Oyun grupları bir çok uygulamada olduğu gibi oyun saatlerinde çocukların bir arada olmalarını sağlayacak ortamlar yaratmakla bitmiyor. Çocukların herşeyden önce kendi yaşve gelişim düzeyindeki akranlarıyla grup oluşturulması gerekiyor. Çoğu kurumda gözden kaçırılan şey de oyun gruplarının, çocuklara bakan kişilerin de birebir katıldıkları ortamlar, anneler, bakıcılar ve büyükanneler için de bir sosyalleşme, öğrenme ortamları olması. Şimdi bazı anneleri duyar gibiyim: “Biz evde de beraber oynuyoruz!” Buradaki beraberlik ayrılık korkusunu minimize etmeye yönelik. Çocuğunuzun gereksinim duyduğu anlarda sizi görmesi ve rahatlayarak oynuna devam edebilmesi ile ilgili. Hem annelerin de birlikte bir grup oluşturmalarına yarıyor.

Oyun grubu bir saatli bakım hizmetine de döndürülmemeli. Bir çok ebeveyn, oyun gruplarını yuvanın bir başka şekli gibi ya da yuvaya alıştırma yöntemi olarak düşünüyor. Oysa oyun grupları çocukların büyümeleri için gerekli günlük rutinlerini bozmadan gerçekleştirilmesi gereken sosyalleşme programları.

Bazen anneler parkları, kapalı oyun alanlarını çocukların sosyalleşebileceği ortamlar olarak görüyor. Ama bu ortamlarda her yaştan çocuk ve yetişkinlerle beraber ve bizlerin sıkı koruması altında. Oysa oyun grubu ortamlarında paylaşmayı, oyunda sıra beklemeyi öğreniyorlar.

Çocukların beyin gelişimlerinin en hızlı olduğu bu ilk üç yılda asıl gereksinim duyulan, onlara sağlıklı ve güvenli ortamlarda yani oyun gruplarında, gerekli zihinsel, sosyal ve bedensel uyarıları verebilmek. Çocuklar bu uyarıları ayrılık kaygısı yaşamadan almaları sayesinde, bağımsızlık ve özgüvenlerini kazanırken öğrenme süreci de başlamış oluyor. Bu da huzurlu ev yaşantısı, iyi bakım ve duygusal doyum kadar, yaşıtlarıyla birlikte ve doğruseçilmiş eğitim malzemeleriyle yapılan çalışmalardan geçiyor.