Günün Sözü
Sayfa 3/6 İlkİlk 12345 ... SonSon
55 sonuçtan 21 ile 30 arası

Konu: ✎ NAZIM Hikmet RAN Şiirleri

  1. #21 Nazım Hikmet'ten Vera'ya... 
    EmeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yer
    Kocaeli, İzmit
    Mesajlar
    18.512

    Nazım Hikmet'in aşkları Nazım Hikmet aşk şiirleri

    Vera'ya




    Gelsene dedi bana..
    Kalsana dedi bana..
    Gülsene dedi bana..
    Ölsene dedi bana..

    Geldim...
    Kaldım...
    Güldüm...
    Öldüm...

    Nazım Hikmet Ran

    ~~~~

    Vera'nin Uykudan Uyanişi



    İskemleler ayakta uyuyor
    masa da öyle...
    serilmiş yatiyor sırtüstü kilim
    yummuş nakişlarini
    ayna uyuyor...
    pencerelerin simsiki kapali gözleri
    uyuyor sarkitmiş boşluga bacaklarini balkon
    karşi damda bacalar uyuyor
    kaldirimda akasyalar da öyle
    bulut uyuyor
    gögsünde yildiziyla
    evin içinde dişinda uykuda aydinlik
    uyandin gülüm
    iskemleler uyandi
    köşeden köşeye koşuştular
    masa da öyle
    dogrulup oturdu kilim
    nakişlari açildi katmer katmer
    ayna seher vakti gölü gibi uyandi
    açti kocaman mavi gözlerini pencereler
    uyandi balkon
    toparladi bacaklarini boşluktan
    tüttü karşi damda bacalar
    kaldirimlar akasyalar ötüştü
    bulut uyandi
    atti gögsündeki yildizi odamiza
    evin içinde dişinda uyandi aydinlik
    doldu saçlarina senin, dolandi çiplak beline ak ayaklarina senin...

    N.Hikmet

         

         

    " Senin sessizliğini anlamayan, muhtemelen senin sözlerini de anlamaz. "
    — Elbert Hubbard
    Alıntı  
     

  2. #22 Ben, senden önce ölmek isterim. . . 
    EmeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yer
    Kocaeli, İzmit
    Mesajlar
    18.512

    Ben, senden önce ölmek isterim. . .



    Gidenin arkasından gelen, gideni bulacak mı zannediyorsun?
    Ben zannetmiyorum bunu.
    İyisi mi, beni yaktırırsın,
    odanda ocağın üstüne korsun
    içinde bir kavanozun.
    Kavanoz camdan olsun,
    şeffaf, beyaz camdan olsun
    ki içinde beni görebilesin...
    Fedakârlığımı anlıyorsun :
    vazgeçtim toprak olmaktan,
    vazgeçtim çiçek olmaktan
    senin yanında kalabilmek için.
    Ve toz oluyorum
    yaşıyorum yanında senin.
    Sonra, sen de ölünce
    kavanozuma gelirsin.
    Ve orda beraber yaşarız
    külümün içinde külün,
    ta ki bir savruk gelin
    yahut vefasız bir torun
    bizi ordan atana kadar...
    Ama biz
    o zamana kadar
    o kadar
    karışacağız
    ki birbirimize,
    atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
    yan yana düşecek.
    Toprağa beraber dalacağız.
    Ve bir gün yabani bir çiçek
    bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
    sapında muhakkak
    iki çiçek açacak :
    biri sen
    biri de ben.
    Ben
    daha ölümü düşünmüyorum.
    Ben daha bir çocuk doğuracağım.
    Hayat taşıyor içimden.
    Kaynıyor kanım.
    Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
    ama sen de beraber.
    Ama ölüm de korkutmuyor beni.
    Yalnız pek sevimsiz buluyorum
    bizim cenaze şeklini.
    Ben ölünceye kadar da
    bu düzelir herhalde.
    Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
    İçimden bir şey : belki diyor. . .

    - N. HİKMET RAN

         

    " Senin sessizliğini anlamayan, muhtemelen senin sözlerini de anlamaz. "
    — Elbert Hubbard
    Alıntı  
     

  3. #23 N.Hikmet RAN - 23 Sentlik Askere Dair 
    EmeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yer
    Kocaeli, İzmit
    Mesajlar
    18.512

    Mister Dallas,
    sizden saklamak olmaz,
    hayat pahalı biraz bizim memlekette.



    Mesela iki yüz gram et alabilirsiniz,
    koyun eti,
    Ankara'da 23 sente,
    yahut bir kilodan biraz fazla mercimek,
    elli santim kefen bezi yahut,
    yahut da bir aylığına
    yirmi yaşlarında bir tane insan
    erkek,
    ağzı burnu, eli ayağı yerinde,
    üniforması, otomatiği üzerinde,
    yani öldürmeye, öldürülmeye hazır;
    belki tavşan gibi korkak,
    belki toprak gibi akıllı,
    belki gençlik gibi cesur,
    belki su gibi kurnaz,
    (her kaba uymak meselesi)
    belki ömründe ilk defa denizi görecek,
    belki ava meraklı, belki sevdalıdır.
    Yahut da aynı hesapla Mister Dallas,
    (tanesi 23 sentten yani)
    satarlar size bu askerlerin otuzbeşini birden
    İstanbul'da bir tek odanın aylık kirasına,
    seksen beş onda altısını yahut,
    bir çift ıskarpin parasına.
    Yalnız bir mesele var Mister dallas,
    herhalde bunu sizden gizlediler.
    Size yirmi üç sente sattıkları asker,
    mevcuttu üniformanızı giymeden önce de,
    mevcuttu otomatiksiz filan,
    mevcuttu sadece insan olarak,
    mevcuttu,
    tuhafınıza gidecek,
    mevcuttu
    hem de çoktan mı çoktan
    daha sizin devletin adı bile konmadan.
    Mevcuttu, işiyle gücüyle uğraşıyordu,
    mesela Mister Dallas,
    yeller eserken yerinde sizin New York'un,
    kurşun kubbeler kurdu o,
    gökkubbe gibi yüksek,
    haşmetli, derin.
    Elinde Bursa bahçeleri gibi nakışlandı ipek.
    Halı dokur gibi yonttu mermeri
    ve nehirlerin bir kıyısından öbür kıyısına
    ebem kuşağı gibi attı kırk gözlü köprüleri.
    Dahası var Dallas,
    sizin dilde anlamı pek de belli değilken henüz
    zulüm gibi,
    hürriyet gibi,
    kardeşlik gibi sözlerin,
    dövüştü zulme karşı o,
    ve istiklal ve hürriyet uğruna
    ve milletleri kardeş sofrasına davet ederek
    ve yarin yanağından gayri her yerde,
    her şeyde,
    hep beraber
    diyebilmek için,
    yürüdü peşince Bedrettin'in;
    O, tornacı Hasan, köylü Memet, öğretmen Ali'dir,
    Kaya gibi yumruğunun son ustalığı,
    922 yılı 9 Eylül'üdür.
    Dedim ya, Mister Dallas,
    Herhalde bütün bunları sizden gizlediler.
    Ucuzdur vardır illeti.
    Hani şaşmayın,
    yarın çok pahalıya mal olursa size
    bu 23 sentlik asker,
    yani benim fakir, cesur, çalışkan milletim,
    her millet gibi büyük Türk milleti.

    (16.07.1953)
    N. HİKMET

         

    " Senin sessizliğini anlamayan, muhtemelen senin sözlerini de anlamaz. "
    — Elbert Hubbard
    Alıntı  
     

  4. #24 N.Hikmet > Ağa Camii > Nazım Hikmet Şiirleri 
    EmeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yer
    Kocaeli, İzmit
    Mesajlar
    18.512

    Havsalam almıyordu bu hazin hali önce,
    Ah, ey zavallı cami, seni böyle görünce ...



    Dertli bir çocuk gibi imanıma bağlandım;
    Allah'ımın ismini daha çok candan andım.

    Ne kadar yabancısın böyle sokaklarda sen!
    Böyle sokaklarda ki, anası can verirken,

    Işıklı kahvelerde kendi öz evladı var...
    Böyle sokaklarda ki, çamurlu kaldırımlar,

    En kirlenmiş bayrağın taşıyor gölgesini,
    Üstünde orospular yükseltiyor sesini.

    Burda bütün gözleri bir siyah el bağlıyor,
    Yalnız senin göğsünde büyük ruhun ağlıyor.

    Kendi elemim gibi anlıyorum ben bunu,
    Anlıyorum bu yerde azap çeken ruhunu

    Bu imansız muhitte öyle yalnızsın ki sen
    Bir teselli bulurdun ruhumu görebilsen!

    Ey bu caminin ruhu: Bize mucize göster
    Mukaddes huzurunda el bağlamayan bu yer

    Bir gün harap olmazsa Türkün kılıç kınıyla,
    Baştan başa tutuşsun göklerin yangınıyla!


    - Nazım Hikmet Ran

         

    " Senin sessizliğini anlamayan, muhtemelen senin sözlerini de anlamaz. "
    — Elbert Hubbard
    Alıntı  
     

  5. #25 Nazım Hikmet Ran << Asya-Afrika Yazarlarına 
    EmeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yer
    Kocaeli, İzmit
    Mesajlar
    18.512

    Kardeşlerim bakmayın sarı saçlı olduğuma,
    ben Asyalıyım...



    bakmayın mavi gözlü olduğuma
    ben Afrikalıyım
    ağaçlar kendi dibine gölge vermez benim orda
    sizin ordakiler gibi tıpkı
    benim orda arslanın ağzındadır ekmek
    ejderler yatar başında çeşmelerin
    ve ölünür benim orda ellisine basılmadan
    sizin ordaki gibi tıpkı
    bakmayın sarı saçlı olduğuma
    ben Asyalıyım
    bakmayın mavi gözlü olduğuma
    ben Afrikalıyım
    okuyup yazma bilmez yüzde sekseni benimkilerin
    şiirler gezer ağızdan ağıza türküleşerek
    şiirler bayraklaşabilir benim orda
    sizin ordaki gibi
    kardeşlerim
    sıska öküzün yanına koşulup şiirlerimiz
    toprağı sürebilmeli
    pirinç tarlalarında bataklığa girebilmeli
    dizlerine kadar
    bütün soruları sorabilmeli
    bütün ışıkları derebilmeli
    yol başlarında durabilmeli
    kilometre taşları gibi şiirlerimiz
    yaklaşan düşmanı herkesten önce görebilmeli
    cengelde tamtamlara vurabilmeli
    ve yeryüzünde tek esir yurt tek esir insan
    gökyüzünde atomlu tek bulut kalmayıncaya kadar
    malı mülkü aklı fikri canı neyi varsa verebilmeli büyük hürriyete şiirlerimiz.

    - Nazım Hikmet Ran

         

    " Senin sessizliğini anlamayan, muhtemelen senin sözlerini de anlamaz. "
    — Elbert Hubbard
    Alıntı  
     

  6. #26 N.HİKMET Ran - Bayramoğlu 
    EmeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yer
    Kocaeli, İzmit
    Mesajlar
    18.512

    Mahpusanedeyim. . .



    Mahpusanede kalbimin kanayan çıplak ayakları...
    ne zaman çok uzun bulsa yolunu,
    hatırlarım bilmem neden
    Azeri yoldaşım Bayram Oğlunu:
    Baki.
    Gece saat iki
    sularında ..
    Karaşehrin kara damlarında yatanlar
    görüyor kanlı renklerin nescini uykularında ..
    Yıldızların altında kara neft burguları
    hışırdıyor servilikler gibi derinden
    yüreğinden.
    Bakıyor uykulu sarı gözler
    kara topraktaki yağlı neft birikintilerinden.
    Gök kara,
    yıldızlar sarı.
    Tek katlı,
    düz damlı dört köşe tas dükkanların
    kapalı kara kapıları.
    Karaşehrin kara damlarında yatanlar
    görüyor kanlı renklerin nescini uykularında.
    Baki.
    Gece saat iki
    sularında
    Taşlarda yuvarlanan
    nal ve tekerlek sesleri.
    Seslerde seslenen sesler ..
    İşte bir fayton geçiyor
    geçmede
    geçti:
    son evlerin yakınından
    uzağından
    ırağından..
    Kara bir lanettir ki bu,
    kopmuş geliyor gecenin dudağından...
    Bu faytonun fenerinde dehşeti var:
    hançerle oyulmuş
    kor
    ve derin
    gözlerin..
    Taşlarda yuvarlanan
    nal ve tekerlek sesleri
    Gittikçe uzaklaşan,
    gittikçe alçalan sesler...
    Ortada demiryolu,
    sağ yanda Karaşehir;
    solda fabrikaların
    duvarları yükselir.
    Karşıdan fayton gelir.
    içinde Bayram Oğlu.
    Bağlanmış kolu
    Bayram Oğlunun..
    Karşıdan fayton gelir
    içinde
    Bayram Oğlu.
    Jandarma sağı,
    Jandarma solu
    Bayram Oğlunun...
    Kolunu bağlamışlar
    kanadı kırık değil ..
    Gözünde toplanan
    hıçkırık değil...
    Gözleri ışık dolu
    Bayram Oğlunun.
    Karşıdan fayton gelir,
    içinde
    Bayram Oğlu.
    Ölümdür yolu
    Bayram Oğlunun
    Bayram
    Oğlunun..."

    Kalbimi bunaltan bu dört duvar mı?
    Ölümden öteye köy var mı?

    - Nazım Hikmet (1927)

         

    " Senin sessizliğini anlamayan, muhtemelen senin sözlerini de anlamaz. "
    — Elbert Hubbard
    Alıntı  
     

  7. #27 Bence Şimdi Sen de Herkes Gibisin... 
    EmeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yer
    Kocaeli, İzmit
    Mesajlar
    18.512

    Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor ..
    Onlardan kalbime sevda geçmiyor
    Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
    Çünkü bence şimdi herkes gibisin ...

    Yolunu beklerken daha dün gece
    Kaçıyorum bugün senden gizlice
    Kalbime baktım da işte iyice
    Anladım ki sen de herkes gibisin

    Büsbütün unuttum seni eminim
    Maziye karıştı şimdi yeminim
    Kalbimde senin için yok bile kinim
    Bence sen de şimdi herkes gibisin

    1918 - N.HİKMET Ran

         

    " Senin sessizliğini anlamayan, muhtemelen senin sözlerini de anlamaz. "
    — Elbert Hubbard
    Alıntı  
     

  8. #28 N.HİKMET Ran ~ Benim Oğlan Fotoğraflarda Büyüyor.. 
    EmeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yer
    Kocaeli, İzmit
    Mesajlar
    18.512

    İçimde acısı var yemişi koparılmış bir dalın,
    gitmez gözümden hayali Haliç'e inen yolun,
    iki gözlü bir bıçaktır yüreğime saplanmış
    evlât hasretiyle hasreti İstanbul'un.



    Ayrılık dayanılır gibi değil mi?
    Bize pek mi müthiş geliyor kendi kaderimiz?
    Elâleme haset mi ediyoruz?
    Elâlemin babası İstanbul'da hapiste,
    elâlemin oğlunu asmak istiyorlar
    yol ortasında
    güpegündüz.
    Bense burda rüzgâr gibi
    bir halk türküsü gibi hürüm,
    sen ordasın yavrum,
    ama asılamıyacak kadar küçüksün henüz.
    Elâlemin oğlu katil olmasın,
    elâlemin babası ölmesin,
    eve ekmekle uçurtma getirsin diye,
    orda onlar aldı göze ipi.

    İnsanlar,
    iyi insanlar,
    seslenin dünyanın dört köşesinden
    dur deyin, cellât geçirmesin ipi.

    N.HİKMET Ran

         

    " Senin sessizliğini anlamayan, muhtemelen senin sözlerini de anlamaz. "
    — Elbert Hubbard
    Alıntı  
     

  9. #29 BERKLEY || N.Hikmet Ran 
    EmeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yer
    Kocaeli, İzmit
    Mesajlar
    18.512

    Behey Berkley!!!



    Behey on sekizinci asrın filozof peskoposu.
    Felsefenden tüten günlük kokusu
    başımızı döndürmek içindir.
    Hayat kavgasında bizi
    dizüstü süründürmek içindir.
    Behey
    Berkley,
    Behey Allahın
    Cebrail şeklindeki Ezraili,
    Behey on sekizinci asrın en filozof katili!
    Hâlâ geziyor İskoçya köylerinde
    adımlarının sesi.
    Hâlâ uluyor adımlarının sesine
    tüyleri kanlı bir köpek.
    Hâlâ
    her gece titreyerek
    görüyor gölgeni İskoçya köylüleri
    evlerinin
    camlarında!
    Hâlâ
    kanlı beş parmağının izi var
    o beyaz buzlu camlar gibi şimal akşamlarında!
    Behey
    Berkley!
    Behey meyhane kızlarının kara cübbeli kavalyesi,
    Kıralın şövalyesi,
    sermayenin altın sesi,
    ve Allahın peskoposu!
    Felsefenden tüten günlük kokusu
    başımızı döndürmek içindir.
    Hayat kavgasında bizi
    dizüstü süründürmek içindir!
    Her kelimen
    kelepçelerken
    bileklerimizi,
    kıvrılan
    bir yılan
    gibi satırların
    sokmak istiyor yüreklerimizi.
    Beli hançerli bir İsaya benziyor resmin.
    Sivriliyor kitaplarından ismin
    sivri yosunlu ucundan
    kızıl kan
    damlıyan
    yeşil bir diş gibi.
    Her kitabın
    diz çökmüş önünde Rabbın
    kara kuşaklı bir keşiş gibi..
    Sen bu kıyafetle mi bizi kandıracaktın,
    inandıracaktın?
    Biz İsanın vuslatını bekleyen
    bir rahibe değiliz ki!
    Behey
    Berkley!
    Behey tilkilerin şahı tilki!
    Çalarken satırların zafer düdüğü,
    küçük bir taş parçasının en küçüğü
    imparatorların imparatoru gibi çıkınca karşısına,
    hemen anlaşmak için
    bir kapı açıyorsun,
    binip Allahının sırtına
    soldan geri kaçıyorsun!
    Kaçma dur!
    Her yol Romaya gider,
    — bu belki doğrudur —
    fakat
    fikri evvel gören her felsefenin
    safsata iklimidir yelken açtığı yer!
    Bu bir hakikat
    — hem de mutlak cinsinden — !
    İşte sen
    işte senin felsefen:
    Sen o sarı kırmızı rengini gördüğün
    cilâlı derisine parmaklarını sürdüğün
    parlak
    yuvarlak
    elmaya:
    «Fikirlerin bir
    terkibidir,»
    diyorsun!
    Dışımızda bize bağlanmadan
    var olan
    varlığı
    inkâr ediyorsun!
    Şu mavi deniz
    şu mavi denizde yüzen beyaz yelkenli gemi,
    kendi kendinden aldığın fikirlerdir, öyle mi?
    Mademki kendi fikrindir yüzen gemi,
    mademki kendi fikrindir umman,
    ne zaman var,
    ne mekân!
    Ne senin haricinde bir vücut
    ne senden evvel kimse mevcut,
    ne senden sonra kâinat baki
    bir sen
    bir de Allah hakikî.
    Lâkin ey kara meyhanelerin sarhoş papazı!
    Senin dışında değil miydi
    kıllı kollarında kıvranan meyhanecinin kızı?
    Yoksa kendi altında sen
    kendinle mi yattın?
    Diyelim ki senden evvel baban yok
    İsa gibi.
    Yine fakat bacakları arasından çıktığın
    Meryem gibi bir anan da mı yok!
    Diyelim ki yapyalnızsın
    Turu Sinada Musa gibi,
    ne yazık! Tevratını okuyan da mı yok!
    Çok yalan söylemişsin çok.
    Sen emin ol ki Berkley
    — olmasan da zarar yok —
    bu şi're benzer yazıda hissene düşen şey:
    biraz alay
    biraz şaka
    ve birkaç tokat
    — eldivensiz cinsinden —
    Neyleyim?
    Neş'e kavganın musikisidir.
    Kavgada kuvvetini kaybetmiş gibidir biraz
    neş'enin çelik ahengini duymayan adam;
    neş'e ... iyi şeydir vesselam,
    — baş döndürmezse eğer —
    ve işte bizimkiler
    güldüler mi,
    ağız dolusu gülüyorlar.
    Kabahat onların kuvvetinde:
    yoksa ne sende
    ne de bende!
    Dinle Berkley!
    — dinlemesen de olur —
    Biz dinleyelim:
    Beynimiz bal yoğuran
    bir kovan.
    Ona balı dolduran
    arıdır hayat.
    Aldığımız hislerin
    sonsuz derin
    pınarıdır kâinat!
    Kâinat geniş
    kâinat derin
    kâinat uçsuz bucaksız!
    Biz onun parçaları,
    biz ondan doğan bir sürü bacaksız!
    Biz o bacaksızların
    — anasını inkâr etmeyen cinsi —
    Çünkü biz
    emredenlere emir verenlerden değiliz!
    Bağlıyız toprağa
    kalın halatlar gibi kollarımızla!
    Çelik dişleri şimşekli çarklılar
    koparırken kara toprağın esrarını,
    biz
    seyretmedeyiz
    cihan içinden cihanların
    doğuşunu;
    kehkeşanların
    gümüş aydınlığında!
    Görmüşüz,
    görmedeyiz
    yılların yollarında toprak oluşunu
    kızıl kadife dudaklı kızların!
    Çiziyor hareketi gözlerimize
    sonsuz maviliklerde
    kuyrukluyıldızların
    sırma saçlarından kalan izler.
    Her habbe koynunda bir kubbeyi gizler!..
    Şu denizler,
    şu denizlerin üstünde denizler gibi esen,
    rüzgârların uğultusu.
    Şu ipi kopmuş
    inci bir gerdanlık gibi damlayan su,
    şu bir damla su,
    uzaklaştıkça, yaklaşılan
    hakikati gizler..
    Her yeni ummanla beraber
    bir yeni imkân!
    Kâinat geniş
    kâinat derin
    kâinat uçsuz bucaksız!
    Behey!
    Berkley!
    Behey bir karış boyuna bakmadan
    Karpatları inkâr eden cüce!
    Ahrete gittiysen eğer
    oradan bir taç gönder,
    süslemek için Allahının kafasını!
    Fakat buradan
    topla hemen tarağını tasını,
    Haraç mezat!
    Haraç mezat!
    götür pazara bir pula sat:
    Topraktaki saltanatın
    göğe çıkan tahtını!
    Yok üstünde tabiatın
    tabiattan gayri kuvvet!..
    Tabiat geniş
    tabiat derin
    tabiat uçsuz bucaksız!..

    1926 / N.HİKMET

         

    " Senin sessizliğini anlamayan, muhtemelen senin sözlerini de anlamaz. "
    — Elbert Hubbard
    Alıntı  
     

  10. #30 Sevmek - N.Hikmet 
    EmeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yer
    Kocaeli, İzmit
    Mesajlar
    18.512



    Sevmek, sevdiğin kişiyle birlikte olmak değildir unutma..
    çünkü aşk; onunla yaşamak değil, onu yaşamaktır aslında..


    - N.Hikmet

         

    " Senin sessizliğini anlamayan, muhtemelen senin sözlerini de anlamaz. "
    — Elbert Hubbard
    Alıntı  
     

Sayfa 3/6 İlkİlk 12345 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 06-08-2014, 08:25 PM
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-08-2014, 06:44 PM
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11-23-2013, 03:20 PM
Bu Konudaki Etiketler

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Yetkileriniz
  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •