Miken Medeniyeti






M.Ö. 2000 yıllarında Yunanistan, Orta Avrupa’dan gelen Akaların (Aha/Ahay) istilasına uğradı. Akalar, atların çektiği savaş arabalarına ve tunçtan silahlara sahiptiler. Kısa bir mücadeleden sonra Orta Yunanistan ve Peloponnes (Mora) Yarımadası’na yerleştiler. Giritlilerin parlak bir medeniyet seviyesine ulaştıkları dönemde, Akalar da denizciliği öğrendiler. Kültürel yönden ilerlemeğe başlayarak M.Ö. 1600 yılından itibaren Girit’in etkisinde kaldılar. Büyük saraylar, sağlam şatolar ve anıt mezar binalardan meydana gelen Aka kültür eserleri, Miken (Mikenai) şehrinde bulunmuştur. Bu sebeple Aka kültürüne Miken kültür ve medeniyeti adı verilmiştir.

Akalar, kısa zamanda Peloponnes’in kuzeyinde Miken, Tirins, Argolis ve Pilos şehirlerini kurdular. Miken şehri M.O.XVII. yüzyılda Aka kültürünün merkezi haline geldi.

Tunç Devri’nin sonlarında Aka hakimiyeti, doğuda Anadolu ve Suriye, batıda İtalya’nın güneyi ve Sicilya’ya kadar genişlemişti. Homeros’un Ilyada Destanı, M.Ö. XIII. yüzyılda Aka birliğinin başında bulunan Miken Kralı Agememnon ile Truva Kralı Priamos arasındaki savaşlan anlatmaktadır. Akalar, boğazlar hakimiyeti için Truvalüara karşı savaşmışlar ve şehri zapt ederek yakıp yıkmışlardır. Truva şehri, Çanakkale ve İstanbul boğazlarına hakim bir alanda kurulmuştu. Çok zengin olan ve kalabalık bir nüfusa sahip bulunan Truva şehri, Truva Savaşı sırasında Akalar tarafından tahrip edildi.

Truva şehri hakkındaki ilk bilgileri gün ışığına çıkaran araştırmacı, Alman asıllı Haynrih Şiliman (Heinrich Schliemann) dır. Şiliman karısının yardımı ve 80 işçi ile 1871′de Çanakkale’de kazılara başladı. İki yıl sonra birbiri üzerine kurulmuş dokuz şehir kalıntısı ortaya çıkarıldı. Bunlardan VI. Truva şehri (M.Ö. 1600-M.Ö. 1250) kesme taşlardan yapılmış, birçok kapılı burçlara sahip kuvvetli bir surla çevrilmiştir. M.O. XIV-XIII. yüzyıllara ait Aka keramiklerinin burada da bulunmuş olması, Truva ile Akaların kültürel ve ticari ilişkilerde bulunduklarını göstermektedir. VI. Truva şehrinin, Homeros’un destanlannda anlatıldığı gibi büyük bir yangın sonucunda harap olduğunu arkeolojik araştırmalar göstermiştir.

Truva’da üç yıl süren kazıdan sonra, Şiliman Miken’de kazılara başladı. Miken (Mikcnai) şehrinin tahkimat bölgesi olan Akropolis’te yapılan kazıda, beş kuyu mezan bulundu. Mezarların dördünde, altın eşyalarla kaplı, erkek, kadın ve çocuk cesetlerinden ibaret kalıntılar bulundu. Beşinci mezardan çıkarılan üç kişinin cesetlerinin yüzleri, göğüsleri altın zırh ve maskelerle kaplı idi. Maskelerle kaplı cesetlerden birinin yüzü şaşılacak derecede iyi durumda bulunuyordu.

Akalarda Yaşayış ve Askerlik

Akaların yaşayışlarını, Aka kültür merkezlerinde yapılan arkeolojik kazılar sonucu ortaya çıkanlan eserlerden ve Homeros destanlanndan öğreniyoruz. Özellikle Miken ve Tirins saray duvarlarına yapılmış boyalı resimler (freskler) bizi bu konuda aydınlatmaktadır.

Akalar, başlannda Basilevs unvanı taşıyan birer kral bulunan şehir devletleri halinde yaşıyorlardı. Krallar, yüksek bir tepe üzerinde kurulmuş, etrafı surlarla çevrili şatolarda otururlardı. Ahali ise bu şatolann eteğindeki şehirlerde veya civarındaki köylerde yaşamaktaydı. Halk, toprağa bağlı olup toprağın sahibi krallar veya asiller için angarya işleri yapmak; harpte piyade olarak orduya katılmak mecburiyetinde idi. Çok iri taşlarla yapılan şato ve surlar, Aka krallarının kuvvet ve haşmetini göstermekteydi. Bu şatolar ve şatoların büyük kapıları, Atreus hazine odası, Mikcn sarayının arslanlı kapısı devler tarafından yapılmış gibiydi.

Aka fresklerinde boğa oyunları, geçit törenleri, krallara hediye getiren kadın ve erkekler, muhasara ve muharebeler, sade elbiseler giymiş kadınlar, savaş arabası ile ava katılan erkekler tasvir edilmiştir. Çok canlı ve hareketli yapılmış savaş ve av sahneleri Akaların, Giritlilerin aksine cenkçi insanlar olduklarını göstermektedir.

Erkekler, Giritlilerin belden aşağı kısımlarını örten peştemalları yerine, kısa bir külot veya hayvan postlarından yapılmış mantolar giymekteydiler. Kadınlar ilk zamanlarda, omuzlar üzerinde büyük tutturma iğneleri ile birleştirilen entariler giyinmişlerdir. Akalar, taşıdıkları cenkçi ruha uygun silahlara büyük önem vermişlerdir.

Tunçtan yapılmış, iki tarafı keskin kılıçlar, hançerlerpk ve yay, taarruz silahlan olarak kullanılıyordu. Miğfer ve sığır derisinden yapılmış, vücudu tamamen örten kalkanlar, koruyucu silahlardı. İki tekerlekli ve atlı arabalar ise hem savaşta hem de avda kullanılırdı.
Akalar, Giritliler ile ilişkileri sonu cunda, onlardan gemiciliği öğrenmişler ve bu alanda ileri gitmişlerdir. Nihayet M.Ö. 1400′de Girit’i zapt etmişlerdir.


Din ve İnanış
Akalar, tabiat kuvvetlerine tapıyorlardı. Bu, Giritlilerin inanışlan ile benzerlik göstermektedir. Akaların da erkek ve kadın ilahlan vardı. M.Ö. 1600 yılından itibaren tamamen Girit dini etkisinde kalmışlardır. Dini ayinlerini megaronun ortasında bulunan ocağın etrafında yapıyorlardı. Spor karşılaşmalarına ve spor oyunlanna büyük önem verirlerdi.

Giritliler gibi insan ruhunun öldükten sonra başka bir dünyada yaşadığına inanıyorlardı. Ruhun hayatını devam ettirmesi için büyük anıt-mezarlar yapmışlardır. Bu mezarların içine ölünün işine yarayabilecek çeşitli eşyalar koymuşlardır. Miken kuyu mezarlarının zengin hazineleri ve an kovanı şeklinde taştan örülmüş kubbeli mezarlar, ölümden sonra ikinci hayatın varlığına inandıklarını göstermektedir.

Yazı
Batı Peloponncs’te Pilos şehrinde, Akalara ait bir saray harebesinde bulunan yazılı tabletler; Akaların yazı kuUandıklannı göstermektedir. Akalar, yazıyı Girit’ten
almış ve kullanmışlardır. Aldıkları bu yazıyı, kendi telaffuzlarına uygun birtakım işaretler ekleyerek geliştirmişler ve kullanmışlardır. Aka yazısı halen okunamam ıştır.

Sanat
Aka medeniyetinin en önemli ve tipik örnekleri keramikler, kuyu ve kubbeli mezarlar ile şatolardır. Aka sanatının (M.Ö. 2000-1200) dönemine ait tipik Aka keramiği olan Minyas keramiklen, çömlekçi çarkında yapılmıştır. Bu keramikler keskin profilli, düzenli biçimler göstermektedir. Fırında pişirildikten sonra kül rengi, siyah, açık kahverengi yahut kırmızı olan, sert yapılı bir kilden yapılmıştır. Bu keramikler, Girit Adası hariç bütün Ege Bölgesi’nde ortaya çıkmıştır.

Benzerleri Truva, Batı Anadolu, Boğazköy ve Alacahöyük; Suriye’de Tel Yudeyde, Mezopotamya’da Ni-nova’nın III. tabakasında ve Türkistan’da Anav’ın III. tabakasında bulunmuştur. Minyas keramiğinin kaynağı Orta Asya’dır (Türkistan). Bu durum, M.Ö. II. bin yıl Ege kültür ve medeniyetinin kaynağının kuzey değil, doğu olduğunu göstermektedir.

Akalar, M.Ö. 1600 yılından itibaren Girit’in kuvvetli etkisinde kalmışlardır. Kudretli hükümdarlara ait büyük saraylar, sağlam şatolar ve anıt mezarlardan meydana gelen mimari ile yüksek ve orijinal bir kültür meydana getirmişlerdir.

Aka sanatının orijinalliği keramiklerde, kuyu ve kubbeli mezarlarda görülmektedir. Bunların yanında ölülerin yüzlerini örten altın maskeler de önemlidir. Miken kuyu mezarlarının orijinal tarafı, savaş kabartmaları ile süslü olmaları ve içindeki cesetlerin yüzlerinin altın maskelerle örtülü bulunmasıdır. Miken mezarlarının en gelişmiş örneği Atreus Hazinesi adını taşıyan mezardır. Bu mezarın yuvarlak odasının çapı 14,5 m ve yüksekliği 13 m dir. Bu anıt mezar, ince bir taş işçiliği ile yapılmıştır.

Miken Medeniyetinin Sonu
Akalar, Truva’dan sonra Girit, Rodos, Sisam ve Kıbrıs adalarını ve Pamfılya’yı (Antalya) işgal ettiler. Daha sonra Hitit Devleti’nin yıkılmasından istifade ederek Batı Anadolu kıyılarına çıkmaya başladılar. Fakat, bu yayılma-genişleme devri uzun sürmedi. Kısa bir süre sonra, M.Ö. 1200 yıllarında Hint-Avrupa asıllı bir kavim olan Dorlar, Yunanistan’ı istila ettiler. Dorlar, Aka şehirlerini yakıp yıkarak Miken medeniyetine son verdiler. Dorlann demir silahlan Akaların tunçtan silahlarını ezip geçti. Peloponnes Yarımadası, Girit ve Rodos, Dorlann eline geçti. Akalann bir bölümü, yurtlannı bırakarak Batı Anadolu kıyılanna göç edip yerleştiler. Deniz Kavimleri adı verilen bir başka Akalar grubu Akdeniz’de korsanlığa başladı. Mısır ve Yakındoğu sahillerini yağmaladılar.