SALSA :
Aslında salsa üzerine yazmadan önce mutlaka El son Cubana hakkında bir şeyler söylemek bir zorunluluktur.

Kübalı ulusal şair Nicolas Guillen “El son” için şöyle söylüyor: “El son Küba ruhunu yansıtıyor.”

Küba müzik ve dans türü esas olarak Afrika ve Avrupa’nın müziği ve dansının Küba’da iç içe erimiş halidir.

İspanyol sömürgeciliği ve kölecilik bu sentezin oluşmasına yol açmıştır. Köleci-sömürgeciler Küba’ya çıktıktan kısa bir süre sonra burada tek bir Kübalıyı sağ koymadılar. Küba yerlileri İspanyol sömürgeciler tarafından yok edildiler. Afrika’dan getirilen köleler yani Puntos’lar ve onların başına dikilen Guajiras’lar (İspanyol Köylüleri) yeni bir Küba kültürü ortaya çıkardılar.

Guajiras’lar dansla pek ilgili değillerdi ancak müzikle ve şarkıyla çok iç içeydiler. Puntos’lar ise müzik ve dansla çok ilgiliydiler. Puntos’ların dinsel gelenekleri yani animist ritüelleri çok güçlüydü ve şartlar ne olursa olsun bundan uzak duramazlardı.

Küba tarihinde çok uzunca bir tarihsel süreçte bireyin kim olduğu, hangi etnisiteden olduğu suratına bakılarak değil, dinlediği (ya da icra ettiği) müziğe ve dansına bakılarak saptanırdı.

Ve süreç içinde Küba’da Afro-Kubano’lar Rumba, Hispanikler ise Danzon denilen dansları tercih ettikleri belirginleşti. Danzon, Fransızların ünlü Contradance’sinden türetilmiş bir salon dansıydı.

1900’lerin başında Küba’nın doğusunda İspanyol şarkı geleneğiyle Afrika vurmalı müzik aletlerinin ağırlığıyla belirlenen yeni bir sentez El son müziği dünyaya geldi. El son müziği tek başına doğmadı, esasında o, dünyaya, ikizi olan El son dansıyla birlikte geldi. O dönemde üst toplumsal kesimler El son’u halkın dinlediği ve dans ettiği müzik ve dans türü olduğundan dikkate almadılar ve El son çok sorun yaşadı. Daha sonraları salsaya dönüşecek bu müzik ve dans türü onlarca yıl sonra Latin Amerika’nın diğer müzik ve dans türleriyle de kaynaşarak Latin Amerika müziğinin ve dansının en önemli öğesi haline dönüştü.

Klasik (yani tipik) El son Cubano ancak 60’lı yıllarda New York’ta yaşayan ünlü müzisyen John Pacheco tarafından yeniden şekillendirilerek “salsa” oldu. Salsa “sos” demektir. Kolombiyalı Cumbia ve Dominikli Merengue’de Pacheco tarafından (ki bunlar El son’dan daha yaşlı olmalarına rağmen) salsa familyasından kabul edildiler. John Pacheco, salsayı kolay tanımlanamayacak bir müzik türü olarak adlandırdığından dolayı onu “sos” olarak ilan etmiştir. 1917’de El son dansını yapanların Küba’da tutuklandıklarına dair gazete haberleri arşivlerde uykudadır. İşte o dönemlerde onu yasaklayanlar daha sonra ona “sahip çıkıp” ondan yüklü miktarda dünyalık kazananlara dönüşmekte hiç zorlanmadılar. Son söz: “İnsan utanan hayvandır”.

Salsa esas olarak ne bir ritim türü adıdır ne de bir danstır.
Aslında salsa Afro-Küba işi ritimlerin yani Son, Mambo, Guaguancho, Cha cha cha, Cumbia gibi ritimleri anlatan bir çatı kavramdır. Günümüz salsa müziğinin kökleri öncelikle Danzon’un içinde bulunur. Danzon müziği Afrika perküsyon teknikleriyle Avrupa müziğinin iç içe geçmesinden başka bir şey de değildi.

Salsanın dans olarak New York’ta ortaya çıktığı bir gerçektir. Ancak onu orada stilize edenlerde genellikle Afro-Latinos’lardır. Yani Afrika kökenli Latin Amerikalılardır.

Ancak salsa müziği ve dansı Küba başta olmak üzere Puerto Rico, Venezuella, Kolombiya gibi ülkelerde geliştirilmiş, bir başka deyişle gerçek ruhunu ve rengini bulmuştur. Dans olarak birçok farklı ülkede ruh ve rengini bulduğu için doğal olarak salsanın birçok da farklı stili vardır.


Bunlara kısaca bir göz atalım:

SALSA LATİNO VEYA CUMBİA TARZI : Cumbia, tarzı esas olarak tüm salsa varyasyonlarının çatı kavramı olarak anlaşılır. Venezuella, Kolombiya, Meksika, Costa Rica gibi Orta Amerika ve Karibik yöresinde (Küba’da dahil) yapılan tarzıdır. Bu bir çatı kavram olarak kullanılır ve Kolombiya’nın Cumbia dansıyla karıştırılmamalıdır. Latin ve Orta Amerika’da salsa, okullarda öğrenilen bir dans değildir. Bu dans, çeşitli bayram ve şölenlerde meydanlarda oynanılarak öğrenilir. Bu tarzı karakterize eden şey minimum kurallar ve esas olarak da emprovizasyondur. Temel adım ve ilk Vueltas herkes tarafından çok çabuk öğrenilir. Cumbia tarzında vücut kontağı ağırlıktadır. Bu tarzda erkek oldukça dominant yönlendiricidir. Cumbia’da temel adım yana doğru üç veya dört tanedir. Aksanın yapısı sert adımla öne çıkarılır.Üç adım müzik ritmine göre 1,2,3-5,6,7’dir. Dörtlü adımda ise 1,2,3, tap-5,6,7,tap(aksan)’dir. Adım kombinasyonları ve dönüşler basittir. Kadınlar sağdan dönemezler. Dönüşler sırayla erkek-kadın veya kadın-erkek şeklinde yapılır. Tüm dünyada en yaygın yapılan salsa tarzıdır.

DESPELETO : Bu tarzda casino tarzı gibi “De la Calle” işidir; yani, sokak dansıdır. Despeleto spontan vücut flörtü karakterindedir. Ancak burada kapalı pozisyonda dans edilmez tam tersi dans açık pozisyonda yapılır. Bu tarzda kadının Casino tarzındaki durumu ve konumu farklılaşarak “daha fazla” alana ve “hareket özgürlüğü”ne sahip olduğu görülür. Fakat kadın bunun karşılığında daha fazla erotik hareketler yapmakla yükümlenmiştir. Örneğin Tembleque (ritmik olarak kadının tüm vücudunun titremesi) bunun en tipik örneğidir. Despeleto’da temel adım ve temel dönüş yoktur. Müzik dinlenilerek emprovize hareketler ağır basar. Despeleto genellikle Casino ile birleştirilerek yani harmanlanarak yapılır.

PUERTORİCENA : Bu tarz, bir kompromisttir. Yni De la Calle (sokak) emprovizasyonuyla, standart tarzın uzlaşmasıdır. Bu tarzda hareketler yumuşak,şık ve oldukça feminindir. New York’da bu tarz, “Mambo Tipiko” olarak da adlandırılır. Bu tarzın temel özelliği Porto Rico usulü solo adım kombinasyonlarıdır. Figürleri ve dönüşleri Kuzey Amerika çift danslarındaki gibidir. Temel inspirasyon kaynağı ve sayısız dönüşleriyle Kuzey Amerikan “Disco-Fox”a çok fazla benzer. Bu tarzda swing elementleri de net bir şekilde görülür. Casino ve Cumbia tarzlarıyla kıyaslandığında kadın, dansın daha da merkezindedir. Ancak kadın, burada da “seksi”! olmak durumundadır. Elbette bütün kadın dansçıların bu şablona uygun dans etmesi bir zorunluluk değildir. Burada kadının dünya görüşü ve felsefesi her zaman olduğu gibi belirleyicidir. Bu tarz, üç adımlıdır ve hareketin yönü öne doğrudur. Temel adım ilk aksanda atılır. Pedro Gomez’in yarattığı varyasyonda ilk adım birinci aksandadır. Kadının çift ve daha fazla sayıda dönüşü kaçınılmazdır. Bu tarzın sistematik ve tipik hareketi “Cross body lead”dir. Dönüşleri hemen hemen tümü bir çizgi düzeninde pozisyon alınarak yapılır.

LOS ANGELES : Rock’n Roll, cumbia ve Latin-Standart tarzlarının iç içe geçmişidir. Salsa türlerinin içindeki show dans tarzıdır. Hareketleri açısından oldukça “keskin” ve “sürat”lidir. Los Angeles tarzı oldukça agresif ve maçodur. Bazen bazıları tarafından akrobatik hareketlerle “sirk” gösterisine dönüştürülür. Herhalde bu özellik bu tarzın adını aldığı kültürden kaynaklanır.

MAMBO-SALSA : Klasik standart dans okulu tarzıdır. Bu tarza “Latin-Standart” tarz da denir ve turnuva dansı karakterlidir ve zaten bu şekilde türetilmiştir. Figürler ve adımlar en ince ayrıntısına kadar stilize edilmiştir. Emprovize yanı çok zayıftır. Spor ve Show karakterlidir.