Günün Sözü
4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Konu: Allah'a Ortak Koşmak Hafi Şirk ve Gün - Gizli Şirk

  1. #1 Allah'a Ortak Koşmak Hafi Şirk ve Gün - Gizli Şirk 
    EmeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yer
    Kocaeli, İzmit
    Mesajlar
    18.513


    ​

    Şirk, Allah’a ortak koşmak demektir.



    Bunun bir zâhiri, yâni “açığı” var; bir de “hafîsi”, yâni gizlisi. Zâhir olanı, bildiğimiz şirktir. Üç ilaha inanmak, yahut putları Allah katında şefaatçi kabul etmek bu guruba girer.


    Hafî şirke gelince, bu ana hatlarıyla ikiye ayrılır.

    Birisi, Allah’ın rızasını unutup insanlara riya ve gösterişte bulunmak, yahut nefsin arzularını tatmine özen göstermek.

    Diğeri de eşyanın yaratılmasında birer sebep olarak vazife gören mahlukata olduğundan fazla önem vermek; onları tesir gücüne sahip zannetmek.

    Bir de bu hafî şirkin bir derece daha perdelisi var ki, fiil âleminde değil, his âleminde, kalp âleminde cereyan eder. İnsanlar mânen terakki ettikçe şirk de gittikçe perdelenir...

    Sebeplere olduğundan fazla önem vermek de gizli şirk. Bir işin tahakkukunda sebebin hakkı bir iken, ona yüz kat fazla değer biçilirse doksan dokuzu gizli şirk hesabına geçer... İnsanın kendi nefsine fazlaca güvenmesi, bütün lâtifelerini onun emrine vermesi de gizli şirk.

    Buna sadece bir tek misal: Cebbar ve Mütekebbir ancak Allah’tır. İnsan, Allah’ın kendisine bahşettiği varlığı, kuvveti, ilmi, Onun huzurunda Onun kullarını ezmekte kullanırsa Cebbar ve Mütekebbir olmaya özenmiş ve gizli şirke girmiş olur.

    Resulûllah (asm.) Efendimiz, “Felak” için, “Cehennemden bir zindandır, onda cebbarlar, mütekebbirler hapis olunur ve Cehennem ondan Allah’a sığınır.” buyurmuştur. Ama gel gör ki Cehennemin ürküp kaçtığına, nefsimiz can atıyor. Sadece bu bile, nefsin Cehennemden çok daha tehlikeli olduğunu bildirmeye kâfi. Fakat bunu da yine o nefis yüzünden anlamaya yanaşmıyoruz...

    Bir başka Hadis-i Şerif: “İslâm dinini kabul etmiş birisi, herhangi bir şahsa zenginliği için saygı gösterirse, dininin üçte ikisi gider.”

    İslâm’da Allah için sevmek esastır. Zekâtını veren, hayırlı işler gören bir zengini sevmek Allah namınadır ve bu hadisin şümulüne girmez. Burada yasaklanan sevgi Allah’tan gafil olarak, kula zillet gösterme tarzındaki sevgidir.

    İslâm, tevhit dinidir. Bu kâinatın Sahibi ve Mâliki birdir. Her hayır, ancak Onun hazinesindedir. İslâm, ne ışık için güneşe, ne tahıl için tarlaya, ne de serveti için zengine aşırı ölçüde minnettar olunmamasını ders verir. Herkes ve her şey, sadece birer sebep, birer vesiledir. Bütün nimetler, arz ve semanın Rabbinden geliyor.

    Bu dersi alan fakir bir mü’min, bir zengine rızkını o veriyormuşçasına zillet gösterirse, tevhit inancı, yâni Allah’ı bir bilme itikadı zedelenebilir. Zengin olsun, fakir olsun her insan, ancak iman, ahlâk, fazilet, ilim, irfan, dürüstlük gibi sıfatları için sevilir. Zenginlik, tek başına bir sevgi vesilesi değildir.

    Bir zengin de bu Hadis-i Şerifi okuduğu zaman, kimseyi minnet altında bırakmaz. Yaptığı iyiliklere, ettiği ihsanlara karşı, aşırı bir hürmet beklemez. Aksi takdirde, karşı tarafın şeref ve haysiyeti yanında, diniyle de oynamış olacağını bilir.






         

         

    Alıntı  
     

  2. #2 Cevap: Allah'a Ortak Koşmak Hafi Şirk ve Gün - Gizli Şirk 
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.565


    Hayatı boyunca şirk üzerinde yaşamış ve bu şekilde ölmüş insanların ebedi olarak Cehennemde kalacağı Kuranı Kerimde ifade buyurulmuştur. Bununla beraber şirke düşüpte daha ölüm kendisine gelmeden iman edip tevbe edenlerin affolunacağı, imanının kabul olacağı Kuranı Kerimde bildirilmektedir.

    Kur'an-ı Kerim'i incelediğimiz zaman, şirke düşen insanların nefislerine tabi olarak tevhide karşı çıkmalarının neticesinde bu duruma düştüklerini görüyoruz. Bütün müşrik toplumlarda, genellikle ahlaksızlık, nefis duyguları, zulüm, hırs, azgınlık, taşkınlık ve menfaatperestlik hakimdir. Şirkin temeli, insanların Allah'a tam manasıyle inanmamaları, O'nun emir ve yasaklarına gerektiği gibi uymamaları ve ondan sonra yukarıda arzedilen süfli bir duruma düşmelerine dayanır. Bu husus birçok âyette dile getirilmiştir (el-A'raf, 7/80, 81, 85, 86; Yusuf, 12/23, 25, 28, 29, 30, 31, 35; el-Hicr, 15/3 vb).

    Kur'an âyetlerinden başka, çeşitli hadislerde ve ilmî eserlerde de şirk konusuna geniş yer verilmiştir. Allah'ın birliğine ortak kabul etmek şirk olduğu gibi, kudret ve tasarrufunda O'na ortak kabul etmek de şirktir. Şirk'in diğer bir çeşidi de, yalnız Allah'tan beklenmesi gereken sonuçları, Allah'tan başka güç ve kişilerden beklemektir.

    Şirk'in zıddı tevhiddir. O da, Allah'ın varlığını ve birliğini kabul etmekle beraber, O'nun tasarruflarında tek kudret sahibi olduğunu, hüküm ve irâdesinin her şeyin üstünde bulunduğunu kabul etmektir. İslâm dininde tevhid esastır. Hemen hemen bütün ibâdetlerin ana gayesi çeşitli konularda müslümanların arasında birliği sağlamaktır. Dünyanın her yerindeki müslümanların aynı ezanı okumaları, ibadetlerinde aynı kıbleye dönmeleri, tevhidin birer göstergesidir. Şirk bunun tam zıddıdır. Tevhid'in ana gayesi ve esas hedefi olan Allah'ın birliği hususundaki inancı zedelemek, O'na ortak kabul etmek, büyük şirk kabul edilmiştir.

    Yüce Allah Kur'an'da: "Muhakkak ki şirk büyük bir zulümdür" (Lokman, 31/13) diye buyurarak, şirki bir zulüm olarak tanıtmıştır. Nitekim şirke düşen insan, bu hareketiyle kendi nefsine zulmetmiş olur (el-Maverd, en-Nuketu ve'l-Uyunu, Beyrut, 1992, IV, 333). Ve yine şirk göklerin, yerin ve bunlarda bulunanların, maddenin ve hayatın zorunlu olarak teslim olduğu küllî bir kanuna, yani Allah'ın tek ilah ve Rab olduğu gerçeğine karşı gelinmekle Allah'ın hakkını O'na teslim etmemek bakımından da bir zulümdür. Şirk'e düşen insanın kendi şahsına zulmettiğini destekler mahiyetteki diğer bir âyetin meâli şöyledir:

    Allah'a ortak koşmadan, halis olarak Allah'ı birleyenler olun. Kim Allah'a ortak koşarsa, o sanki gökten düşmüş de kendisini kuş kapıyor veya rüzgâr onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir" (el-Hacc, 22/31 ) .

    Şirk'e düşen insan o kadar perişan olur ki, Yüce Allah ile bağları kopar; istikametini şaşırır; iyi ile kötüyü ayırd edemez hale gelir ve kendi öz çocuğunu öldürecek kadar şaşkın bir duruma düşer. Onların bu acı hali, Kur'an'da şöyle haber verilmiştir.

    Yine ortakları, müşriklerden çoğuna evlatlarını öldürmeyi süslü (güzel bir şeymiş gibi) gösterdi ki (böylece) hem kendilerini mahvetsinler hem de dinlerini karıştırıp bozsunlar. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları, uydurduklarıyla baş başa bırak!" (el-En'am, 6/137).

    Yüce Allah'ın şirke bakışını ve şirkin Kur'an'daki tanımını sergileyen diğer bazı âyetlerin meâli şöyledir:

    "Allah, kendisine ortak koşulmasını elbette bağışlamaz. O'ndan başka günahları dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa, büsbütün sapıtmıştır" (en-Nisa, 4/116).

    "Onlar (müşrikler, şirk koşanlar insanları) ateşe çağırır. Allah ise izniyle Cennete (girmeye) ve mağfirete çağırır" (el-Bakara, 2/221).

    "Kitâb ehlinden ve (Allah'a) şirk koşanlardan kâfir olanlar, Cehennem ateşindedirler. Orada ebedî kalacaklardır. Onlar, halkın en şerlileridir" (el-Beyyine, 98/6).

    Tevhide aykırı olan, Allah'ın ve Peygamber (s.a.s)'in emirlerine ters düşen şirke, kimden gelirse gelsin, itâat etmemek gerekir. İslâm dini annebabaya son derece itâat etmeyi, onlara saygıda bulunmayı emrettiği halde, şirk olan hususlarda, onların sözünü dinlememeyi ve onlara tabi olmamayı istemektedir. Konu ile ilgili bazı âyetlerin meâli şöyledir:

    "Biz insana anne-babasına iyilik etmeyi tavsiye ettik. Eğer onlar seni, (gerçekliği) hakkında hiçbir bilgin olmayan bir şeyi, bana ortak koşmanı için zorlarlarsa, (bu hususta) onlara itâat etme. Dönüşünüz banadır. O zaman size yaptıklarınızı haber veririm." (el-Ankebût, 29/8).

    Allah'ın Rasûlü Hz. Muhammed (s.a.v) de, şirki helâk edici büyük günahların başında saymıştır: Bu hususu belirten bir hadiste şöyle buyurmuştur:

    Helak edici yedi şeyden sakının:

    1- Allah'a şirk (ortak) koşmak;

    2- Sihir (ve büyücülük gibi göz boyayan, aldatıp oyalayan şeyler)le meşgul olmak;

    3- Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymak;

    4- Yetim malı yemek;

    5- Savaş alanından kaçmak;

    6- Faiz yemek;

    7- İffetli, namuslu, suçtan beri, mü'mine kadınlara zina isnâd etmek" (Buharî, Vesaya, 23, Tıb, 48, Hudud, 44; Müslim, İmân, 144; Ebû Davûd, Vesâya, 10; Nesâı, Vesâya, 12).

    Şirkin dışındaki günahların affedileceği, imân sahibi olan bir insanın bu gibi günahları işlediği takdirde, cezasını çektikten sonra mutlaka cennete gideceği, ancak şirke giren insanların, tevbe etmeden öldüğü takdirde, affedilmeyeceği Rasûlüllah (s.a.v) tarafından haber verilmiştir:

    "Cebrail bana gelerek şu müjdeyi verdi: "-Ümmetinden kim Allah'a şerik (ortak) koşmadığı halde ölürse, Cennet'e girer". Bunun üzerine ona dedim ki: "-Zina da etse, hırsızlık da yapsa ..?" Cevap verdi: "Evet, zina da etse, hırsızlık da yapsa..." Peygamberimiz (s.a.s)'in bildirdiğine göre, Cebrâil (a.s)'a bu soruyu üç defa sormuş ve her seferinde aynı cevabı almıştır (Buhârî, Cenaiz, 1, Libas, 24, İsti'zan, 30, Rıkak, 13,14, Tevhid, 33; Müslim, İmân, 153, 154, Zekat, 32,33; Tirmizî, İmân, 18; Ahmed b. Hanbel, V, 152, 159, 161, VI, 166)

    Bir de küçük şirk diye bir çeşit şirk daha vardır. O da, ibâdetlere riya ve gösterişi karıştırmak, Allah'ın rızasından sapmaktır. Kur'an'da bu hususta şöyle buyurulmuştur:

    Kim Rabb'ine kavuşmayı umuyorsa, artık salih bir amelde bulunsun ve Rabb'ine ibâdette hiç kimseyi şerik kılmasın (ortak tutmasın)" (el-Kehf, 18/110).

    Bu âyette geçen, ibâdette Allah'a şirk koşmaktan gaye, ibâdette ihlaslı ve samimi olmamak, Allah'ın rızasının dışındaki riya, gösteriş ve benzeri menfaat duygularını taşımak demektir (el-Beydâv, Envanu't-Tenzil ve Esranu't-Te'vîl, Mısır 1955, II, 14).

    Hz. Muhammed (s.a.s)'in de bu hususta söylediği hadislerden bazıları şöyledir:

    Sizin için en çok korktuğum şey, küçük şirktir."
    Hazır bulunanlar: "Ya Rasûlüllah! Küçük şirk nedir?" diye sordukları zaman, Rasûlüllah (s.a.s) şöyle devam etmiştir: "Küçük şirk, riya yani gösteriştir. Ahiret gününde insanlara amellerinin karşılığı verildiği zaman, Allah diyecek ki: "- Dünya hayatında iken, kendileri görsün diye riya ve gösteriş yaptığınız kişilerin yanına gidin, bakın, onların yanında herhangi bir karşılık bulacak mısınız?" (Ahmed b. Hanbel, V, 428, 429).

    "Ümmetim için en çok korktuğum şey, Allah'a şirk koşmaktır. Ama dikkat edin; Ay'a, Güneş'e veya puta tapacaklar, demiyorum. Fakat, Allah'ın rızasının dışındaki gayeler için harekette bulunacaklar ve gizli şehvet, yani riyâ ve gösteriş duygularını taşıyacaklar (demek istiyorum)" (İbn Mâce, Zühd, 21).

    Ebu Hureyre (r.a) dedi ki, ben Rasûlüllah (s.a.s)'i şöyle söylerken işittim:

    "Kıyamet günü aleyhine hükm olunacak halkın birincisi şehid edilen bu adam olacaktır. O kimse, (Allah'ın huzuruna) getirilir; Allah ona verdiği nimetlerini bir bir anlatır. O da bunları bilir ve hatırlar. Yüce Allah:

    -”Bu nimetlerin arasında ne yaptın?" diye sorar. O kişi:

    -"Senin rızan için savaştım ve nihâyet şehid oldum " diye cevap verir. Yüce Allah:

    -”Yalan söylüyorsun. Fakat sen, hakkında kahraman denilsin diye savaştın. Bir rivâyete göre, Allah'ın emri üzerine o kişi yüz üstü sürüklenerek Cehennem'e atılır.

    (İkinci olarak) İlim öğrenmiş, başkalarına da öğretmiş ve Kur'an okumuş biri huzur'u ilâhiye getirilir. Yüce Allah ona da verdiği nimetlerini tek tek anlatır. O da bunları anlar. Allah ona:

    -"Bu nimetlerin arasında bulunurken, ne yaptın " diye sorar. O şu cevabı verir:

    -”Senin rızan için Kur'an'ı, ilmi öğrendim ve başkasına öğrettim." Yüce Allah ona da şöyle der:

    -”Sen yalan söylüyorsun. Fakat sen Kur'an'ı, ilmi riya ve gösteriş için, sana alim, güzel okuyor, densin diye okudun, öğrendin. Nitekim senin için bu övgüler yapıldı." Allah'ın emri üzerine o da sürüklenerek Cehennem ateşine atılır.

    (Üçüncü olarak) Allah'ın kendisine geniş çapta zenginlik ve çeşitli maldan verdiği biri getirilir. Allah, buna da verdiği nimetleri ayrı ayrı anlatır. O da, bu nimetleri kabul eder, hatırlar. Yüce Allah ona da şunu sorar:

    -"Bu nimetlerin arasında bulunurken, ne gibi hayırlı işler yaptın ? O da şöyle cevap verir:

    -"Senin rızan için, sevdiğin her türlü yola para harcadım. Maddi yönden, yardımda bulunmadığım hiç bir şeyi bırakmadım. " Yüce Allah ona da aynı şekilde cevap verir:

    -”Sen yalan söylüyorsun. Aslında sen bunları, sana cömert denilsin diye yaptın. Riya ve gösterişte bulundun. Beklendiğin medih ve övgülere de kavuştun." O da Allah'ın emri üzerine yüzüstü sürüklenerek Cehennem ateşine atılır" (Müslim, İmâre, 152; Nesef, Cihâd, 22; Ahmed b. Hanbel, II, 322).

    Bu hadiste ifâde edildiği gibi, şehid olmak, alim olmak ve hayır yollarına maddi yardımda bulunmak, son derece güzel şeylerdir. Ancak bunlar Allah rızası için değil, riya, gösteriş veya başka herhangi bir menfaat duygusu ile olunca, hiç bir kıymeti ve değeri yoktur.


    Kynk; Sorularla İslamiyet

         

    Alıntı  
     

  3. #3 Cevap: Allah'a Ortak Koşmak Hafi Şirk ve Gün - Gizli Şirk 
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.565


    Günah ve şirk ayrıdır

    Sual: Günah ayrı, şirk ayrı mıdır?

    CEVAP
    Din kitaplarında büyük günahlar sayılırken şirk de sayılmıştır. Mesela hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Büyük günahlar, Allah’a şirk koşmak, ana babaya asi olmak, adam öldürmek ve yalan yere yemindir.) [Buhari]

    Başka bir hadis-i şerifte ise, (Günahlar üç türlüdür: Kıyamette affedilmeyen günahlar, terk edilmeyen günahlar, dilerse Allahü teâlânın affedeceği günahlar) buyuruldu. Kıyamette asla affedilmeyen günahlar şirktir. Kur'an-ı kerimde de mealen, (Allahü teâlâ şirkten başka günahları dilerse affeder) buyuruluyor. (Nisa 48)

    Terk edilmeyen günahlar ise kul haklarıdır. Allahü teâlânın dilerse affedeceği günahlar ise, kul hakkı bulunmayan günahlardır. (Berika)

    (Günah işleyen kâfir olmaz) denince, şirkin, küfrün buna dahil edilmediği anlaşılır.

    Gizli şirk, riyadır. Allahü teâlâ, ameline riya karıştıran kimse için, (Şu kimse, benimle nasıl alay ediyor) buyurur. Bu, şuna benzer: Bir genç, imamın kızı ile evlenmek ister. İmamın gözüne girmek için, namazlarını ön safta kılar, imama hizmet eder. Maksadı imama hizmet değil, kızı alabilmek için zemin hazırlamaktır.

    İşte riya ile amel eden kimse de, insanların kalbinde yer etmek ister. Bu ise Allahü teâlâ ile alay etmek olup büyük günahtır. Onun için Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
    (Riya küçük şirktir.) [Taberani]

    (Şirkten sakınınız! Şirk, karıncanın ayak sesinden daha gizlidir.) [Hakim]

    Bir kimse, namaz kılarken, insanları görünce, daha dikkatli hareket ederse, Allah’tan gayrıya da tazim etmiş olur. Bu ise, şirke yakındır. Görünüşte Allah’a tazim ediyorsa da, kalben insanlara tazim etmektedir. İbni Mesud hazretleri, böyle kimseler için, (Bunlar Allah’ı hafife almış sayılırlar) buyurdu. Tanıdıklarının yanında ibadetlerine itina gösteren kimse, hükümdarın yanında ayak ayak üstüne atıp da, onun hizmetçilerinin yanında ayağını indirip edebe riayet eden ahmağa benzer.

    Resul-i ekrem efendimiz, karıncanın ayak sesinden daha gizli olan şirkten sakınılmasını emretmiştir. Bu öyle bir riyadır ki, herkes bunu kolay anlayamaz. Bir kimse, ibadetlerini gizli yapar, kimseye duyurmak istemez. Hatta duyulsa da sevinmez. Ancak, yaptığı ibadetler, dine hizmetler için, başkalarının kendisine saygı duymasını bekler. Eğer böyle bir hizmeti olmasaydı, kimseden saygı, sevgi beklemezdi.

    İbadetlerini sırf Allah rızası için yaptığı halde, insanların kendisine değer vermesini istemesi, gizli şirktir. Hazret-i Ali bildiriyor ki, böyle kimseler için kıyamette Allahü teâlâ, şöyle buyuracaktır:
    (Dünyadaki alışverişlerde, size kolaylık gösterilmedi mi? İhtiyaçlarınız görülüp size iyilik, ikram edilmedi mi? İşinizin karşılığını dünyada aldınız, şimdi size sevap yoktur.)

    Yaptığı ibadetlerin ve iyiliklerin başkaları tarafından duyulmasına, takdir edilmesine sevinmek riya alametidir. Bir kimse, (Gece Bekara suresini okudum) dedi. İbni Mesud hazretleri, (Bunu açığa vurmakla, okuduğunun karşılığını dünyada almış oldun) buyurdu.

    Başka biri de, (Ya Resulallah, tam bir sene oruç tuttum) deyince, Peygamber efendimiz, (Oruç tutmamış oldun) buyurdu. (Müslim)

    İbadetleri, iyilikleri açığa vurmaktan sakınmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Bir kimse, yaptığı amelini duyurmaya çalışırsa, riya yaparsa, bundan vazgeçene kadar, Allahü teâlânın gazabında olur.) [Taberani]

    Her çeşit günahın ve kötülüğün en kötüsü küfürdür. Küfrün çeşitleri vardır. Hepsinin en kötüsü, en büyüğü şirktir. Bir şeyin her çeşidini bildirmek için, çok kere, bunların en büyüğü söylenir. Bunun için, âyet-i kerimelerde ve hadis-i şeriflerde bildirilen şirk, her çeşit küfür demektir.

    Allah’a şirk koşan, tevbe ederse, tevbesi kabul olur. Tevbe etmeden, şirk üzere, yani müşrik olarak ölen kimseyi, Allahü teâlâ affetmez. Müşrik, ölmeden önce tevbe ederse affolur. (Redd-ül-muhtar)

    Hatta, bir kâfir Müslüman olunca, bütün günahları sevaba çevrilir. Allahü teâlânın affı ve mağfireti boldur. İman edip salih amel işleyince, günahlarını sevaba tebdil etmektedir. Mülk Onundur, dilediğine, dilediği kadar ihsan eder. Bunda şaşılacak bir şey yoktur.

    Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Tevbe edip iman eden ve salih amel işleyenlerin günahlarını sevaplara çeviririm. Allah çok affedici ve çok esirgeyicidir.) [Furkan 70]

    Bu âyet-i kerimenin Hazret-i Vahşi için indiği Hadika’da bildirilmektedir. Medarik tefsirinde, (Tevbe edip)ten murad, (Şirkten tevbe edip) demek olduğu bildirilmektedir. Demek ki, şirkten tevbe edip iman edenlerin günahları sevaba çevrilmektedir.

    Mümini öldürmek
    Sual: Bir âyetin mealinde, (Bir mümini kasten öldüren, ebedî Cehennemde kalır) deniyor. Ebedî Cehennemde kâfirler kalıyor. Katillik küfür mü oluyor?
    CEVAP
    Katillik küfür değil, büyük günahtır. Bir mümini kazaen veya alacak, borç, dünya işleri gibi herhangi bir sebeple öldüren kâfir olmaz. O âyet-i kerimeyi Ehl-i sünnet âlimleri, (Bir mümini, mümin olduğu için öldüren ebedî Cehennemliktir) diye açıklamışlardır.

    Bir âlime göre küfür
    Sual: Namaz kılmayan bir kimse, Hanbeli’ye göre kâfir olarak ölürken, diğer üç mezhebe göre ise kâfir olmuyor. Âhirette buna hangi mezhebe göre muamele edilecektir?
    CEVAP
    Âhirette herkese, kendi mezhebinden sorulacaktır. Ancak küfre düşme gibi hususlarda, bin âlim bir hususa küfür dese, bir âlim küfür değil dese, Allahü teâlâ o bir âlimin ictihadına göre o kimseyi kâfir hükmüyle yargılamıyor. Bu büyük bir rahmet ve nimettir.

         

    Alıntı  
     

  4. #4 Cevap: Allah'a Ortak Koşmak Hafi Şirk ve Gün - Gizli Şirk 
    Admin Kate - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Mesajlar
    18.565

    إِنَّ اللّهَ لاَ يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَلِكَ لِمَن يَشَاء وَمَن يُشْرِكْ بِاللّهِ فَقَدِ افْتَرَى إِثْمًا عَظِيمًا



    Nisa:48 - Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah’a ortak koşan kimse büyük bir günah ile iftira etmiş olur.


    Allah (c. c) bu ayette şirki asla affetmeyeceğini onun dışındaki günahları ise dilemesine bağlı olarak affedeceğini bildiriyor. fakat Allah, başka bir ayette şöyle buyuruyor:

    “De ki: “Ey kendi nefsi aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcı ve çok esirgeyendir.” (Zümer: 53)

    Bu ayet amm olan bir ayettir. Allah’ın şirk dahil bütün günahları affedeceğini göstermektedir. Fakat Nisa: 48 ayetinde Allah şirki affetmeyeceğini bildiriyor. Bu has olan bir ayettir. Her zaman amm olan ayetler has olan ayetlere göre açıklanır. Bunun için Zümer: 53 ayetinden her türlü şirki hariç tutmak gerekir.

    Allah’u Teala başka bir ayette şöyle buyuruyor:

    “Şu da muhakkak ki ben, tevbe eden, inanan ve yararlı iş yapan, sonra (böylece) doğru yolda giden kimseyi bağışlarım.” (Taha: 92)

    Bu ayet, şirk koştuktan sonra tövbe eden kişiyi Allah’ın affedeceğini gösteriyor.

    Ebu Mecliz dedi ki:

    “De ki: “Ey kendi nefsi aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcı ve, çok esirgeyendir.” (Zümer: 53) ayeti indikten sonra Rasulullah (s.a.s) bu ayeti müslümanların karşısında minberde okudu. Bunun üzerine bir adam:

    “Ey Allah’ın Rasulü! Allah’a ortak koşmak buna dahil midir?” dedi. Rasulullah (s.a.s) sustu. Sonra bu adam tekrar ayağa kalkarak:

    “Allah’a ortak koşmak buna dahil midir, ya Rasulallah? dedi. Rasulullah (s.a.s) sustu. Ve bu, üç sefer tekrarlandı. Bunu üzerine Nisa: 48 ayeti indi.” (İbn-i Münzir, İbn-i Cerir Taberi İbn-i Ömer’den buna benzer bir rivayet zikretti.)

    Allah (c.c) şirk dahil bütün işlenen günahlardan sonra halis ve geçerli bir tövbe yapılırsa suçu affeder. Bütün alimlere göre her türlü şirkten tövbe edilmediği müddetçe şirk affedilmez.

    Bu ayet gösteriyor ki büyük küçük her türlü şirkten tövbe edilmedikçe Allah’ın affı söz konusu değildir. Fakat büyük şirkin cezası ebedi cehennemde kalmaktır. Küçük şirkin cezası ise böyle değildir. Küçük şirk işleyen kişi cehennemde ceza görecek fakat ebedi olarak kalmayacaktır.

    Büyük şirkin dışındaki büyük günahların tövbe edilmediğinde affedilip affedilemeyeceği konusunda ihtilaf edilmiştir.

    Havariç ve Mutezile’ye göre; büyük günah işleyip de tövbe etmeyen kişi affedilmez. Tıpkı şirk işleyenler gibi cehennemde ebedi kalacaklardır, işlediği bu günah ister büyük ister küçük olsun fark etmez.

    Mürcie’ye göre, büyük günah işleyen kişi tevbe etmese bile azab görmez. O, cennete girecektir. Çünkü iman sağlandıktan sonra hiçbir günah zarar vermez. Tıpkı küfürle beraber hiçbir salih amelin fayda vermediği gibi.

    Ehli sünnet ve Şia’ya göre şirk koşmayıp büyük günah işleyen kişi, işlediği günahı helal saymadıkça cehennemde sonsuza kadar kalmaz. Muhakkak cennete girecektir. Eğer şirkin dışında işlediği günahtan tevbe etmezse Allah dilerse onu günahı nispetinde azab ettikten sonra cennete sokar, dilerse de onu affeder, azab etmeden cennetine koyar. Bu en doğru olan görüştür. Çünkü bu görüşü destekleyen çok deliller vardır.

    Aişe (r.a) dedi ki: “Allah katındaki divanlar üçtür: Birincisi; Allah’ın önemsemediği, ikincisi; Allah’ın ondan hiçbir şeyi terk etmediği, üçüncüsü ise; Allah’ın affetmediği divandır. Allah’ın affetmeyeceği divan, Allah’a eş koşmaktır. Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

    “Kim Allah’a eş koşarsa Allah ona cenneti haram kılar.” (Maide: 72)

    Allah’ın önemsemediği divan, kulun sadece Rabbiyle kendi arasındaki meselelerde nefsine zulmetmesidir. Şöyle ki; oruç tutması gereken günde oruç tutmaması, kılması gereken bir namazı kılmaması gibi... Allah (c.c) bunlardan dilediğini affeder. Kendisinden hiçbir şeyi terketmediği divan ise kulların biribirlerine zulmetmeleridir. Onlara muhakkak kısas vardır.” (Ahmed, Hakim, Beyhaki, İbn-i Münzir, İbn-i Ebi Hatim, İbn-i Merdeveyn, hakim ve Ahmed Şakir bu hadis için sahih dedi.)

    Ebu Zerri (Gıfari) (r.a)’den şöyle dediği rivayet olunmuştur:

    “Bir kere Rasulullah (s.a.s)’e ziyarete gelmiştim. Rasulullah, üzerinde beyaz bir örtü bulunduğu halde uyuyordu. Döndüm, sonra yine geldim. Bu defa uyanmıştı. Rasulullah (s.a.s):

    “Lailahe illallah deyip sonra bu ikrar ve iman üzerine vefat eden hiçbir kul yoktur ki, o kul cennete girmesin.” buyurdu. Ben:

    “O kul zina etse de, hırsızlık yapsa da mı” diye sordum. O:

    “Zina etse, hırsızlık yapsa da” buyurdu. Ben (hayret, ederek):

    “Zina etse de, hırsızlık yapsa da mı?” diye tekrar sordum. O:

    “Zina etse de, hırsızlık yapsa da” buyurdu. Ben (üçüncü defa):

    “Zina etse de, hırsızlık yapsa da mı?” diye sordum. Rasulullah (s.a.s):

    “Evet, Ebu Zerr’in burnu toprakta sürtülmesine rağmen o kul zina etse de, hırsızlık yapsa da (cennete girecektir)” buyurdu.

    Ravi (Ebu’l Esved der ki): Ebu Zerr, bu hadisi her rivayet ettiğinde: “Ebu Zerr’in burnu toprakta sürtülmesine rağmen” der idi. (Buhari, Müslim)

    Muaviye (r.a) dedi ki:

    “Rasulullah (s.as)’in şöyle dediğini duydum:

    “Tevbe etmeden küfür üzerinde ölmek veya bilerek bir mü’mini öldürmek dışında diğer günahların affedilmesi umulur.” (Nesei, Ahmed Şakir bu hadis için sahih dedi.)

    Dımdım b. Cuşumel Yemani’den dedi ki:

    “Ebu Hureyre bana şöyle dedi:

    “Ey Yemani! Hiç kimseye; “Vallahi Allah seni affetmez” deme. Veya hiç kimseye:

    “Allah seni hiçbir zaman cennete sokmaz” deme.” Dedim ki:

    “Ey Ebu Hureyre! insan bu sözü kızdığı zaman kardeşine ve arkadaşına söyleyebiliyor.” Ebu Hureyre (r.a) şöyle dedi:

    “Sen söyleme, çünkü Rasulullah (s.a.s)’in şöyle buyurduğunu duydum:

    “Beni israil’den iki adam vardı. Birinin ibadetleri çok iyiydi. Diğeri ise ibadetlerinde ihmalkardı. Onlar birbirleriyle kardeş olmuşlardı, ibadetlerini iyi yapan kişi arkadaşının günah işlediğini görünce: “Ey arkadaş! Günahtan vazgeç” dedi. Arkadaşı ona: “Allah ile benim arama girme. Sen bana bekçi olarak görevlendirilmedin” dedi. Bir gün ibadetkar olan kişi arkadaşını büyük günah işlerken gördü. Ona şöyle dedi: “Yazıklar olsun sana, günahtan vazgeç.” Arkadaşı ona: “Rabbimle benim arama girme. Sen bana bekçi olarak görevlendirilmedin” dedi. Bunun üzerine ibadet kar olan: “Vallahi Allah seni affetmeyecektir” veya “Allah seni hiçbir zaman cennetine sokmayacaktır” dedi. Rasulullah (s.a.s) şöyle devam etti:

    “Allah onların ruhlarını kabzetmek için melek gönderdi. Sonra Allah’ın huzurunda toplandılar. Allah, günahkar kişiye: “Rahmetimle cennetime gir” ibadet kar olana: “Sen benim ne yapacağımı biliyor muydun? Benim sahip olduğum şeylerde tasarruf hakkına mı sahiptin ki böyle söylüyordun” buyurdu. Sonra meleklere: “Bunu ateşe sokun.” dedi.

    Rasulullah (s.a.s) şöyle devam etti:

    “Ebu’l Kasım’ın nefsi elinde olan Allah’a yemin ederim ki bu adam öyle bir söz kullandı ki hem dünyası hem de ahiretini mahvetti.” (Ebu Davud, Ahmed Şakir bu hadis için sahih dedi.)

    İbn-i Ömer (r.a) dedi ki: “Biz Rasulullah’ın ashabı olarak nefsi öldüren yetim malı yiyen, yalan yere şehadet eden ve sılaı rahimi terk edenlerin cehenneme gireceği konusunda şüphe etmiyorduk. Ta ki: “Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah’a ortak koşan kimse büyük bir günah ile iftira etmiş olur.” (Nisa: 48 ) ayeti ininceye kadar. Bu ayet indikten sonra şirkin dışındaki günahları işleyen kişinin mutlaka cehenneme gireceği konusundaki kesin hükmümüzü terk ettik ve hükmü Allah’ın dilemesine bıraktık.” (İbn-i Ebi Hatim, İbn-i Cerir, Taberi)

    Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:

    “Allah’a ortak koşmadan ölen her nefse Allah’ın mağfireti söz konusudur. Dilerse onu affeder, dilerse azap eder.” Sonra: “Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah’a ortak koşan kimse büyük bir günah ile iftira etmiş olur.” (Nisa: 48 ) ayetini okudu. (İbn-i Ebi Hatim)

    Havariç ve Mutezile’ye göre; günahların affedilmesi için bunlardan tevbe etmek şarttır.

    Bu doğru değildir. Çünkü Allah (c.c): “Eğer Allah’ın yasakladığı büyük günahlardan kaçınırsanız suçlarını*zı affederiz ve sizi şerefli bir yere yerleştiririz.” (Nisa: 31) buyuruyor. Bu ayete göre tevbe etmese bile büyük günahlardan kaçınan kişinin diğer günahlarını Allah (c.c) affedecektir. Tevbe edilmeyen büyük günahların affı Allah’ın dilemesine bağlıdır. Şirk dahil bütün büyük günahlardan tevbe edildiğinde Allah onları muhakkak affeder. Büyük günahlardan kaçınılırsa bunların dışındaki günahları da tevbe edilmezse bile Allah muhakkak affedecektir. Buna göre Nisa: 48’te affedilmesi Allah’ın dilemesine bağlı olan günahlar, şirkin dışındaki büyük günahlar olmalıdır. Eğer Nisa: 48 ayetinde şirkin dışındaki günahların affedilmesi için tevbe şart koşulmuş olsaydı Allah’ın “şirki affetmeyiz, onun dışındaki günahları affederiz” sözü yani ayetteki diğer günahların şirkten istisna edilmesi anlamsız olurdu. Çünkü şirkten de tevbe edilirse affedilir.

    Şirk, günahların en büyüğüdür. Şirk üzerinde ölen kişi hayır amellerinden ne işlerse işlesin bu ameller ona hiçbir fayda vermeyecektir ve cehennemde ebedi olarak kalacaktır. Ahirette hiç kimse ona yardımcı olmayacaktır. Yalvarışı, pişmanlığı ona hiçbir fayda vermeyecektir. Allah’a eş koşan kişi cahillerin cahilidir ve zalimlerin en büyüğüdür. Şirk koşan kişi Allah’a değil kendi nefsine en büyük zulmü yapmıştır. Allah’ın birliğini gösteren onca delillere ve delillerle Allah’ın birliğine çağıran rasullerin varlığına rağmen şirk işleyip bu hal üzere ölen kişinin nefsi bütün hayır ve ıslah unsurlarını tamamen kaybetmiş bir nefistir. Bütün bu delillere rağmen şirk üzerinde ölen kişi ıslahı olmayan tam bir bozulmaya uğramıştır. Fıtratı tamamen bozulmuş ve hayvanlardan daha aşağı bir duruma düşmüştür. Artık bu kişi ebedi olarak cehennemde kalmayı hak etmiştir. Çünkü en büyük günahı işlemiş ve Allah’a iftira etmiştir.

         

    Alıntı  
     

Benzer Konular

  1. Bişr-i Hafi Hazretleri
    By OKAN in forum DİNİ HİKAYE - Kıssalar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-25-2013, 04:02 PM
  2. Rüyada Koşmak Rüyada Koşarak Gitmek Ne Demek Rüyada Atla Koşmak
    By meduSa in forum Rüya Tabirleri & Yorumları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-21-2012, 11:10 AM
  3. Evliya Hikayeleri > Bişr-i Hafi...
    By EmeL in forum DİNİ HİKAYE - Kıssalar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05-19-2012, 06:33 PM
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-30-2012, 08:00 PM
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-16-2012, 10:59 PM
Bu Konudaki Etiketler

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Yetkileriniz
  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •