Günün Sözü
Sayfa 1/3 123 SonSon
27 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: REFİK DURBAŞ Şiirleri . . .

  1. #1 REFİK DURBAŞ Şiirleri . . . 
    Admin JuLy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2014
    Mesajlar
    4.384

    Refik Durbaş Kaleminden Şiirler


    Öptüm Seni

    Alnından öpmek isterdim seni
    kirpiklerinin ucundaki kederden
    dudaklarının ayışığından
    çılgın sesinden yüreğinin
    çığlığından acının....

    Asık yüzlü kötümserim sabahları
    özellikle

    Özellikle beni özlediğin geceleri
    özlemek isterdim seni ne çok seven biriyim
    ne mi kavuşmanın ve ayrılığın bedeli işte o zaman

    Öptüm seni....

    Refik Durbaş

         

         

    Alıntı  
     

  2. #2  
    Admin JuLy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2014
    Mesajlar
    4.384

    Ağıtlar

    Gözleri bir umudu, bir dalgınlığı yaşıyor
    Ağzında kalabalık bir öpüşme ormanı
    -Kalbindeki katiyyen ben değilim
    Yüzünde küçük inzal kuşları.

    Refik Durbaş

         

    Alıntı  
     

  3. #3  
    Admin JuLy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2014
    Mesajlar
    4.384

    Anıt

    Halkın ulusu, rüzgârın kardeşiydi onlar
    ateşin övündüğü üç alınteri nebisi
    bir şafak vakti zulmün dehlizinde
    yiğitlik anıtı süsledi bedenleri

    Biri engin denizlerle arkadaş
    biri inancın cömert efendisi
    biri sabrın korkusuz aslanıydı
    onurun mescidi şimdi cesetleri

    Halkın ulusu, rüzgârın kardeşiydi onlar
    ölüme taviz vermedi hiç biri

    Refik Durbaş

         

    Alıntı  
     

  4. #4  
    Admin JuLy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2014
    Mesajlar
    4.384

    Barış Koyun Çocukların Adını

    Oyunu sever bütün çocuklar
    birdirbir, uzun eşek, körebe
    bu yüzden anlamı aynıdır, değişmez
    oyun sözcüğünün halkların dilinde

    (Oyun koyun çocukların adını)

    Savaşa karşıdır bütün çocuklar
    kışın: kar altında her sabah
    tükenip erise de solgun nefesi
    yazın: göğsü sırmalı fabrikalarda
    çarkları döndürse de yoksul alevi
    savaşa karşıdır bütün çocuklar
    nice ölümlerden geçmişlerdir
    nice rüzgarlar içmişlerdir
    gelincik tarlası çocuklar

    (Emek koyun çocukların adını)

    Gökyüzünün penceresinden şimdi
    bir kuş havalansa
    kanat çırpışlarında
    hayatın yağmalanmış sevinci
    - Kuş uçar rüzgar kalır

    (Sevinç koyun çocukların adını)

    Uzay denizlerinde şimdi
    bir balık ağlasa
    gözyaşı billurlarında
    yüz bin umut kıvılcımı
    - Alev uçar nazar kalır

    (Umut koyun çocukların adını)

    Çocuk bahçelerinde şimdi
    bir çiçek açsa
    hüzün sevince dönüşür
    sevinç çiçeğe
    - Ölüm uçar çocuklar kalır

    (Mutluluk koyun çocukların adını)

    Barıştan yanadır bütün çocuklar
    sabah: kuşatılmış bir toplama kampında
    ayrılığın tetiğini okşasa da elleri
    akşam: yıldızların mor orağıyla
    sessizliği devşirse de yetim öksüz sesi
    barıştan yanadır bütün çocuklar
    nice çığlık emmişlerdir
    nice korku gezmişlerdir
    yürekten hisli sevmişlerdir
    güvercin harmanı çocuklar

    (Devrim koyun çocukların adını)

    Barışı sever bütün çocuklar
    beştaş, saklambaç, elim sende
    bu yüzden anlamı aynıdır, değişmez
    barış sözcüğünün halkların dilinde

    (Barış koyun çocukların adını)

    Refik Durbaş

         

    Alıntı  
     

  5. #5  
    Admin JuLy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2014
    Mesajlar
    4.384

    Bin Kuş Ayışığında

    Şimdi senin soluğunda akşam
    çiçekler ve sular kadar yalnızım
    bir o kadar da esmer saçların
    bin kuş esiyor sanki ayışığından

    Refik Durbaş

         

    Alıntı  
     

  6. #6  
    Admin JuLy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2014
    Mesajlar
    4.384

    Çırak Aranıyor

    Elim sanata düşer usta
    Dilim küfre, yüreğim acıya
    Ölüm hep bana
    Bana mı düşer usta?

    Sevda ne yana düşer usta
    Hicran ne yana
    Yalnızlık hep bana
    Bana mı düşer usta?

    Gurbet ne yana düşer usta
    Sıla ne yana
    Hasret hep bana
    Bana mı düşer usta?

    Refik Durbaş

         

    Alıntı  
     

  7. #7  
    Admin JuLy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2014
    Mesajlar
    4.384

    Gül Yağsın Ufkumuza

    Ufka gül yağdığı akşam
    yüzleri ucuz
    sevdası ezberinde
    kiralık evler gibi serin
    turfanda kadınlar da sevdi

    Ufka gül yağdığı akşam
    ölüme ve ayrılığa cesur
    esrara dayanıklı
    masraf makbuzu kullanmayan
    az şekerli kadınlar da sevdi

    Ufka gül yağdığı akşam
    aynalara abone
    kalçalarından gayrı her şeyi helal
    çocuk bitmez tarlasını sürdüğü
    vadesi dolmuş, kadınlar da sevdi

    Ufka gül yağdığı akşam
    Herkesten uzakta şimdi

    Refik Durbaş

         

    Alıntı  
     

  8. #8  
    Admin JuLy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2014
    Mesajlar
    4.384

    Gündem

    Bu gece uyumasak da olur, hadi sevinci tazele
    sevdayı tazele emzirsin yıllardır pas tutmuş yalnızlığımı
    sevsen de sevmesen de son elvedasıdır bu ömrümüzün
    koy dursun öylece elin elimin, dilin dilimin içinde
    bu gece uyumasak da olur, şimdi sevişelim sevgilim
    aşkımızın ve çılgınlık ve sevişmek hala gündemde.

    Refik Durbaş

         

    Alıntı  
     

  9. #9  
    Admin JuLy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2014
    Mesajlar
    4.384

    Hücremde Ayışığı

    Sesimi sesinin üstüne koyma
    kara gecede, karanlıkta, acılı
    yüreğimde yeşerdiyse de alevi ölümün
    kan boğmadı daha korkuyu
    kırılmadı kin ve öfkenin fidanı

    Sesini sesimin üstüne koyma
    ağzımda prangası tutuklu rüzgâr

    Yanlış arama ölümden başka
    kurşuna dizilen resimlerde
    acıyla örülmüşse cesetler
    ve ağlıyorsa hücremde ayışığı
    üzgün değilim, hüzünlü asla

    Yanlış arama ölümden başka
    sırtımda falakası tutuklu rüzgâr

    Yüreğimde mezarlar açma artık
    kazıdım hücremin duvarına çünkü
    zamanı kucaklayan öfkemi
    acıdan üretilen sesimi
    gençliği damıtılmış günlerimi

    Yüreğimde mezarlar açma artık
    elimde kırbaçları tutuklu rüzgâr

    Çıplak taş, demir kapı, sessizlik
    korkuyu mu bekliyor o nöbetçi
    niçin hiç konuşmuyor yıldızlar
    şafak söktüyse nerde kar filizleri
    uyusam uyansam her yerde bahar
    Çıplak taş, demir kapı, sessizlik
    sesimde zincirleri tutuklu rüzgâr

    Tek değilim artık, çoğaldım ölüme
    deli rüzgâr, çıplak suyun rahminde
    artık ne hücrem, ne yalnızlık
    eskisi gibi düşmanım
    ama hâlâ yanıyor yüreğimde işkence

    Tek değilim artık, çoğaldım ölüme
    yüzümde kelepçesi tutuklu rüzgâr

    -Söyle kim hak kazandı ölüme

    Refik Durbaş

         

    Alıntı  
     

  10. #10  
    Admin JuLy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2014
    Mesajlar
    4.384

    Kampana

    Gün dogmadan açiyorum dükkani
    kuşlar uykuda daha, agaçlar uykuda, yüregim uykuda
    agzimda akşamdan kalma kiyak bir cigara
    kulagimda elektrik zilleri, sirenler
    -Usta çayi demledim, bakir tavinda

    Bingölden geleli dört yil
    fincan kadar bir dükkan
    isligini giy
    ortaligi süpür
    tezgahi düzenle

    En tiz çan bakir, kalay ve fosfattan dökülür
    fil kadar çanlar dökmüş ustam
    biri Galatadaki büyük kilisenin avlusunda
    biri bizim orda Güllübag istasyonunda kampana
    biri Fatih-Harbiye tramvayinda
    biri solgun bir feslegen gibi duruyor ustamin çocukluk anilarinda
    (En çok bu cani seviyorum nedense)
    Her gün ögle paydosunda bu cani anlatiyor ustam
    askerden daha yeni gelmiş o zaman
    bileginde bir dögme ki hala durur
    bir mavi ejderha, sular içinde, kollari arasinda bir kadin

    gövdesi ejderha, başi ayni insan sureti
    askerliginden kalan tek hatira
    o zaman elektrik nerde, sirenler nerde
    iş gani, parada bereket, gücü kuvveti yerinde
    körüge bastikça, örse vurdukça genişliyor dükkan
    sanki Kizilirmaktir, tarihi şanli Toroslar, sanki Haymana ovasi
    sinirsiz boşlugunda bir güz sabahinin

    Bir günde dökermiş fil kadar çani derler
    Şimdiyse küsmüş bakira, kalaya, fosfata, kömüre
    çekice, egeye, tuza, keskiye, örse, ekmege
    işil işil bir sevince, alinterindeki rüzgara
    seste yansiyan cevhere
    öfkeye

    Şimdiyse yirtik bir resim gibi raflarin rutubetli kokusunda

    Bingölden geleli dört yil
    çekicin sapi kirik
    ustanin gönlü
    sanirsin çan degil döktügü bir küskünlügün izdüşümü

    Tuvalet penceresinin karşisi koca bir han
    çogu terzi, konfeksiyoncu, ütücü bir sürü kiz
    ne zaman pencereden baksam saçlarini tariyor biri
    hafifçe dizleri açilmiş birinin, yüzünde bir dalginlik esintisi
    bana mi bakiyor içimdeki suya mi düşüyor agzinin gölgesi
    biri sürfüle mi, tegel mi ne, elinde igneler, iplikler, yüksükler
    soluk bir çay bardagina damliyor alinteri
    usulca bir cigara yakiyorum
    gözbebegimde Cemil kalecilerin korkulu rüyasi, her maçta üç çeken
    gözbebeginde Türkan Şoray, Fatma Girik, Arzu Okey
    en çok da Gökben bir şarkida:

    "Ben dün gece bir rüyada
    Yaşiyordum sanki
    Dansettim kollarinda
    Genç kizlar dolandi
    Saginda solunda
    Sen ise beni seçtin
    Cennete döndü dünya"

    Bir cigara, bir cigara daha
    zülfünü okşayip işareti çakiyor hemen
    "Akşam sekizde, otobüs duraginda ama ablami ekersem"
    ve patliyor birden agzindaki ciklet

    Ustam çok kiziyor böyle sik sik tuvalete gitmeme
    bu yaşta cigara, cigerlerin zift tutacak, ben askerken
    öksürügü geliyor derinlerden

    Bingölden geleli dört yil
    dişleri aşinmiş egenin, tutmuyor kerpeten
    aşinmiş yüregimdeki uluzgar
    sanirsin çan degil döktügüm bir özlemin izdüşümü

    En tiz çan bakir, kalay ve fosfattan dökülür
    fil kadar çanlar dökmek istiyorum
    hiç olmazsa bizim orda Güllübag istasyonunda kampana kadar
    ama hep ayni kömür yaniyor ocakta
    hep ayni öksürük, ayni ses ustamin puslu anilarinda
    hep ayni öksürük, ayni ses ustamin puslu anilarinda
    sanki hiç Fener - Beşiktaş maçina gitmemiş
    hiç film görmemiş Türkan Şorayli, Ayhan Işikli, Arzu Okeyli
    hiç aglamamiş Orhan Gencebayi, Selahattin Cesuru dinlerken
    (Akşam Orhan Gencebayin "Dertler Benim Olsun"
    pilagini alayim
    bir de resmini aynanin kenarina asmak için)

    Hiç sevgilisi de olmamiş galiba bir otobüs duraginda bekleyen

    En tiz çan bakir, kalay ve fosfattan dökülür
    davara tak daglardan daglara ulaşsin sesi
    paytona tak şeneltsin yollari sesi
    arabaya tak hele bir de yaninda mavi boncuklar olursa
    trene tak bir gurbetten bir gurbete dolaşsin sesi
    ama hep ayni cevher süzülüyor alinterimden
    ayni uluzgar çekicin suyunda, alevin yalazinda, pazularimda

    Fincan kadar bir dükkan
    ocagi yak
    madeni hazirla
    ateşi körükle
    baglanmiş bir kez nasibim, zor zanaat
    vuruyorum vuruyorum vurdukça büyüyor avuçlarimda nasir
    daha yeni terlemiş biyiklarim
    büyüyor kollarimda sapina sevgilimin adini kazidigim çekiç
    vurdukça büyüyor sabir ve küçülüyor nedense sefertasimda lokma
    Bingölden geleli dört yil
    -Usta çayi demledim, kalay tavinda

    Bingölden geleli dört yil
    telsiz duvaksiz bir külüstür ocak
    körügü pas tutmuş bir usta
    sanirsin çan degil döktügü bir yanginin izdüşümü

    Gün batarken kapiyorum dükkani

    Refik Durbaş

         

    Alıntı  
     

Sayfa 1/3 123 SonSon
Bu Konudaki Etiketler

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Yetkileriniz
  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •