Günün Sözü
Sayfa 3/3 İlkİlk 123
29 sonuçtan 21 ile 29 arası

Konu: Hüsrev Hatemi'nin Tüm Şiirleri Hüsrev Hatemi Şiirleri

  1. #21  
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.743

    Toprak Aynasında Âlem

    Gönül çeşmesini tâ durulunca pâk...
    Etmeye bir ömür yetmedi.
    Güller ki neyden fazla inlerken,
    Nemli gözlerle bir mâzi,
    Ve tâlik yazili çeşme
    Nerdeydi?
    Zemin denirdi, arz denirdi, saglam
    Ve siki basarken ona biz neden?
    Serviler, kekik otlariyla bir âlem,
    O eski âlem neden kaydi?
    Ölüm beklemezdi serviler gerçi,
    Bilmem hangi hayal kirikligi, yâhut
    Hangi kederle müntehir onlar,
    Kina giren kiliçlar misali,
    Yeraltini süslemektedir şimdi.
    Güller, yilanlar ve bütün
    O eski âlem’in çocukları,
    Semada ararken servileri.

    Hüsrev Hatemi

         

         

    Alıntı  
     

  2. #22  
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.743

    Sırtlanlar Serenadı

    Dilrübâ sırtlanlar siritiyor bak,
    Kamyonlar seni ezer Çocuk muhakkak...
    Kerli ferliler yasalariyla,
    Yarasalari serçelerden
    Çok daha fazla koruyacak.
    Sel gider kum kalir diyorsun Çocuk,
    Kum kalir bu dogru fakat gül kalmaz;
    Güller kalmaz, kuşlar kalmaz inan ki Çocuk
    Sirtlari saglam yere dayali sirtlanlar
    Pek dilrübâ siritirlar Çocuk...
    Canavarlar ve cinayetler çogalir;
    Ortada seni seven tek kul kalmaz...
    O ürkek kumrudur ki senin ruhun,
    Yakindir, yoklugundan yakinan bir kul kalmaz.
    Kalmaz inan ki Çocuk...
    Iskete iskeletleri agaç dibinde,
    Dilrübâ sirtlanlar siritir Çocuk...

    Hüsrev Hatemi

         

    Alıntı  
     

  3. #23  
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.743

    Selânik Şarkısı

    Eski duyarlıkları özleme hiç,
    Aramak boşuna, yok onlar...
    Giriş kapısı yıllardır çivili,
    Kırık camlı otelde olmalılar;
    Çünkü onlar da Selânik’de
    Metrûk bir otelde öldü.
    Vardar kapısı mıydı ey kalbim,
    Yoksa Egnatia caddesi miydi?
    Günlerimiz zaman çeşmesinden,
    Akarak tükendi bitti;
    Beyaz kuleler ömrümüzde ender...
    Ve güvercinlerdir ki sevinçler,
    Muttasıl kaçarlar bizden.
    Ah Namıka Hanım, bilmem kimdiniz.
    Bana mümkünse söyleseniz...
    Neden bu Hüzün Bedesteni?
    Bir de nedendir ki sevinçler,
    Hep terkederler beni.

    Hüsrev Hatemi

         

    Alıntı  
     

  4. #24  
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.743

    Muhayyer Sünbüle

    Bu rüzgârla, şimdi çoktan unuttugum
    Tarlalarda başaklar egiliyor;
    Degirmen miydi depo mu, o yikik...
    Terkedilmiş yapinin bacasinda,
    Derin düşüncelerde iki leylek;
    Birisi ayakta ve çökmüş digeri.

    Bu rüzgâr, şimdi deniz kokusunu,
    O kadîm sâhilde gezdirirken
    Bir şeyi yapamayacak yalniz...
    Ölmüş güzellerin saçlarini,
    -Onlari ben unutmamiş olsam da-
    Artik dagitmayacak bu imkânsiz.

    Duyulan bir sünbülün şarkisi mi?
    Sünbül, eski saçlarin anisi;
    Sanirim bizim de ardimizda...
    Ölüm, zaman ormaninin parsi.

    Hüsrev Hatemi

         

    Alıntı  
     

  5. #25  
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.743

    Maktul Yürek

    Keskin agzindan ayrilik kilicinin,
    Yüregimin yedigi darbe,
    Bu acinin;
    En uç örnegini bana tanitti:
    Neden kisas uygulandi yüregime?
    Ne suçtu ne de bir suça kanitti,
    Eski Dünya’nın ölümünü seyretmesi...

    Yılları yele vermiş olması da belki
    İkinci bir ağır suç sayılarak,
    Nâhak yere zaman yargıcı,
    Yüreğim için bu hükmü verdi.

    Görmeden sevdiği kentler: Bağdat,
    Saraybosna ve Priştine’nin
    Harabolduğunu duymuştu
    Kendini savunmaması bundandır...
    Ben yirminci yüzyılı, bu sebeple
    Yüreğimsiz bitiriyorum.

    Hüsrev Hatemi

         

    Alıntı  
     

  6. #26  
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.743

    Lâcivert Gece

    Gülüşün kovamaz lâcivert geceyi
    Bir hilâl belirir gecede, sâdece...
    Kederle de kararmaz gözlerinin lâciverdi
    Yildizlar belirir, kayan yildizlar
    Yeryüzündeki bütün yalnizlar
    Ürperir, derler ki “çocuk kederli”
    Sert çocuk, sarp çocuk, lâcivert Çocuk,
    Biraz neşelensen bu ne dert Çocuk?
    Ürkme baykuşlardan, baykuşlar güzel
    Keşki bu kadar azalmasalardi...
    Hele kirpiler, yarasalar
    Hepsinin başimin üstünde yeri var.
    Ölü degil senin gecen, canlilarla dolu çocuk
    Sisli çocuk, puslu çocuk, bugu çocuk.

    Hüsrev Hatemi

         

    Alıntı  
     

  7. #27  
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.743

    Kitap ve Biz

    Bütün olaylardan önceydi Kitap,
    Hayli uzun zaman yumağı bir de
    Bir ölüm gecesi... doğum ve nice
    Ölümler, doğumlar, yine ölüm...
    Yürek çöküntüsü ya da sevinç haberi,
    Gördüm yüzünde ışıyan yazları,
    Yüzünde kazılmış kışları gördüm.
    Sözler serpilmişti sazlıklara,
    Sızan ışık altında sözler nemli,
    Sözler serpilmişti sıcak kumlara,
    Güneş altında da sözler gördüm
    Duydum...
    Kuşkuların yoğun kedere, kederin yasa
    Yasın yıkıma dönüştüğünü
    Kitap aslında çok önceden bir muştuydu
    Neden öyleyse çocuk, neden
    Yüzünün taç yaprağından çekilmiş su?
    Küçük bir çiçek için ne uzun...
    Ne hazin bir öykü bu.

    Hüsrev Hatemi

         

    Alıntı  
     

  8. #28  
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.743

    Keder Denizi

    Yürekler vardir ki Devran elinden,
    Onlara gam sunuldugunda,
    Iri güller gibi kan aglayip
    Sessiz, dünyayi seyrederler...

    Yürekler vardir ki onlar,
    Kirginlik ve yalnizligi tadinca;
    Sokak gösterilerinde yakilan,
    Taşit lastikleri gibi,
    Alevli ve gösterişli yanarlar...

    Yürekler vardir, gam denizi derinlerinde
    Mürekkep baliklaridir ki,
    Onlara sitem eriştiginde,
    Deniz içine aglarlar...
    Laciverd ve dilsiz.

    Hüsrev Hatemi

         

    Alıntı  
     

  9. #29  
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.743

    İstanbul’a Ağıt

    Kaybettiğim eski İstanbul bir gün
    Yaşlı, hasta bir beyefendinin,
    Terekesinden çıkacak
    - vefatından hayli sonra -
    Ben o günü sanmam ki göreyim
    Fakat o gün geldiğinde
    Büyük bir sarı zarf içinde
    Üstünde "muhibbim" filan beyefendiye
    İthafıyla yaldızlı bir kent
    Yarı küflenmiş fakat olağanüstü güzel
    Zuhur edecek bir evden...
    O zaman kentimiz çoktan,
    Hani erkek çocukları ürperden
    Hımar tıraşından geçerek
    İmar görmüş tepeleriyle
    New İstanbul olacağından
    İş işten geçmiş olacak
    Sadece gönül sahipleri umarım
    Derinden ve insanın içine işleyen
    Bir musıki duyacaklar kısa süre
    Beton tepeler üzerinde...
    "İşte onların mahvolmuş yurtları".

    Hüsrev Hatemi

         

    Alıntı  
     

Sayfa 3/3 İlkİlk 123
Bu Konudaki Etiketler

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Yetkileriniz
  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •