OPERA İÇİNDE BALE



Balenin operalarda da küçümsenmeyecek bir işlevi vardır. Lirik bölümlerin danslı bölümlere olan üstünlüğünün pek ayırt edilemediği bir dönemden sonra, XVIII. yy'da ikisi arasında kesin bir ayrım yapılmaya başlandı. Rameau'nun opera-bale-leri, her iki öğenin kusursuz biçimde bağdaşmış olduğu son örnekler arasındadır. O dönemden başlayarak bale, Gluck'un operalarıyla, lirik yapıtlara divertimento olarak girdi. Mitoloji konularının işlendiği dönemden sonra, koreograflar gösteriye, dramatik aksiyonun doğal akışını yarıda kesen psikolojik durumlar, çağa uymayan öğeler, kostümler katma eğilimi gösterdiler.

XIX. yy. operalarının büyük bir bölümünde, gösterinin belli bir yerinde bale topluluğu işe karışırdı (Obe-ron, Faust Aitia, Romeo ve juliette, Samson ve Dalila, Boris Godunov,Prens İgor); yalnızca konunun elverişli olmadığı durumlarda (Wertherj ya da bazı gerçekçi türden yapıtlarda (La Boheme; LouiseJ baleye yer verilmezdi. Bazı durumlarda da konu, şan sanatçılarının dansa çok yatkın olmasını gerektirirdi: Salome;. Carmen; Thais; vb. XX. yy'da, Albert Roussel'in La Naissance de la lyre (Lirin Doğuşu) ve Padmavati gibi birer opera-bale olan yapıtları dışında, gerçek anlamda hiçbir opera.baleye başvurmamakta, günümüzde türlerin ayrımı eğilimi ağır basmaktadır.