Günün Sözü
9 sonuçtan 1 ile 9 arası

Konu: Atatürk ve Latife Hanım Nasıl Evlendi Kaç Yıl Evli Kaldılar Neden Ayrıldılar ?

  1. #1 Atatürk ve Latife Hanım Nasıl Evlendi Kaç Yıl Evli Kaldılar Neden Ayrıldılar ? 
    EmeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yer
    Kocaeli, İzmit
    Mesajlar
    18.513

    Atatürk Ve Latife Hanım Bilgileri

    Latife Uşşaki (Uşakizade Latife) veya daha sık anıldığı şekilde, Latife Hanım Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün ayrıldığı eşidir. 29 Ocak 1923 - 5 Ağustos 1925 tarihleri arasında iki buçuk yıl boyunca Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ile evli kalmıştır.




    Bu evlilikle Latife Hanım, modern ve medeni Türk kadınının simgesi olma görevini üstlendi. Yeni devletin başkenti Ankara’ya gelerek Çankaya’da ilk Cumhurbaşkanlığı köşkü olarak kullanılan Kuleli Köşk (günümüzde Atatürk Müzesi olarak kullanılan bugünkü adıyla Eski Köşk)’te yaşadı.











    Atatürk'ün isteği üzerine TBMM’deki oturumları izlemeye giden Latife Hanım, TBMM’ye giren ilk Türk kadını oldu. Pek çok yurt gezisinde eşine eşlik etti. 1925 yazında Doğu Anadolu gezisinde aralarında geçen tatsız bir tartışmadan sonra Latife Hanım ve Atatürk boşandılar. Boşanma haberi, 5 Ağustos 1925 günü radyoda yayımlanan bir hükümet bildirisi ile duyuruldu.

         

         

    Alıntı  
     

  2. #2 Cevap: Atatürk ve Latife Hanım Nasıl Evlendi Kaç Yıl Evli Kaldılar Neden Ayrıldılar ? 
    Süper Mod Rooney - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2014
    Mesajlar
    4.448

    Latife Hanım: Atatürk’le iki buçuk yıl




    Varlıklı bir ailenin kızıydı. Paris'te Sorbonne Üniversitesi'nde hukuk okudu. Daha sonra Londra'da dil eğitimi aldı. Latince dâhil olmak üzere 7 lisanı iyi derecede biliyordu. Çok iyi piyano çalıyor ve at biniyordu. Atatürk'le iki buçuk yıl evli kaldı, tam 50 yıl sustu.

    Herkesin bir hayat hikâyesi vardır. Bazılarınınki daha enteresan olmakla beraber hepsi ayrı ayrı değerlidir. Bazı hayat hikâyeleri çok daha fazla kişinin merakına mazhar olmuştur. Nitekim her hikâyede bir de madalyonun arka yüzü vardır. Hikâyenin kahramanı nasıl algılandıysa ya da nasıl algılanması isteniyorsa hikâye o şekilde kurgulanır. Fakat anlatılan hikâyeye ek olarak, açmayı bileni farklı dünyalara sürükleyecek ve "vay be!" dedirtecek bir arka kapı mutlaka vardır.

    İşte bu hayat hikâyelerinden biri, ölümünün üzerinden 39 yıl geçmesine rağmen hâlen üzerindeki sır perdesi kalkmamış birine ait. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, ülkenin kurtarıcısı olarak lanse edilen, heykelleri her meydanı dolduran, her banknotun üzerinde resmi olan, her sözü özlü söz addedilen Atatürk'ün eşi Fatıma-tüz Zehra Latife Uşşaki ya da bilinen adıyla Latife Hanım…

    KYNK - SABAH GAZETESİ

         

    Alıntı  
     

  3. #3 Cevap: Atatürk ve Latife Hanım Nasıl Evlendi Kaç Yıl Evli Kaldılar Neden Ayrıldılar ? 
    Süper Mod Rooney - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2014
    Mesajlar
    4.448




    Mustafa Kemal Paşa ile Latife Hanım arasında sıkça tartışma yaşanıyordu. Mustafa Kemal, Latife Hanım’dan 5 Ağustos 1925’te ayrıldı. Ondan, evi terk edip İzmir’de ailesinin yanına gitmesini istedi.’

    Romanya'nın Bükreş kentindeki devlet arşivine giren Hürriyet, Türkiye’yi ilgilendiren tarihi belgeleri buldu. Kral sarayından alınıp, devlet arşivine getirilen bu dosyalar arasında, 1925-27 yılları arasında İstanbul ve Ankara’da görev yapan Romanya temsilcisi V. Anastasiu’nun, istihbarat elemanlarından toplayıp ülkesinin Dışişleri Bakanlığı’na yolladığı çok önemli kriptolar ve belgeler bulunuyor. Hürriyet 80 yıldır gizli tutulan bu belgelere, Romanya-Türkiye Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Tamer Atalay’ın girişimleri sonucu, Rumen yetkililerin devlet arşivinin kapılarını açmalarıyla ulaştı. Belgeler, Türk asıllı tarihçi Mustafa Mehmet’in büyük katkıları ile ortaya çıktı. Atatürk ile Latife Hanım arasındaki tartışmaların belgeleri V. Anastasiu’nun 27 Ağustos 1925 tarih ve 44292 sayılı raporuyla Romanya devlet arşivine şöyle girmiş:

    ATA’NIN EVLİLİĞİ

    ‘Ankara’daki istihbarat elemanımızdan gelen rapora göre, Mustafa Kemal Paşa ile Latife Hanım arasında son günlerde sıkça tartışmalar yaşanıyordu. Ancak Türk basınında bu olaylar gösterilemiyordu. Mustafa Kemal, Latife Hanım’dan 5 Ağustos 1925 tarihinde ayrıldı. Atatürk, ayrıldıktan sonra Latife Hanım’dan evi terk edip, derhal İzmir’de ailesinin yanına gitmesini istedi. Çiftler arasında karşılıklı atışmalar yaşanırken, Latife Hanım, Mustafa Kemal Paşa’nın geç saatlere kadar milletvekili ve bakan arkadaşları ile ülke sorunlarını tartışıp, kendisine fazla zaman ayıramadığından yakınıyordu. Mustafa Kemal Paşa ise Latife Hanım’ı, siyasi işlere sıkça müdahale etmek ve aile yakınlarını torpille işe sokmakla suçluyordu. Atatürk, Latife Hanım’ı İzmir’e gönderirken, çantasına 50 bin lira harçlık koymuştu.’

    Yine Romanya’nın İstanbul temsilcisi V. Anastasiu, 27 Ağustos 1926 tarihinde 44295 sayılı dosya ile gönderdiği belgelerinde Türkiye’de basın özgürlüğünün kısıtlandığını, hükümete karşı yazı yazan gazetelerin kapatıldığını ve gazetecilerin Anadolu’nun çeşitli şehirlerine ve köylerine sürüldüğünü şöyle yazdı:

    SANSÜR VE SÜRGÜN

    ‘Hüseyin Cahit, Çorum’un bir köyüne sürgün edildi. Onun çalıştığı gazetenin müdürü de tutuklandı. Bazı yazarlar yazdıkları makalelerle Kürt isyanının başlamasına neden oldu. Ankara’da yayınlanan Hakimiyet-i Milliye Gazetesi, Ankara hükümetini aşırı derecede methetti. Türk gazetecileri diğer ülkelerdeki siyasi ve iktisadi olaylarla yakından ilgileniyor. Hükümetin gazeteciler üzerine uyguladığı bu baskı ile gazeteciler makale yazma cesareti bulamıyorlar. Çünkü Ankara hükümeti diğer ülkelerdeki ekonomik ve politik gelişmelerin Türk basınında yer almasından hoşlanmıyor. Sonuç olarak basına özgürlük tanınmıyor ve aşırı sansür uygulanıyor.’




    Bugüne göre 1.2 trilyon lira

    5 Ekim 1925’te İstanbul darphanesinde ilk Cumhuriyet altını basıldı. 5 lira değerindeki ilk altın Mustafa Kemal Paşa’ya gönderildi. Latife Hanım 50 bin lirası ile o tarihte 10 bin tane Cumhuriyet altını alabilirdi. Bugün 10 bin tane Cumhuriyet altını almak için ödenmesi gereken para ise 1 milyon 240 bin YTL, yani 1.2 trilyon Türk Lirası gerekiyor.

    O tarihlerdeki rakamlara ilişkin bazı örnekler vermek gerekirse, 1924 yılında kurulan İş Bankası’nın sermayesi 1 milyon liraydı. Bunun 250 bin lirasını Atatürk vermişti. 1925 yılında kuruluş çalışmalarına başlanan şeker fabrikalarının sermayesi ise 500 bin liraydı.

    Fransız Elçi’yi neden kabul etmedi

    ROMANYA’nın İstanbul’daki elçisi Filality, 4 Ocak 1926 tarihinde Fransa elçisi Sarraut ile İstanbul’da bir saatlik görüşme yapmıştı. İki elçinin görüşmelerinde Milletler Cemiyeti’nde alınan bir kararla ilgili olarak İngilizlerin, Türklere karşı tarihi hata işlediklerine değinildi. Rumen elçi Filality, bu görüşmelere raporunda şöyle değindi:

    ‘Fransız elçi bana İngilizlerin, Türklere düşmanca tutumları ve davranışlarının bu insanların gururlarını inciterek eski düşmanları Ruslara yakınlaşmaya mecbur ettiğini, böylece yalnız Türklerin değil, Asya’da yaşayan 30 milyon Müslümanın da mağdur edildiğini söyledi.

    Fransız elçi, Ankara hükümet yetkililerinin kendisini muhatap almadığını, iki aylık bir süre içinde İsmet Paşa ile bir kez görüşebildiğini söyleyerek Mustafa Kemal ile hiç görüşme yapamadığından yakındı. Aynı zamanda Türkiye’nin Asya politikası ile yakından ilgilendiğini belirtip, bu konunun önemini anlattı. Türkiye’nin Asya politikasının gelecekte bütün Avrupa’yı yakından ilgilendireceğini, büyük sorunlar yaratabileceğini izah etti. Fransız elçi çok da iddialı konuşarak, Türkiye’nin Asya politikasının gelecekte Avrupa’yı karıştıracağını söyleyip, bu konuda bir eser yazacağından da söz etti.’

    Kynk - Haber 7

         

    Alıntı  
     

  4. #4 Cevap: Atatürk ve Latife Hanım Nasıl Evlendi Kaç Yıl Evli Kaldılar Neden Ayrıldılar ? 
    Süper Mod Rooney - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2014
    Mesajlar
    4.448






    Mustafa Kemal ve eşi Latife Hanım Konya'da kız öğrencilerle birlikte.
    (21 Mart 1923)

         

    Alıntı  
     

  5. #5 Cevap: Atatürk ve Latife Hanım Nasıl Evlendi Kaç Yıl Evli Kaldılar Neden Ayrıldılar ? 
    Süper Mod Rooney - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2014
    Mesajlar
    4.448





























         

    Alıntı  
     

  6. #6 Cevap: Atatürk ve Latife Hanım Nasıl Evlendi Kaç Yıl Evli Kaldılar Neden Ayrıldılar ? 
    Süper Mod Rooney - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2014
    Mesajlar
    4.448

    Latife Uşşaki




    Latife Uşşaki (17 Haziran 1898, İzmir - 13 Temmuz 1975, İstanbul), Türkiye'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün eşidir. 29 Ocak 1923-5 Ağustos 1925 tarihleri arasında iki buçuk yıl Mustafa Kemal Atatürk ile evli kalmıştır.

    Latife Uşşaki, 01 Temmuz 1899 yılında İzmir'de doğdu. İzmir’in tanınmış ailelerinden olan Uşak kökenli, önce "Helvacızade", İzmir'e göçünce de Uşakizade" olarak anılmışlardır. Uşakizade Muammer Bey ile Adeviye Hanım'ın kızı olan Latife Uşşaklı'nın Vecihe (1907-1992), İsmail (1902-1973), Münci (1910-1932), Ömer (1903-1938) ve Rukiye (1908-1970) adlarında 5 kardeşi vardı. Uşakizade Köşkü'nün bahçesinde bulunan ailenin "Camlı Köşk"te ilkokulu, İstanbul Arnavutköy Amerikan Kolejinde orta ve liseyi okur. Paris'te Sorbonne Üniversitesi’nde siyaset ve hukuk okudu. Londra'da dil öğrenimi gördü. Latife Hanım, aldığı eğitimle İngilizce, Fransızca, İspanyolca ve Almanca öğrenir. Sakarya Harbi'nin kazanılması üzerine, 3. sınıfta üniversite eğitimini yarıda bırakır, Gazi Mustafa Kemal Paşa ve muzaffer Ordusunu karşılamaya İzmir'e gider.

    9 Eylül 1922'de, Türk ordusunun İzmir'e girişinin ardından, Başkumandana güvenli bir karargâh arayışındaki kurmayları, Gazi Mustafa Kemal Paşa'yı Göztepe'deki Uşakizade ailesinin köşküne götürdüler. Ailesi yurtdışında olan ve köşkte babaannesiyle birlikte kalan Latife Uşşaklı 14 Eylül'den itibaren Gazi Mustafa Kemal Paşa'yı köşkte ağırlar. 16 gün süren ve 30 Eylül 1922 tarihinde sona eren bu misafirlikte köşk, tamamen "Mudanya Ateşkes Antlaşması" çalışmalarına şahitlik yapmıştır. 17 Aralık 1922 tarihinde, Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın annesi Zübeyde Hanım, sağlık sorunları nedeniyle ve de Latife Hanım'ı görmek amacıyla İzmir'e gitti. Uşakizade ailesine ait köşkte (günümüz Karşıyaka Belediyesi'ne ait Latife Hanım Anı Evi'nde) 28 gün Latife Hanım'ın konuğu olan Zübeyde Hanım, 14 Ocak 1923 tarihinde vefat etmiştir. 27 Ocak 1923 günü, Karşıyaka Osman Ferit Camii avlusundaki annesinin mezarına ziyarete gelen Gazi Mustafa Kemal Paşa, mezar başında annesin çektiği eziyetleri uzun uzun anlatmış, sözlerini şöyle tamamlamıştır; "Annem benim yüzümden vefat etmiştir, Annem, Karşıyaka'nın kalbinde yatmaktadır." Gazi ile Latife Hanım, 29 Ocak 1923 tarihinde, Muammer Bey’in Göztepe'deki Uşakizade Köşkü'nde dini nikâhla evlendiler. Bu nikâhta gerçekleşenler, dönemin âdetlerine uymamaktaydı. En önemlisi de Latife Hanım'ımın dini nikahta yer alan ilk gelin olmasıydı. Mareşal Fevzi Çakmak ve Kâzım Karabekir Mustafa Kemal’in, Mustafa Abdülhalik Renda ile Salih Bozok ise Latife Uşşaki’ın tanıkları idi. Bu nikahta yaşanan ilkler, 8 ay sonra Merkez Kadısı Hüseyin oğlu Ömer Fevzi tarafından belge haline getirilmiş ve tasdik edilmiştir.


    Yeni devletin başkenti Ankara’ya gelerek Çankaya’da ilk Cumhurbaşkanlığı köşkü olarak kullanılan Kuleli Köşk (günümüzde Atatürk Müzesi olarak kullanılan bugünkü adıyla Eski Köşk)’te yaşadı. Eşinin isteği üzerine TBMM’deki oturumları izlemeye giden Latife Hanım, TBMM'ye giren ilk Türk kadını oldu. Pek çok yurt gezisinde eşine eşlik etti. Gazi Mustafa Kemal Paşa ile Latife Hanım’ın evliliği; 5 Ağustos 1925 günü sona erdi. Boşanma haberi, 12 Ağustos 1925 günü hükümet bildirisi ile duyuruldu.




    Ölümüne kadar 2 yıl yurt dışı'nda ve 48 yıl İstanbul'da yaşayan Latife Uşşaklı evliliği ve eşi hakkında konuşmayı ya da yazmayı kesinlikle kabul etmedi, ikinci kuşak yakınlarına da aynı yönde vasiyette bulundu. 12 Temmuz 1975 tarihinde İstanbul'da 76 yaşındayken göğüs kanserinden hayatını kaybetti.


    Dönemin İstanbul valisi Namık Kemal Şentürk'ün gayretiyle kara, hava ve deniz birliklerinden oluşan bir şeref kıtasının katıldığı cenazesi Teşvikiye Camisi'nden kaldırıldı; Edirnekapı Şehitliği'ndeki aile mezarlığına defnedildi. Latife Uşşaklı'nin anıları ve sakladığı kıymetli belgeler Türk Tarih Kurumu'nda saklanmaktadır.

    Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından Latife Hanım'a yurt dışında rahatsız edilmemesi için, “Fatma Zehra Latife Uşaki” adıyla bir pasaport düzenlenmiştir. Bu "Uşaki" soyadını Latife Hanım tarafından çok benimsemiş ve "Uşşaki" olarak bazı ithaf yazılarında da kullanmıştır. Anne ve babasının ve kardeşlerinin Edirnekapı'daki mezar taşlarında "Uşşaklı" yazarken, Latife Hanım'ın mezar taşında "Uşşaki" yazmaktadır. 1981 yılında Uşakizade Köşkü'nün İzmir Özel Türk Kolejine satışı sırasında alınan tapuda Latife Hanım dahil 5 mirasçının soyadı; "Uşşaklı"dır. Halit Ziya tarafı "Uşaklıgil" soyadını almıştır.

    Uşakizade ailesinin İzmir yangınında yok olan 70 parça mülkünün olduğu bilinmektedir. Günümüzde ise Uşakizadelerden kalan İzmir'de 3 köşk bulunmaktadır. Basmane Garının karşısında yer alan Latife Hanım'ın da doğduğu kışlık konak. 200 yaşındadır. Restorasyona gereksinimi bulunan bu köşk halen ailenin mülkiyetindedir. Köşklerden yazlık olanı Göztepe'deki günümüzde İzmir Özel Türk Koleji kampüsü içinde yer alan "Uşakizade Köşkü", 15 Haziran 2001 tarihinden itibaren köşk-müze olarak hizmet vermektedir. Karşıyaka Belediyesi tarafından restore edilmiş olan Karşıyaka'daki ikinci köşk, “Latife Hanım Köşkü Anı Evi” (Zübeyde Hanım Anı Evi) olarak 9 Temmuz 2008 tarihinden itibaren müze olarak işlev görmektedir.


    Latife Uşşaki hakkında yazılmış kitaplar


    Gazi ve Latife - İsmet Bozdağ, Emre Yayınları, 1991.
    Mustafa Kemal'le 1000 Gün Latife Hanım'ın Atatürk'le Yaptığı Kısa Süren Evliliğin Öyküsü - Nezihe Araz, Dünya Yayıncılık, 2005.
    Latife Hanımın Sırları ve Türk Sosyetesi - Mehmet Barlas, Birey Yayıncılık, 2005.
    Latife Hanım - İpek Çalışlar, Doğan Kitap, 2006.
    Latife Hanım'ın Kağıtları - Fatih Bayhan, Pegasus Yayınları, 2007.
    Teyzem Latife - Fatih Bayhan, M. Sadık Öke, Pegasus Yayınları, 2011.
    Sen Latife Değil Latifsin - Nezihe Araz, Özgür Yayınları, 2002.
    Atatürk'ün Aşkı Latife - Fatih Bayhan, Paradoks Kitap, 2012.
    "Uşakizade Köşkü ve Gazi Mustafa Kemal Paşa" Ahmet Gürel, İzmir Özel Türk Koleji Yayını, 2007.

         

    Alıntı  
     

  7. #7 Cevap: Atatürk ve Latife Hanım Nasıl Evlendi Kaç Yıl Evli Kaldılar Neden Ayrıldılar ? 
    Süper Mod Rooney - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2014
    Mesajlar
    4.448



    Adana Türk Ocağı'nın hatıra defterinde Latife Uşşaki'nin kendi el yazısıyla notu, 1923

         

    Alıntı  
     

  8. #8 Cevap: Atatürk ve Latife Hanım Nasıl Evlendi Kaç Yıl Evli Kaldılar Neden Ayrıldılar ? 
    Süper Mod Rooney - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2014
    Mesajlar
    4.448




    Latife Uşşaki'nin, piyano hocası Anna Grosser-Rilke'ye gönderdiği imzalı fotoğrafı, 1918

         

    Alıntı  
     

  9. #9  
    Admin Cagla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2016
    Mesajlar
    3.899

    Atatürk ölüm döşeğindeyken Latife Hanım’la yaptığı konuşmalar gün yüzüne çıktı.

    Latife Hanım’ın ailesinden Mehmet Sadık Öke, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümünde 76 yıllık bir sırrı açıklayarak tarihin ön önemli sayfalarından birini çevirmiş oldu. Atatürk’ün hastalığının en zorlu döneminde Latife Hanım’ı Dolmabahçe Sarayı’na çağırdığı ve bir anlamda helalleştikleri ortaya çıktı.

    76 yıllık sırrı zete’ye açıklayan Öke, iki isim arasında geçen konuşmayı da şöyle anlattı:





    Atatürk, Latife Hanım’a hastalığını ve öleceğini anlattıktan sonra “İkimiz de çok yanlış işler yaptık. Hatalarımızdan biz asla pişman olacak kişiler değiliz. Ne yaptıysak hatalarımızı gururla taşıdık. Onun için ben üzülmüyorum sen de üzülme” diyor.

    Özel hayatları hakkında konuşmama sözü alan Atatürk, Latife Hanım’a, “Ben öldükten sonra ortalık karışabilir. Düzelinceye kadar yurtdışına git” uyarısında bulunuyor. Dolmabahçe’den perişan halde dönen Latife Hanım, bir yandan ağlarken bir iki eşyasını alıp hemen İsviçre’ye gidiyor. Valizlerini ise ailesi sonradan gönderiyor.

    76 yıllık sırrı aralayan Öke, Latife teyzesinin yakalandığı cilt kanserini herkesten sakladığını anlaşılması sırasında tarihi cümleleri de zete’ye şöyle aktardı:

    “Latife teyzem, kansere yakalandığını aileden saklamıştı. Öğrenildiğinde bu durum için babama, ‘Ben iki kere öldüm. Biri boşandığımda 1925’de. Diğeri 1938’de. Kemal öldüğünde’ diyor.”

    Öke, “Atatürk ile Latife Hanım helalleşti denilebilir mi” sorusuna, “Helalleştiklerini söyleyebiliriz” yanıtını veriyor.

    Mehmet Sadık Öke, zete’ye Mustafa Kemal Atatürk ve Latife Hanım’la ilgili bilinmeyenleri anlattı. 76 yıllık sırrı da sona erdiren Öke’nin açıklamaları şöyle:

    LATİFE HANIM: BEN YENİ YÜZYILIN KADINIYIM

    “Latife teyzem 17 Haziran 1899 doğumlu. Ama mezar taşında 1900 yazıldı. Çünkü, teyzem, “Ben yeni yüzyılın kadınıyım’ dermiş. Onun, yaşarken en çok kullandığı sözünü yerine getirdik. Mustafa Kemal’in doğumgününü ise Latife teyzem araştırıp bulmuşlar. Bu, Miladi ve Rumi takviminden kaynaklanıyor. 21 Mayıs 1881 doğumlu. İkisi de ikizler burcu. Mustafa Kemal, Boğa burcunun sonunda İkizler burcunun başına rastlıyor. Burcunun özelliği var. Bir şeye körü körüne bağlı değil. Yöneticilik ve organizasyon kabiliyeti. Latife teyzem de tam bir ikizler kadını. İlişkileri inişli çıkışlı oluyor tabii ki. Latife teyzem yetiştirilme tarzından dolayı tahakküm kabul edilemez tarzından.

    ARALARINDA 20 YAŞ FARKI

    Latife teyzem evlendiğinde 23,5, Mustafa Kemal 43,5 yaşında. 20 yaş farkı var aralarında. Latife teyzeme ‘toy’ derler ama öyle değil aslında. Avrupa’da eğitim alan, kendi başına dolaşan birisi. Yani, bir hayat tecrübesi var. O döneme baktığınızda, Türkiye’de kadınların evlenme yaşı küçük. 15-16 yaşında evleniliyor. Mustafa Kemal, Latife teyzem için ‘O benim dişi versiyonum’ dermiş. Hayalindeki Türk kadınını kanlı canlı karşısında görünce çabalarının ilahi takdiri olarak görmüş.

    Fakat insan kendisiyle bile aynada yüzleşemezken aynı karakterde iki kişinin yaşaması zor.

    “LATİFE KAFAMDA BİR ÇİVİYDİ”

    Boşandıktan çok sonra, yakın çevresine, ‘Latife benim kafamda bir çiviydi. Onu söküp attım. Ama yeri hep boş kaldı’ demiş. Latife Hanım’ı gücünün yansıması olarak gördüğü için her erkek gibi bu güce aşık oluyor. Ama sonra bu güç kendisine ağır geliyor. Eşi ve arkadaşları arasında kalıyor. Sofra arkadaşlarıyla buluştuğu yer. Askerlik, cephe, mahalle anıları…

    “KENDİLERİ TEK KADEHTE DURUYOR, KOCAMIN BARDAĞINI DOLDURUYORLAR”

    Latife teyzem zaten bu duruma isyan ediyor ve ‘Kendileri bir kadehte duruyor. Kocamın bardağını mütemadiyen dolduruyorlar. Devleti geçtim, arkadaşım diyorlar. Arkadaş olsalar bu kadar hoyrat kullanamazlar’. Bu sebeple Paşa, iki arada derede kalıyor. Boşanmaya giden süreç böyle başlıyor.

    TOPUKLA VURMA HİKAYESİ DOĞRU DEĞİL

    2.5 yıla yakın evli kalıyorlar. Latife teyzemin öfkelendiği zaman ayakkabı topuklarıyla vurduğu hikayeleri doğru değil. Bu, Erzincan depremi felaketinde bölgeye ziyaretlerinden çıkarılan bir şey. Erzincan’a geliyorlar ve çok yorgunlar. Zaten Paşa, daha önce kalp krizi geçirmiş. Ama, deprem olunca yola çıkıyorlar. Latife teyzem, orada içmemesi için Paşa’dan söz alıyor. Neyse, halk karşılıyor. Orada kendilerine ayrılan yerde üç kadeh kadar içecek. Ama insanlar var. İçmeye devam ediyor. Teyzem, ‘Kemal kalkalım’ diyor. Paşa, ‘birazdan’ diyor. Bir daha söylüyor. Bu sefer, Mustafa Kemal, ‘Siz kalkınız’ diyor. Böyle olunca teyzem kalkıp gidiyor. Ama, daha sonra bar topuk olayı yok. Hatta, böyle bir olayın yaşanmadığını söyleyenlerden biri Makbule Hanım. Diğeri Prof. Yurdakul.

    “BİZDE KADINLARIN ÖZGÜVENİ ÇOK YÜKSEKTİR”

    Bizde şöyle bir durum var. Benim anneannem de çok kuvvetli bir kadın. Bunlar kendilerine çok güvenen, özgüveni yüksek kadınlar. Yere kuvvetli basarlardı. Duruşları heybetliydi. Merdivenden sert basarak inerlerdi. Topuklarına basarak inerlerdi. Latife teyzemin merdivenden inişini herkes bilirmiş. Ata binen, araba süren kadın bunlar. Bakmayın siz Latife teyzemin ufak tefek olduğuna.

    Kocası yeni kalp krizi geçirmiş. Sağlığını düşünüyor. Böyle olunca sinirli bir şekilde yürüdüyse o zaman beton evler yok. Hepsi kagir evler. Üst kattaki yürüyüşü duyulmuştur.

    “O KADAR ÇOK YİYİCİ VARDI Kİ; NASIL BAŞEDECEĞİMİ BİLEMEDİM”

    Latife teyzem, ‘Etrafta o kadar çok yiyici vardı ki; nasıl baş edeceğimi bilemedim’ diyor. Çok hay huylu bir evlilik geçiriyorlar. Yeni bir devlet kuruluyor. Lozan yeni imzalanıyor. İngiliz sınırı belirlenmemiş Irak ve Suriye’de. Bir sürü suikast düzenleniyor. Topal Osman vakası. Hükümet buhranı. Fikriye Hanım olayı var. Bunlar arasında karı koca hayatını yaşamaya çalışıyor. Ama çocukları da olmuyor. İki insanı bir arada tutacak olan çocuk olmuyor. Dolayısıyla bir müddet sonra evlilikten ikisi de yoruluyor. Yıllar sonra teyzeme, ‘Ben tekrar aynı şeyleri yaşardım, ama aynı şekilde davranmazdım. Çünkü o zaman etrafta o kadar çok yiyici vardı ki; onlarla nasıl başedeceğimi bilemedim’ diyor.

    “MECLİS’E BİR KADIN VEKİL BULURUM, ÇANKAYA’YA İKİNCİ BİR LATİF BULAMAM”

    Bu sebeplerden boşanıyorlar. Paşa, arkadaşları ile karısı arasında bocalıyor. Devlet bekası bir taraftan; boşanıyorlar. Latife Hanım’ı çok sevdiğini belli ediyor. ‘Ben Meclis’e kadın milletvekili bulurum. Ama Çankaya’ya ikinci bir latif bulamam’ demesi de onu ne kadar sevdiğini gösteriyor.

    LATİFE HANIM’A: CENNETTE KADİFE TENLİ, KARA GÖZLÜ HURİLER VARMIŞ SENİN GİBİ

    ‘Cennette kadife tenli, kara gözlü huriler varmış senin gibi’ diye yazdığı mektupları var. Latife teyzem kendisine ‘bana yaver diyorsunuz bir kılıcım bile yok’ diyor. Atatürk ona ‘Senin kılıcın kalemindir’ diye cevap veriyor. Ama bir hafta sonra kılıç şeklinde içinde kınından çıktığında kalem olabilen yaka iğnesi hediye ediyor.

    “RIZA NUR’UN YAZDIKLARI DOĞRU DEĞİL”

    Rıza Nur’un boşanmayla ilgili yazdıkları doğru değil. Rıza Nur, benim öbür taraftan büyük dedemin damadı olur. Bütün mesele İsmet Paşa’ya olan kinidir. Atatürk onun tarafını tuttu diye ona da kin tutar. Maarif vekili yapılmadığı için. Normal bir adam değildi. Onun söylediklerinin ciddiye alınacak bir tarafı yok. Bunu özellikle belirtmek istiyorum. Bir çok internet sitesinde onun yazdıkları doğruymuş gibi algılanıyor. Yazdıkları doğru değil.

    “BÜTÜN BUNLAR ‘DİŞİ MUSSOLİNİ’ YÜZÜNDEN”

    Latife teyzem, bir mektup yazıyor. 1926 yılında ABD’de yaşayan bir dostuna. Bu mektup, Rıfat Bali’nin kitabında var. O mektupta sanırım yazdığı kişi de Halide Edip. Boşanmayı üç aydır beklediğini ama yine de kendisi için büyük bir tokat olduğunu, bütün bunların kocasının kulağına fısıldayan ‘dişi Mussolini’den kaynaklandığını söylüyor. Burada o kişinin adını açıklayamam. büyük bir problem olur.

    “CENNET BAHÇESİNDE BİR ÇİFTTİK, SONRA O YILAN GELDİ”

    Teyzem, bir keresinde, ‘Cennet bahçesinden çok güzel bir çifttik. Sonra o yılan geldi’ diyor. Herkes Fikriye Hanım sanıyor ama kesinlikle o değil. Teyzem onu sayardı. Latife Hanımın ‘dişi Mussolini’ dediği başka biri.

    ATATÜRK KENDİSİNİ ODAYA KİLİTLİYOR

    Latife teyzem boşanmak istemiyor. Kocasına kimsenin doğru dürüst bakmayacağının farkında. Paşa, Talaknameyi yazıp imzaladıktan sonra ‘Kanadı kırık bülbüle döndüm’ şarkısını dinliyor. Odasına kilitliyor kendini. Herkes kendine bir şey yapacak diye korkuyor. ‘Boş ol’ diye boşanıyorlar. Enver Paşa’nın Aile Kararnamesini aşabilmek için Bakanlar Kurulu kararnamesinde ikisinin aynı anda karar verdiği gibi gösteriliyor.

    ALAFRANGA EVLENİP ALATURKA BOŞANIYORLAR

    Anneannemin tabiriyle, ‘alafranga evlenip alaturka boşanıyorlar’. İzmir Müftüsü karşısında evlenip, kadı karşısında boşanamıyorlar. Şeriata göre, kadı huzurunda boşanamadıkları için aslında boşanmış sayılmazlar diye düşünüyorum.

    LATİFE TEYZEMİN PEŞİNE POLİS TAKILINCA

    Boşandıktan sonra karşılaşıyorlar. Göksu’da sandal sefasında karşılaşıyorlar. Tek bir telefon konuşmaları var. Biri Latife Hanım’ın peşine gizli polis taktıkları zaman. Yağmurda polis çok ıslanınca teyzem, ‘gel ısın’ diyor. Daha sonra Dolmabahçe’yi arıyor ve Paşa’ya; ‘Suikast yapacağımı düşündüğün için mi adam taktınız’ diyor. Paşa, Şükrü Kaya’ya, ‘Siz kim oluyorsunuz benim karımın arkasına polis takıyorsunuz’ diyor. Çok sinirlendiği ve camı pencereyi kırdığı söylenir.

    İSTANBUL’A HER GELİŞİNDE ‘BEYAZ GÜL’

    Atatürk İstanbul’a her geldiğinde evliliklerinin sembolü olan beyaz gül gönderiyor. Öyle kocaman buketler. Ama, Latife teyzem, İstanbul’a geleceği zaman kenti terk edermiş. İki kez İstanbul dışına çıkamamış. Beyaz güllerin gelişinde evde yakalanmış.

    1930’DA ARABULUCULAR DEVREYE GİRMİŞ

    Serbest Fırka kurulacağı zaman Fethi Bey ve Galiba Hanım tekrar bir araya gelmeleri için kolları sıvıyor. Makbule Hanım da destek veriyor. Bu konuda çok gidip gelişler oluyor. ‘Atatürk görevi bittiğinde çiftliğe çekilir. Mutlu ve mesut yaşarlar’ diye düşünüyorlar. Latife teyzem, ‘Ben kocamı bilirim. Politikayı bırakmaz. Çünkü onun kafası böyle işler için çalışan bir makinedir. Çocuk olmayacaksa, aile sıcaklığını hissetmeyeceksem böyle bir maceraya girmem. Gene mutsuz olacağım’ diyor ve kabul etmiyor. Makbule Hanım çok kırılıyor. Araları bundan dolayı da açılıyor.

    BOŞANDIKTAN SONRA VEREM OLUYOR

    Latife teyzem boşandıktan sonra Ayazpaşa’ya geliyor. Bütün aile burada. Başlangıçta çok zayıflıyor ve verem oluyor. Avrupa’ya gidiyor. Pasaport alamıyor. Paşa devreye giriyor ve izin veriyor. 1926’da Tatra’ya gidiyor. Tekrar dönüyor. Ancak evde babası yaşadığı sürece Mustafa Kemal’den hiç bir biçimde söz edemiyor. Çünkü, babası Latife Hanım’a ‘bu adamla evlenme. Bu evlilik sürmez’ diyor. Ama teyzem ısrar ediyor. O zaman, ‘Baba evine dönersen benim olduğum ortamda ne iyi ne de kötü ondan asla bahsetmeyeceksin’ diyor.

    Baba evine dönüyor. Hiçbir zaman babasının olduğu bir ortamda ondan bahsetmiyor. Paşa, en çok zeytinyağlı bakla seviyor. ‘Kemal de çok severdi’ diyemiyor. Bu yüzden anneanneme hep dert yanıyor.

    1938 YILINDA LATİFE HANIM DOLMABAHÇE’DE

    1938 yılında çok önemli bir şey oluyor. Yaz ayları. Bunaltıcı bir sıcak var. Adeviye Hanım’ın anlattığına göre, bir telefon geliyor. Hemen sonra bir araba geliyor. Şükrü Kaya, Latife Hanım’ı alıyor ve Dolmabahçe Sarayı’na götürüyor. Teyzem, Dolmabahçe’den döndüğünde o kadar çok ağlamış ki; sabah da alelacele birkaç eşyasını alıp İsviçre’ye gitmiş. Daha sonra ardından valizleri gönderiliyor. Dolmabahçe’de Mustafa Kemal, Latife Hanım’a hastalığını anlatmış ve öleceğini söylemiş. Demiş ki, ‘İkimiz de çok yanlış işler yaptık. Hatalarımızdan biz asla pişman olacak kişiler değiliz. Ne yaptıysak hatalarımızı gururla taşıdık. Onun için ben üzülmüyorum sen de üzülme. Yalnız senden iki isteğim var. Birincisi ben öldükten sonra ortalık karışabilir. Düzelinceye kadar yurtdışına git. Başına bir şey gelmesin. İkincisi, unutma ayrılırken bana asker sözü verdin. Sen benim yaverimsin. Evliliğimiz ve özel hayatımız konusunda hiç kimseye bahsetmeyeceksin. O sözünü hiç unutma’.

    “BEN İKİ KERE ÖLDÜM: BİRİ BOŞANDIĞIMDA DİĞERİ 1938’DE”

    Dolmabahçe ikisinin helalleştiğini gösteriyor. Latife teyzem yıllar sonra cilt kanserine yakalandığını ailesinden saklamıştı. Öğrenildiğinde bu durum için babama, ‘Ben iki kere öldüm. Biri boşandığımda 1925’de, diğeri 1938. Kemal öldüğünde’ diyor. Her zaman ona aşık kalıyor. (ZETE ÖZEL)

    kynk - zete

         

    Alıntı  
     

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 11-05-2014, 11:02 AM
  2. Latife Hanım Ve Atatürk (08.Temmuz.1923 - ANKARA)
    By Kate in forum Atatürk Resimleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-17-2014, 06:03 AM
  3. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 05-05-2012, 02:23 PM
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05-02-2012, 05:49 PM
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-29-2012, 03:33 PM
Bu Konudaki Etiketler

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Yetkileriniz
  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •