Günün Sözü
Sayfa 1/3 123 SonSon
29 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Hüsrev Hatemi'nin Tüm Şiirleri Hüsrev Hatemi Şiirleri

  1. #1 Hüsrev Hatemi'nin Tüm Şiirleri Hüsrev Hatemi Şiirleri 
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.565

    Hüsrev Hatemi'nin Tüm Şiirleri Hüsrev Hatemi Şiirleri






    İntiha

    Sen de bilirsin hüznün incelmişliğini,
    Fırınında değil, mezecilerinde bulunur kalbimizin,
    Oysa keder, kara ekmek gibi zorunlu nerdeyse...
    Senin verdiğin hüzün kedere dönüşüyor gitgide.
    Sabah güneşi vuran doruklardan,
    Pembe rengi sildim şimdiki halde...
    Tipiyi çağırdım, göz gözü görmesin yine.
    Gözlerime ilgisizlik bulutları ardından,
    Kış güneşi gibi soluk, serin bak.
    Her zamanki bakışınla muhakkak,
    Özlem bulutu çözünür, taşkın olur.
    Sabah güneşi vuran doruklardan,
    Pembe rengi sildim bugünlerde;
    Dağdan kereste kesemem bunu bekleme,
    Kafeste kuş beslemek de değil bana göre
    Son nefesine yetişmeyi düşler miyim,
    -Tanrı beni korusun-
    İlgisizlik bulutları ardından,
    Kış güneşi gibi soluk bak gözlerime.
    Tipiyi çağırdım göz gözü görmesin yine;
    O güzelim bakışın kesinlikle
    Eritir buzulları taşkın olur.
    Ömür vâdisinin sona erdiği uçurumda,
    Duygu nehri çavşanlaşır ve korkunç coşkun olur.

    - Hüsrev Hatemi

         

         

    Alıntı  
     

  2. #2  
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.565

    Hazin Kurallar

    Kurgusu değişince hayatın,
    Şirin görünür ölüm; bu kuraldır.
    Sanırım ki korkumuzdan,
    Öyle bir duruma düşmüşüz...
    Düşler bile düz, mâcerasız;
    Duygular nehri mecrâsız,
    Yürek vadisi nehirsiz,
    Zehirsiz ve panzehirsiz,
    Bir ömür.
    Sözde özgür...
    Coşkudan uzak ve yavan
    Gök yerine bir basık tavan,
    Güneş yerine bir kandil.
    Bunun farkına varılınca
    Arkada tek geçit, bin menzil
    Önümüzde yolun sonu görünür;
    Bu da kuraldır.

    - Hüsrev Hatemi

         

    Alıntı  
     

  3. #3  
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.565

    Gül olmak Külleşmeye hazırlıktır

    Firak çakmaktaşından doğan kıvılcım,
    Değdiğinde sevdanın kavına...
    Fesleğen yerine gül bitebilir,
    Gül yerine fesleğen de...

    Sevda okunun keskin ucu,
    Saplandığında yüreğe, yani avına
    Ateş renkli bir gül kesilirdi;
    Ateş en iyi kavuşturucudur...

    Halbuki, sükûn idi O’nun yoldaşi
    Itir, onu saran bir bulut...
    Deryâ ise derinliginde berdevâm,
    Of çocuk neden uzaklaştin sen?

    Fakat, işte, şimdi hemen söyle neden?
    Füsun ve hüsün, onun çagrişimlariydi
    Gül olmak, külleşmeye hazirliktir
    Külleşmek, acilarin dinişi.

    Yazar: Hüsrev Hatemi

         

    Alıntı  
     

  4. #4  
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.565

    Grili Çocuk II Gidiş’i

    Bir kış günü, sabah dönüşürken öğleye,
    Gittin, griler giyerek ötelere...
    Boz idi bulutlar ve bozdular,
    Güneşli görünümünü havanın.
    Giden sendin, gelenlerden bana ne?
    Eski gelmelerin çekildi gerilere,
    Bundan böyle, bürünmüş grilere,
    Kalacak gözümde gidiş ânın.
    Ah çocuk, gri giymeyi de nerden buldun,
    Gitmek mi sis rengi giydirdi sana?
    Yamaçları sıyırıp göğe ağar gibi,
    Akşam karanlığında savrulan kar gibi,
    Bu ellerde geç kalmağa korkar gibi,
    Gittin çocuk, sislere büründün de.
    Ve süreklileşti benim için artık,
    Bu kısa bölümü zamanın.

    - Hüsrev Hatemi

         

    Alıntı  
     

  5. #5  
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.565

    Ellili Yıllar İçin Acılı Alaturka Şarkı

    Meded ey zaman, bir parça kestir
    Kestir bir parça ucundan zülfünün;
    Gönül şarkılarını söylerken Safiye Aylâ,
    Firak ey felek firak!
    Ve bir o kadar da hüzün.

    Ilık gazozlu, aynalı taraklı
    Çok tramvaylı geçen yazlar
    Spor ve Sergi Sarayı’na hayran şehir...
    Cambazhaneli geceler, gök havai fişekli
    Budur ellili yillarin hayâlimdeki şekli.

    Yenildik sana ey zaman, bu kesin fakat yine de,
    Yine de demek isterim ki derdimi,
    Yahya Efendi dergâhina en muvafik derdimi,
    Arzetmege bir dem bulamadim
    Buna izin vermedi felek.

    Sana yaptirayim ey zaman-aman
    Insan kemigi tarak,
    Tara kâküllerini ve ellili yillari
    Bir yana birak.
    Derdimi arzetmege bir dem bulmamişken ben,
    Ey dost, tanidilar seni ve derhal geri aldilar
    Sari giymesek de olacagi buydu zâten.
    Bekle orda üzerin sari yapraklarla örtülü
    Âhüzari beni muhtemelen aglatabilir,
    Lütfen uyarin Bülbülü.
    Söyleyin Bülbüle nâliş filân etmesin
    Bu bahar Feriköy’de kalsın
    İstinye’ye hiç gitmesin
    Esther Williams’lı ayna, plastik tarak
    Çok Fahrettin Kerim’li ve Ulunay’lı bir yaz
    Ey zaman, tara sen yine kâküllerini
    Ve ellili yılları
    Bir yana bırak.

    Hüsrev Hatemi

         

    Alıntı  
     

  6. #6  
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.565

    Düşsel Süvar

    Suvar atini sen düşsel süvâri,
    Serin sularinda göklerin...
    Bir daha olmayacak ki seferin.
    Bizi kiminle bilirdin ey can?
    Bu kent,
    Herşeyin kirlendigi bir şehirdir
    Of çocuk elemler sana göredir
    Hüzün senin için biçilmiş kaftan,
    Sahi ben bizi kiminle bilirdin ey can?
    Çocuk, seni gördügümü kim söyleyebilir
    Nerde düşsel refret ve su içtigi nehir,
    Nerde düşlerde dolu içiren pir?
    Kim duvardaki sazi indirebilir...
    Düşsel süvâriyi kim getirebilir?
    Ah çocuk, elemler sana göredir...

    - Hüsrev Hatemi

         

    Alıntı  
     

  7. #7  
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.565

    Deidesheim Düşünceleri

    Gün bitiyor, gece de sona erecek,
    Başladığı gibi,
    Bütün yüzyıllarda
    Ve her gün
    Tekrarlanmada mı bu,
    Akşamın inişiyle yürekleri ezen duygu?
    Hallac ki bireysel günlerin pamuğunu atar,
    Tanrının tek zamanında toplardı
    Mutluydu, çünkü tek zamana
    Koşutluğu sürdürenler,
    Sürtünme kuvvetinden doğan elemi,
    En aza indirenlerdir.
    Mutluluk, Tanrısal tek Zamanla
    Birlikte yahut ona koşut,
    Olmaktadır bunu duydum...
    Tekrar ediyorum: Bunu duydum,
    Otuzyıl Savaşlarını görmüş,
    Hemen her köşesi gibi yeryüzünün,
    Acıdan pay almış Deidesheim’da...
    Kuşlarla, yaban ördekleriyle,
    Meşelerle, bütün yaratiklarla bir olup,
    Hatta ölümden sonra da
    Tanrisal Zamanda olmaktir mutluluk.

    - Hüsrev Hatemi

         

    Alıntı  
     

  8. #8  
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.565

    Çarşikapi Yaziti

    Felek, esbab-i cefâsini bile toplamiyor;
    Ciddiye almiyor ki bizi...
    Devrilmiş anlatacak çinarlar,
    "Yediyüzyil süren hikâyemizi"
    Buz gibi bizler ve sizler,
    Yürekleri kaplamiş buzlar,
    Çocuklarimiz buzlar arasinda,
    Ateşli kinler üretiyorlar.
    Isinmaga yarasin da...
    Diye mi düşünmekteler?
    Iki anlamiyla da horlayarak,
    Tarihimizin ve günümüzün,
    Nöbetini tutuyoruz;
    Haydar Paşa’nın gelini mi olur,
    Antalya’da mutlu Felemenkliler mi,
    Ne söylenirse yutuyoruz.
    Yarınlar bizim demek için,
    Günler de bizim olmalı;
    Sade zaferleriyle değil
    Yenilgileri ve yaslarıyla,
    Dünler de bizim olmalı.

    Hüsrev Hatemi

         

    Alıntı  
     

  9. #9  
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.565

    Beykoz’da Gece Başlarken

    Bir eski temmuz mu bu geçmiş yillardan?
    Yosun, kavun ve deniz kokan...
    Hem küflü hem sicak bir Temmuz
    Hiçbir yerden hiçbir beste duyulmuyor
    Ister istemez geçmişi düşünüyor insan;
    Siz söyleyin Filozof Riza Bey,
    Yenmek, bir kabristan mi almaktir?
    Yoksa dönüşümlü müdür sevinç ve hüsran,
    Yoksa hayatin özeti sadece,
    Bir eski temmuz mudur geçmiş yillardan?
    Yosun, kavun ve deniz kokan...
    Hem küflü hem sicak bir Temmuz
    Baharat kokulu kiş çarşilardan,
    Farkli ve uzak bir Temmuz...
    Gün akşam oldu karardi kayaliklar,
    Işidi birkaç yildiz gökte
    Yerdeyse birkaç diskotek ve restoran.

    Hüsrev Hatemi

         

    Alıntı  
     

  10. #10  
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.565

    Beyazıtta, Kış, Pazar Sabahı

    Ten tortusu topraktadır
    Cân neden damıtıldı ki...
    Üstelik uçurdun gitti.
    Garip imbiksin ey ölüm!
    Bahar seni buhar eyler
    Hayat çökertir toprağa,
    İmbikten üstün imbik mi?
    İstanbul’u damıtan kim?
    O da öte yana geçmiş...
    Sarıgüzel yangını mı,
    Oldu bunun başlangıcı?
    Sen ey ölüm kırlangıcı,
    Konar gibi yaparsın da;
    Yüzümüze bir değersin,
    Sonra beklenmedik anda,
    Alıcı kuşa dönersin.
    Sevda sahip çıkmaz bize,
    Bizi ölümden saklamaz;
    Üstelik ihbar da eder
    Sazlar, susmasanız şimdi,
    Bir rind gibi karşılamak
    Güzel olacak zâlimi.
    Oysa, buna da bırakmaz,
    Felç, prostat ve siare...
    Tekrir-i müzakere mi...
    Görüşme yinelemesi
    İstemeliyim Tanrıdan,
    -Yeni Elest kurultayı-
    Tanrıya demeliyim ki
    "Seven, ölmeli mi seni?"
    Kaygusuz’un Filibesi
    Onu aşkla seven kimdi?
    Bu sözü kim anlayacak,
    Kimler kimin kurbani ki?
    Garip imbiksin ey ölüm.
    Ey ölüm garip imbiksin!

    Hüsrev Hatemi

         

    Alıntı  
     

Sayfa 1/3 123 SonSon
Bu Konudaki Etiketler

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Yetkileriniz
  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •