yeryüzünü,
    Çardaklar binaların ağızlarında
    Aşar gider kendi sınırlarını
    Köpekler gizli bir dağı havlar.

    Bunlar iyidir diyorum bunlar senden haberli,
    Yoksa nerden bilecekler
    Korbon sınırlarında yaşayan balıklar
    Kovadan sızan hicret gününü,
    Peygamberin parmaklarına asıp paltolarını
    Nasıl girecekler tanrı evine
    Mucize sever Müslümanlar,
    Ve On Binlerin Dönüşü sırasında
    Grek keçilerinin çiftleştiği
    Dağ yolları neyle donacak?


    Yine de sevişirken
    Kullandığımız her kelime
    Hırsızın devirdiği eşya.


    Minibüsleri morarmış sokaklar
    Buğdayın parayla değişildiği
    Paranın ekmekle değişildiği
    Ekmeğin tütünle değişildiği
    Tütünün acıyla değişildiği
    Ve artık hiçbir şeyle değişilmediği acının.
    O sokaklarda.
    Saatler yağmuru gösteriyor,
    Bugün bu küçük salı günü
    Her şeyi eksik İstanbul'un, tepedekilerden başka
    Yalnız Galata
    Galata
    Gecenin bodrumlarında beslediği
    O tükenmez paslanmaz tutkusu
    Bir ağız mızıkası halinde
    Denize yediriyor yavaş yavaş

    CEMAL SÜREYYA




         

    Güzel günler çabuk geçer.
    İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi..

    Cahit Zarifoğlu
    Alıntı  
     

  10. #10 Cemal Süreya Şiirleri -- Kan Var Bütün Kelimelerin Altında -- Usta Şairlerden Şiirler 
    Kan Var Bütün Kelimelerin Altında -- Cemal Süreyya Şiirleri -- Usta Şairlerden Şiirler

    Kan Var Bütün Kelimelerin Altında

    Posta arabalarından söz et bana
    Kan var bütün kelimelerin altında
    Ezop'un su lanetli dilinden söz et
    Kan var bütün kelimelerin altında
    Umulmadık bir gün olabilir bugün
    Aslan kardeşçe uzanabilir kayalıklara
    Bir cay söyle yağmurların kokusunda
    Kan var bütün kelimelerin altında
    İşte durup dururken surda
    Bir yelpaze gibi acildi sesin
    Güzün en gurultulu kanadında
    Göğün en ince dalında
    Kan var bütün kelimelerin altında
    Umulmadık bir gün olabilir bugün
    Bir çeşme gibi akabilir cumartesi
    Çığlığındaki sesiz harfler
    Dun gecenin ağırlığıdır damarlarında
    Ne güzel konuşur sokak satıcıları
    Fort şapkalarıyla ne kalabalıktırlar
    Ve çiçekçi kızların göğüsleri
    Daha suçsuzdur kırlangıç yumurtasından
    Kan var bütün kelimelerin altında
    Yaprağını dökecek ağaç yok burada
    Ama ışık sökebilir olanca renklerini
    Sürekli işbasındadır belleğin
    Tanık sairler arasında
    Oyuncu arkadaşlar arasında

    Yolculuk bir kafiye arayabilir
    Atinin kuyruğundaki düğümde

    Olum bir kafiye arayabilir
    Ak gömleğinde

    Yol bir kafiye arar ve bulur
    Dönemeçlerin benzerliğinde


    Kan var bütün kelimelerin altında
    Bir gül al eline sözgelimi
    Kan var bütün kelimelerin altında
    Beş Dakka tut bir aynanın önünde
    Kan var bütün kelimelerin altında
    Sonra kes o aynadan bir tutam
    Beyaz bir tülbent içinde
    Koy iç cebine
    Bütün bir omur kokar o ayna
    Kan var bütün kelimelerin altında
    İşte o kandır senin gulusun
    Sızmıştır hayatin derinlerine
    Siyahtır orda kırmızıdır
    Daldan dala atlar
    Sever çocuklara anlatılan masalları
    Ama is savunmaya gelince
    Yalnız alevi savurur
    Ve günesin solmaz çekirdeğini
    Yalnız doruklarda

    Umulmadık bir gün olabilir bugün
    Kan var bütün kelimelerin altında

    CEMAL SÜREYYA









         

    Güzel günler çabuk geçer.
    İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi..

    Cahit Zarifoğlu
    Alıntı  
     

Sayfa 1/4 123 ... SonSon
Bu Konudaki Etiketler

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Yetkileriniz
  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •