Milli Egemenlik Kavramı


Devlette egemenlik tek olmakla birlikte iç ve dış yansımaları vardır.




İç egemenlik: Devlet kudretini, diğer iktidar sahibi gerçek ve tüzel kişilerin üzerinde olmasını, emretme yetkisine sahip olmasını ifade eder.

Dış egemenlik ise: “Bağımsızlık”, yani devletin kendi hür iradesiyle kabul ettiği sınırlamalar dışında uluslararası alanda başka hiçbir sınırlamaya tabi tutulamaması olarak değer bulur. Yani, devlet: Belli sınırlar içinde yerleşmiş bir insan topluluğu, istikrarlı bir siyasi teşkilat ve müesseseleşmiş bir iktidarı ifade etmektedir.

Milli egemenlik, millet tarafından devlete verilen iktidardır. Başka bir deyişle egemenliğin bir kişiye, gruba ya da çoğunluğa değil, bütün millete ait olmasıdır. Millet ise kendisini oluşturan fertlerin üstünde, onlardan ayrı ve bağımsız bir şahsiyettir. Vatandaşlar egemenliğin kendilerine düşen parçasına sahip değillerdir. Tek egemen millettir. Bu anlamda milli egemenlik milletin fertlerini bir araya getiren, onlara yön veren, herkes tarafından kabul edilen, itaat edilen bir güçtür. Milli egemenliğin sosyolojik temeli millet, tarihi temeli milli kültür ve hareket temeli milli şuur' dur.


Türkiye' de eskiden beri egemenlik anlayışı, Avrupa kökenli egemenlik anlayışından farklı olmuştur. Patrona Halil, Kabakçı Mustafa, Alemdar Mustafa Paşa ayaklanma sonrası Padişah olmayı, mevcut egemenlik anlayışını, iktidar düzenini değiştirmeyi düşünmemişlerdir. Yıllar süren mücadeleler sonucu Padişah' ı iktidardan uzaklaştırdıktan sonra dahi yine Osmanlı sülalesinden birisi tahta geçirilmiştir.