Günün Sözü
Sayfa 3/4 İlkİlk 1234 SonSon
36 sonuçtan 21 ile 30 arası

Konu: ✎ CEMAL SÜREYA Şiirleri . . .

  1. #21 Çekirge Bulutu - Cemal Süreya 
    Yeni Üye KuL Tanesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    5.742

    Çekirge Bulutu

    Çekirge bulutu içinde
    Koynuma soktuğun ekin;
    Çalgılar ikidurur sürgün ilinde,
    Bir gözü mavidir bir gözü bleu.

    Gölgede boy atmış top fesleğen,
    Bir ilkokul bahçesinde görmüştüm seni,
    Marienbad ilkokulu, Nişantaş'ta;
    Bir çocuk yeşil örtüyü çekiverdi.

    Hızla geçen otobüslerin ardında benzeşmek..


    - Cemal Süreya


         

         

    Alıntı  
     

  2. #22  
    Admin Cagla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2016
    Mesajlar
    4.603

    Balzamin

    “Sen el kadar bir kadınsındır
    Sabahlara kadar beyaz ve kirpikli
    Bazı ağaçlara kapı komşu
    Bazı çiçeklerin andırdığı
    İş bu kadarla bitse iyi
    Bir insan edinmişsindir kendine
    Bir şarkı edinmişsindir, bir umut
    Güzelsindir de oldukça, çocuksundur da
    Saçlarınla beraber penceredeyken
    Besbelli arandığından haberli
    Gemiler eskirken, deniz eskirken limanda
    Sevgili”

    Cemal Süreya

         

    Alıntı  
     

  3. #23  
    Admin Cagla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2016
    Mesajlar
    4.603

    Yunus' Ki Sütdişleriyle Türkçenin...

    Yunus ki sütdişleriyle Türkçenin
    Ne güzel biçmişti gök ekinini,
    Düşman müşman girmeden araya
    Dolanıp bütün yukarı illeri
    Toz duman içinde yollar boyunca
    Canından sızdırmıştı şiiri;
    Vasf-ı Hal'inde öyle esrikti
    Acı dirliği Aşık PAşa'nın,
    Günlük gibi havayı doldururdu.
    Sevginin ve kimyanın öğretisi;
    Bursa 'da otlar ağaçlar arasında
    kim yazdı günün aydınlığın
    O diri o insan yüzlü beratını
    Başka kim yazdı Emir Sultan 'dan
    Ve bakalım Balım Sultan Urum Abdallarından
    Baba dostlarıyla kadınlarla
    Birtakım ilişkilerden sıyrılarak
    Çıkarak karıkocalığın dükkanından
    Tuttu aynasında Kızıl Deli'yi;
    Yağmur altında sicim gibi
    Parasını serperken havuzlara
    Aşık Garip unutmuştu kendini
    Aklını fikrini takıp Mecnun'a,
    Oralarda sevgili bir küfür gibi
    Son yükselişigibi bir sesin
    Demirin taşın yergisiyle dolu
    O çimenleri yeşerten nârâ
    O dalga dalga yayılan
    Anamın içi gib ovalara,
    Ve indi mi birden bire inen
    SImsıcak bir şafak gibi dağlara,
    Sütbeyaz Ayvaz Kankırmızı Köroğlu;
    Sen ki şu kısacık hayatında
    Sevdin ve yaşadın kelimeleri
    Bir gün bile düşürmedin kalbinden
    Yarana bastığın büyülü deyimi
    Niye mi koşarsın böyle ufka doğru
    Pir Sultan mı ısmarladı seni
    Kızılırmaktan öte Sivas'a doğru
    Yeryüzü gökyüzü ve sabah vakti
    Bilece uçarsınız hastanız ulu
    Alnında göğsünde parmak uçlarında
    Kan pıhtısının ısrarlı bakışı
    Siyaset meydanı hıncahınç dolu,
    Ustamın gözlerindeki son damla mavi
    Takılıp kalmış kirpiklerine,
    Perçemi uysalca dolanmış darağacına, ;
    Uzakta kavaklar kuşku sorulu
    Bir tambur dehşeti sazında
    Hazırlar kaderini Kadı Burhanettin'in
    Olsa da bir gün Sivas 'a sultan
    Fışkıracaktır kanı bir tuyuğ gibi
    Azeri ağzıyla koçlara devran
    Bir tuyuğ gibi elemsiz bir fıskıye gibi
    Başı omuzundan kaydığı zaman;
    Sen ki gözlerinle görmüştün 57'de
    Babanın parçalanmış beynini
    Kağıt bir paketle koydular mezara
    İstesen belki elleyebilirdin de
    Ama ağlamak haramdı sana
    O günler istesende istemesen de
    Boğazında buruldu kaldı Türkçe
    Mevsimlerin tülüne sarılı halde
    Yıllarca dinlendirdin acını
    Utandın ondan korktun bir bakıma
    Sakladın geleninden gideninden;
    Ve sen daha nice raslantılarla
    Nice suçsuzun başında bulundun ki
    Göğe urmak ister gözbebekleri
    Nice şair nice duyarlık elçisi
    Zehir Kazak zıkkım Gedayi
    Bir buğday yüzlü zülfü doşaşığın
    Özlemiyle karmış doğanın buyruğunu
    Kütüğü nakıştan beter olmuş
    Nar çiçeği Karacaoğlan: ;
    Yaz kış yapraklı Dertli Boran;
    Ezilmişin tutanakçısı Kabasakal;
    Dördüncü Murad'ın çılgınlığıyla
    Yeniçeri bedeninenişanlar vuran
    Seyrek asker Kayıkçı Kul Mustafa;
    İşgal acılarından mavi bir lirizm çıkaran
    Maliyeci şairlerin ilki Bayburt'lu Zihni;
    Ve sürgün şairlerin ne ilki ne de sonuncusu
    Yiğit ve açık Türkmen: Dadaloğlu;
    Kamu kuşların yedi bin yıl
    Tam bir danişmendlik içre uçtuğu
    Ve gülün tek bir solukta
    Köy köy dağılıp kahverengide
    Kent kent kırmızıda toplandığı Gülşehri;
    Kim bu Gülşehri öksüz Emrah kim?
    Şems Banu ne olacak Kişverkişan nere kalesi?
    YA ulu Camiin ünlü romancısı
    Yalvaçlara kimlik kağıdı dağıtan
    Çekidüzeni unutulmaz Süleyman Çelebi?
    Sen işte bunlarla bildin Türkçeyi
    Bunlarla
    Gelen giden obayı sevdi.


    Cemal Süreya

         

    Alıntı  
     

  4. #24  
    Admin Cagla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2016
    Mesajlar
    4.603

    YAZMAM DAHA AŞK ŞİİRİ

    Oydu bir bakışta tanıdım onu
    Kuşlar bakımından uçarı
    Çocuk tutumuyla beklenmedik
    Uzatmış ay aydınlık karanlığıma
    Nerden uzatmışsa tenha boynunu

    Dünyanın en güzel kadını oydu
    Saçlarını tarasa baştan başa rumeli
    Otursa ama hiç oturmaz ki
    Kan kadını rüzgardı atların
    Hep andım ne yaşanır olduğunu

    En çok neresi mi ağzıydı elbet
    Bütün duyarlıklara ayarlı
    Öpüşlerin türlüsünden elhamra
    Sınırsız denizinde çarşafların
    Bir gider bir gelirdi işlek ağzı

    Ah şimdi benim gözlerim
    Bir ağlamaktı tutturmuş gidiyor
    Bir kadın gömleği üstümde
    Günün maviliği ondan
    Gecenin horozu ondan

    (1957)
    Üvercinka
    Cemal SÜREYA

         

    Alıntı  
     

  5. #25  
    Admin Cagla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2016
    Mesajlar
    4.603

    Yazgıcı Şiir

    Nasıl anımsamazsın Özdemiroğlu'nu,
    Hani gün boyu içer içer de sonra
    Uyurdu kolları bir gulamın boynunda.
    - Bir gün saati doldu
    Tam öyle bir uykuda.

    Nasıl anımsamazsın Yavuz Sultan Selim'i,
    Yabanıl bir beğeni arardı zulumlarda;
    Övünürdü şirlerle, pençe-i kahrındaki.
    - Ama sonunda parça parça
    Şir-pençeden gittiydi.

    Nasıl anımsamazsın öbür Selim'i ve Murad'ı
    Hani şu ayyaş Selim ve mastor Murad;
    Tuhaftır, tütünü, içkiyi de yasaklamışlardı.
    - İçki hakladı Selim'i.
    Esrarla tükendi Murad.

    Nasıl anımamazsın Abdülmecid'i,
    Gülhane hattının kırkyaprak gülü;
    Bir bezmde alem yaparken öldü.
    - Hoş, annesinin adı da
    Bezmialem'di.

    Nasıl anımsamazsın Adolf Hitler'i,
    Neden hiç evlenmediğini soranlara
    Karısının Almanya olduğunu söylerdi.
    - Söylentiye göre alev alev
    Yandı onun koynunda.

    Nasıl anımsamazsın Mussolini'yi,
    Garsoniyerinde mutlaka bulundururdu
    Bir dua iskemlesi.
    - Ama son duasında
    Toprağa doğru açılmıştı elleri.

    Nasıl anımsamazsın kabadayı Al Capone'u,
    Al Capone, yahu, Chicago'da Belediye Başkanı oldu;
    Hani her kapının önüne bir şişe süt koydururdu.
    - Temizleme-aydınlatma resminden
    Oldu onun da sonu.

    Ben bu şiiri yazdım akşamüzeri,
    Aklımda 'Define Adası'nın ilk sözleri;
    Başkalarının hayatını da ilerde söylerim.
    - Yine görüşelim!
    - Görüşelim!

    Cemal Süreya

         

    Alıntı  
     

  6. #26  
    Admin Cagla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2016
    Mesajlar
    4.603

    Siz saatleri

    Siz, saatleri yaşadınız. Zamantaşlarını. Niceldir saatler. Adsızsırlar. Renklerini, kokularını kişiselliklerden alırlar.
    Aylar birbirinin içinden yürüyebilir. Ağustosta bile Marta gönderme vardır. Yine de gönderme mevsim mantığıyla sınırlıdır.
    Günlerse bambaşka. Bir günün öbürünün önüne geçmesine izin yok. Günün gizi hem kişiselliğimizde, hem de onun kendi kişiselliğinde.
    Siz, saatleri yaşadınız. Henüz sözcük haline dönüşmemiş, ya da bir sözcük karşılığı oluşmamış durumlar yarattınız. Tanığınızım.
    Aylar ayları açıklıyor.
    Saatler saatleri kum saatiyle açıklayabiliyor.
    Açıklanmayan tek şey aşk: En büyük sayrılık ve en büyük sağlık.
    Günü tam gelmemiş olarak bir yanını gizleyen duygu.
    Denetçi anlamaz, tarihçi atlar, terzi bir araya getiremez, sanatçı elden kaçırır.
    Kent yıkılıyor. Sokaklar uçtan uca kazılmış. Sesimiz radyasyon içinde. Mühendisler geldiler; kedi resmini bile cetvelle çizerler. Gözlem evinde art arda mevsimler sökülür.
    Mahşerin ortalık yerinde size rastladık. Elinizi şuramıza koydunuz.
    Sürgündük. Göçebeliğin elverişli yanlarını da yitirmiş gibiydik. Yanınızda göçmen olduk. Bir yerleşmişlik duygusu ki, hırkamız yazlık sinemada iliklenir.
    Güneş her sabah verilmiş bir söz gibi doğuyordu.
    Gerçek neydi biliyor musunuz: Her şey.
    Yüz yıl sonra bu gün yaşayan hiçbir anne, hiçbir sevgili, hiçbir bebek, hiçbir bıldırcın, hiçbir balina, hiçbir örümcek, hiçbir aslan, hiçbir ceylan, hiçbir yılan var olmayacak. Ayrı bir kardeşlik kanıtı değil mi bu? Hayat kanıtı. Birbirimizin her yönden çağdaşıyız.
    Siz tebeşirle kara tahtaya ne güzel yazan.
    Kuzular için özel bir bölüm açmayı da hiç unutmayan.
    Saatlerle yaşadınız. Düşlerinizde doğulu bir ressamın elinden çıkmış ağırlıksız yapraklar.
    Kızböceği de göründü. Gece de uçmaya başlamış.
    Bakır kaptan günlük kokusu yayılır.
    Geceyle birlikte.
    Gece de.
    Sen Serpin, sen Nuri, orda burda nasıl dolaştırdınız. Benziyordunuz. Aynı kişi miydiniz?
    İki din var: siyah ve beyaz. Gerisi? ..


    Cemal Süreya

         

    Alıntı  
     

  7. #27  
    Admin Cagla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2016
    Mesajlar
    4.603

    Sevgilim ben şimdi

    Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim
    Elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara
    Hayatımız geçiyor gözlerimin önünden
    Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz
    “Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz”.
    Çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere
    O gülün yüzü gülmüyor sensiz
    O köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı
    Hepten hüzünlü bu günlerde
    Gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye
    Masada tabaklar neşesiz
    Koridor ıssız
    Banyoda havlular yalnız
    Mutfak dersen – derbeder ve pis
    Çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş
    Vantilatör soluksuz
    Halılar tozlu
    Giysilerim gardropda ve şurda burda
    Memo’nun oyuncak sepeti uykularda
    Mavi gece lambası hevessiz
    Kapı diyor ki açın beni kapayın beni
    Perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi
    Radyo desen sessiz
    Tabure sandalyalardan çekiniyor
    Küçük oda karanlık ve ıssız
    Her şey seni bekliyor her şey gelmeni
    İçeri girmeni
    Senin elinin değmesini
    Gözünün dokunmasını
    Ve her şey tekrarlıyor
    Seni nice sevdiğimi


    Cemal Süreya

         

    Alıntı  
     

  8. #28  
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.743

    Gitsin Efendim

    Gidilmemesi gereken bir içkievi
    (dişçiler, sakatlar, kalbi çürükler gitsin)

    Gidilmemesi gereken bir ev dikmen'de
    (üç kaatçılar, yalacılar, pijamalılar gitsin)

    Gidilmemesi gereken bir ev y. mahalle'de
    (dönekler, uğrular, şerbetçiler gitsin)

    Yolcu bir bardak çay için benimçin
    (aşıklar, şairler, işsizler içsin)

    Yaprak, mevsimin içi ve çin-i maçin
    (devrimciler, namus erbabı, doğrucular içsin)

    Yolcu o şarkıyı bir kez daha dinle benimçin
    (çıplaklar, mert kişiler, kuzular içsin)

    - Cemal Süreya

         

    Alıntı  
     

  9. #29  
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.743

    Gece Bitkilerinden

    Gece bitkilerinden korkuyorum,
    hayır, geceleri bitkilerden!
    gizlenirken vurulmus ulaklara agittir
    bana actigin her telefon.

    - Cemal Süreya

    iki kalp arasında en kisa yol:
    birbirine uzanmis ve zaman zaman
    ancak parmak uclariyla degebilen
    iki kol.

    an ki fıskiyesi sonsuzlugun
    keske yalniz bunun icin sevseydim seni.

    - Cemal Süreya

         

    Alıntı  
     

  10. #30  
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.743

    Dikkat, Okul Var!

    Şanssız mıydık? haksızlık olur şimdi
    Düşünsene nasıl geçmiştik hızla
    Birleşen iki güvercinin arasından
    Hiç dokunmaksızın onlara

    Bende tarçın sende ıhlamur kokusu
    Az mı dolandık başkentin sokaklarında
    Ama işte şölenin kaçınılmaz acısı
    Bizim payımıza düştü sonunda

    Aşkımız şimdi görklü bir hayatın
    Yabancaya berbat bir çevirisi

    Cemal Süreya

         

    Alıntı  
     

Sayfa 3/4 İlkİlk 1234 SonSon
Bu Konudaki Etiketler

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Yetkileriniz
  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •