Kanuni Sultan Süleyman
Babasi : Yavuz Sultan Selim
Annesi : Hafsa Hatun
Dogumu : 27 Nisan 1495
Vefati : 7 Eylül 1566
Saltanati : 1520 - 1566 (46) sene




Kanunî Sultân Süleyman devrine şarkıyâtçı Ortalon’un söylediği şu sözlerle başlamak istiyoruz: “Sultân Süleyman’ın eserleri bir sıraya konulsa en alt katta muhârebeleri onun üstünde bıraktığı âbideler ve en üstte ise kurmuş olduğu ilmî ve hukukî müesseseler gelir”.

Yukarıda zikredilen özelliğinden dolayı Osmanlı tarihinde Kanunî; sadece Osmanlı Padişahlarının değil dünyada görülen hükümdârların en muhteşemlerinden biri olması haysiyetiyle Batı âleminde Le Manifigue (Muhteşem) ve Grand (Büyük); şâirlik mahlası olarak Muhibbî; 13 tane büyük gazâya fiilen iştirâk etmiş olması hasebiyle Gâzî ve diğer Osmanlı Padişahlarına dendiği gibi bazan da Süleyman Şah denen Kânunî Sultân Süleyman bir rivâyete göre 900/1494 yılında Hafsa Sultân’dan Trabzon’da dünyaya gelmiştir. 926/1520 yılında ve 26 yaşında Osmanlı tahtına geçen Kanunî 974/1566 tarihine kadar yani 46 sene Padişahlık yapmıştır.

Kanuni Sultân Süleyman evvela başına gâile çıkarmak isteyen babası zamanında Şam Beylerbeyisi olan ve iktidâr değişikliğinden istifâde ederek Melik Eşref ünvânıyla hükümdârlığını ilan eden Canberdi Gazâli’yi 1521’de idam ettirdi. Bu gâileyi bertaraf eden Kanunî daha sonra meşhur seferlerinden 1. Sefer-i Hümâyûn’unu Belgrâd üzerine yaptı. 1. Macar seferi veya Engürüs seferi de denen bu sefer neticesinde sırasıyla Böğürdelen (Şabaç) Zemun ve Salankamin kaleleri fethedilmiş ve nihâyet daha sonraları Dâr’ül-Cihâd adını alan Belgrâd 927/1521’de feth olunmuştur. Bu arada Yemen’de fitnelere yol açan İskender adlı şahıs kendi adamları tarafından öldürülerek 927/1521 tarihinden itibaren bu beldelerde de Osmanlı Sultânı adına hutbe okunmaya başlanmıştır.

2. Sefer-i hümâyûnunu asırlarca haçlı ordularına karakolluk yapan Rodos ve adalar üzerine düzenlemiş ve 929/1522 yılının sonlarına doğru Bodrum Tahtalı ve Aydos kaleleriyle birlikte İstanköy Sömbeki ve Rodos adaları Osmanlı ülkesine katılmıştır. Hıristiyanlığın İslâm âlemine karşı bir kalesi sayılan Rodos’un zabtı Avrupa’da büyük bir hayret ve teessür uyandırmıştır. Osmanlı orduları adaları fetihle meşgul iken Anadolu’da problemler çıkaran ve Yavuz tarafından Zülkadriye Eyâleti beylerbeyliğine getirilen Şehsuvaroğlu Ali Bey fitnesi de Ferhad Paşa kumandasında gönderilen ordu ile 929/1522’de bertaraf olunmuştur. Bu arada Mısır’da çıkan cüz’î isyanlar da aynı yıl bastırılmış; vefat eden Hayır Bey’in yerine evvela Mustafa Paşa ve sonra da ikinci vezir Ahmed Paşa getirilmiş ve memlekette huzur ve âsâyiş sağlanmıştır. 930/1523 yılında Şah İsmail’in Sultânı tebrik için elçi gönderdiğini ve aynı yıl kendisinin vefatı üzerine oğlu Tahmasb’ın yerine şah olduğunu da kaydetmek isteriz.

3. Sefer-i hümâyûn 2. Engürüs (Macaristan) veya Mohaç seferi olarak da bilinir. Belgrat’ın alınmasından sonra Müslüman Türk akınlarına ma’rûz kalan Macaristan Hırvatistan Transilvanya ve Dalmaçya bu seferle önemli ölçüde Osmanlı topraklarına katılmıştır. 932/1526 tarihinde Tuna nehri üzerinde bulunan Petro Varadin (Petervardin) kalesini fetheden Osmanlı orduları daha sonra da sırasıyla Sirem muhitindeki kaleleri İyluk ve beraberindeki on küsur kaleyi ve nihayet Drava nehri kenarındaki Ösek (Eszek) kalesini zaptetmişlerdir. Kazanılan Mohaç zaferinden sonra 932/1526 yılının Eylül’ünde Macaristan’ın başşehri olan Budin fethedilmiş ve bunu Segedin Budin’in tam karşısında yer alan Peşte ve benzeri çevre şehirlerin fetihleri takip eylemiştir. İstanbul’a Macaristan fâtihi ünvanıyla dönen Kanuni bu seferiyle Orta Avrupa’da dengeyi değiştirmiş ve artık Osmanlı Devleti’nin sınırları Avusturya ve Çekoslovakya’ya dayanmıştır.

Ferdinand’ın tekrar Almanlardan destek alarak Budin’e yürümesi üzerine 4. Sefer-i Hümâyûn’unu da Macaristan’a düzenleyen Kanuni 936/1529 tarihinde Budin’i yeniden Osmanlı hâkimiyetine aldı ve yol üzerindeki Estergon’u ele geçirdikten sonra Ferdinand’ın gizlendiği Viyana’ya doğru yürüdü. Netice alınamayan I. Viyana Muhâsarası Alman ve Macarları tekrar ümitlendirdi.

5. Sefer-i hümâyûnunu yeniden ümitlenen Alman Şarlken ve Macar Ferdinand üzerine yapmayı planlayan Kanunî 938/1532 tarihinde başladığı bu seferinde evvela Siklos (Şikloş) Kanije ve nihâyet Viyana yolunu Osmanlı ordularına açan Güns kaleleri başta olmak üzere on beşten fazla kaleyi fethetmeyi başarmıştır. Meydandan kaçan Şarlken ve kardeşi Ferdinand’a ağır nâmeler gönderen Kanunî Budin’i geri aldığı gibi Papoçe Şopron eski başkentlerden Gradcaş Pojega Zacisne Nemçe ve Podgrad kalelerini aldıktan sonra 939/1532 senesi Kasımında Almanlarla sulh yaparak İstanbul’a dönmüştür.

6. Sefer-i hümâyûn Irakeyn seferi veya İran seferi diye de meşhurdur. Şarlken’den sonra Kanunî’nin ikinci büyük rakibi olan Şah Tahmasb Bitlis hâkimini kendisine tâbi olması için zorluyor ve Osmanlı Devleti’nin başına doğuda gâileler açıyordu. Osmanlı Devleti’ni Olama Hân ve Safevi devletini ise Bitlis Hâkimi Şeref Hân tutuyordu. 940/1533 yılında sefer Vezir-i A‘zam İbrahim Paşa komutasında başladı ve yol esnasında Adilcevaz Erciş Van ve Ahlat alındıktan sonra 941/1534 yılında Tebriz’e girildi. Daha sonra aynı yılın Eylül’ünde Padişah da sefere katıldı ve Karahan Derbendi geçildikten sonra Hemedan ve Kasr-ı Şirin yoluyla Bağdat’a ulaşıldı. 941/1534 Aralık ayında Bağdad direnmeden teslim oldu. Kerkük ve Hille gibi Irak beldeleri Osmanlı ülkesine katıldığı gibi Güney Irak Kuveyt Lahsâ Katîf Necd Katar ve Bahreyn bölgeleri de Osmanlı Devleti’ne itâat edince bütün bunlar Basra Eyâleti adı altında Osmanlı’ya bağlandı (24.7.1538). Bu arada Barbaros Hayreddin Paşa aynı yıl Tunus’u fethederek Osmanlı Devleti’ne bağlamıştı.

7. Sefer-i hümâyûnda Venediklilerin üzerine gidilmiş Korfu ve Otranto hücuma ma’rûz kalmışsa da Venediklilerin sulh talebi ve Fransa Kralının da arzusu üzerine 1537 yılında İstanbul’a dönüldü. Bu arada Doğu Hırvatistan’da Osiyek yakınlarındaki Vertizo’ya sokulan düşman askerleri yok edildi.

8. Sefer-i hümâyûn Kara Boğdan yani Moldavya üzerine yapıldı. 1538 yılında Kanuni Moldavya üzerine yürürken denizlerde Hadım Süleyman PaşaSüveyş’ten hareket ederek Yemen ve Aden’i almış ve Hindistan’daki Diu Kalesini kuşatmıştı. Yine aynı yıl Osmanlı Devleti’ne Batı Cezayir’i kazandıran Barbaros Hayreddin Paşa Batılı donanmalara karşı kazandığı Preveze deniz zaferi ile Akdeniz’i bir Osmanlı Gölü haline getirmişti. Kara Boğdan seferi deher ne kadar sulh ile neticelendi ise de hem Moldavya bölgesinde ve hem Tuna boyunda Osmanlı sınırları durmadan genişliyordu.

9. Sefer-i hümâyûn 1541’de yapılan Budin Seferi’dir. Macaristan’da Osmanlıların himâyesindeki Kral Yanoş Zapolya’nın ölümüyle (1540) Avusturyalı Ferdinand’ın buraları işgal etmek istemesi ve hatta Budin ve Peşte’yi kuşatması Kanunî’yi tekrar bu bölgelere getirdi. 1541 tarihli bu seferle artık Macaristan’ı Budin Eyâleti’nin bir parçası haline getirdi.

Kısa bir süre sonra Ferdinand Almanların desteği ile yine Budin ve Peşte’yi kuşattıysa da Kanunî Sultân Süleyman 10. sefer-i hümâyûnu ile hem Ferdinand’ı ve hem de kendisini destekleyen Almanları 1543 tarihinde geri çekilmeye ve Osmanlı Devleti’nden sulh andlaşması istemeye mecbur etti. Bu sefer neticesinde Macaristan’ın dinî merkezi olan Estergon İstolni-Belgrad ile beraber iki mühim sancak merkezi olarak Budin’e bağlandı. Peç ve Şikloşgeri alındı. Yapılan andlaşmayı bütün Avrupa devletleri kabul etmek durumunda kalırken Kanunî tartışmasız “Cihân Padişahı“ ünvanını bu gazâ ile kazandı. İmparator sıfatı sadece Muhteşem Süleyman için kullanılabilecekti.

Muhteşem Süleyman 11. sefer-i hümâyûnunu Osmanlı Devleti’ni arkadan vurmayı âdet haline getiren İran’a yaptı. Buna 2. İran Seferi de denir. 1548-1549 yıllarında gerçekleştirilen bu sefer ile Tebriz geri alındı. 1553-1555 yılları arasında da 3. İran seferini ve genelde ise 12. Sefer-i hümâyûnunu yaptı. Buna Nahcivan Seferi de denmektedir. 1554 Temmuz’unda Revan’a gelen Padişah oradan Nahcivan’a giderek burayı feth eyledi. Kuzey Azerbaycan üzerinden Güney Azerbaycan’a geçince Şah sulh istedi ve ortalarda görünmeyince de Amasya’ya çekildi. 1555 yılında Amasya’da imzalanan andlaşma ile Gürcistan paylaşıldı ve Irak’da eski sınırlar muhâfaza edildi.

Şehzâde Mustafa ve Şehzâde Bâyezid meseleleriyle yıpranan haşmetli Padişah son büyük seferini 1566 yılında Zigetvar’a düzenledi ve burada kuşatma sırasında 72 yaşında iken çadırında vefât etti.

Yavuz döneminde 6.5 milyon km2 olan Osmanlı Devleti’nin toprakları Kanunî devrinin sonunda en yüksek seviyesine olmasa da 15 milyon km2ye yükseldi. Osmanlı Devleti’nin sınırları içine Avrupa’da -bugünkü siyasi sınırlarla- Eszak hariç Macaristan Erdel (Romanya’da) Banat (Romanya ve Yugoslavya’da)Belgrad ve Voyvodana Hırvatistan ve Slovenya ve daha nice yerler; Asya’da Rodos ve on iki ada Arabistan Batı Gürcistan Doğu Anadolu’nun geriye kalan kısmı himâye bölgeleri olarak Yemen Kuveyt Bahreyn Hadramut Katar ve daha nice yerler; Afrika’dan Eritre Cibuti Somali Habeşistan’ın önemli bölgeleri Libya Tunus Çad ve Büyük Sahra’nın bazı kısımları dâhil olmuştu. Kısaca “Bir sultân-ı azîm’üş-şan idi ki her hıttada hutbesi yürür ve bin bir kal’ada nevbeti vurulurdu.”.